Kaynaklar: Yeni nükleer anlaşmada ABD tek belirleyici olmayacak

img
Kaynaklar: Yeni nükleer anlaşmada ABD tek belirleyici olmayacak YDH

Asyalı diplomatik kaynaklar, Çin ve Pakistan'ın ortak girişimi temelinde şekillenen olası ABD-İran anlaşmasının savaşın durdurulması, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'a yönelik bazı yaptırımların kaldırılması gibi maddeler içerdiğini söyledi.




YDH - Asyalı diplomatik kaynaklar, pazar günü El-Meyadin'e yaptıkları açıklamada, İran ile ABD arasında gündemde olan olası anlaşmaya ilişkin sızıntıların, Çin'in daha önce ortaya koyduğu girişimde yer alan maddeleri içerdiğini söyledi.

Kaynaklara göre söz konusu Çin girişimi, 31 Mart'ta Pakistan'a iletilmiş ve daha sonra ortak Çin-Pakistan girişimine dönüşmüştü.

Kaynaklar, Çin-Pakistan girişiminin beş maddeden oluştuğunu belirtti. Halen gündemde bulunan çerçeve anlaşmasının ise bu girişimin dördüncü maddesi kapsamında şekillendiğini aktaran kaynaklar, söz konusu maddenin kalkınma ile güvenlik arasında bağ kurduğunu ve kendi içinde beş temel başlık içerdiğini söyledi.

Kaynaklara göre ilk madde, savaşın ve askeri çatışmaların tamamen durdurulmasını, ayrıca çatışmaların yeniden başlamamasına yönelik güvenceleri kapsıyor.

İkinci madde ise Hürmüz Boğazı'nın iki taraflı olarak yeniden açılmasını içeriyor. Bu çerçevede ABD'nin Hint Okyanusu'ndaki askeri varlıklarının çekilmesi de gündeme geliyor.

Üçüncü maddede İran'ın dondurulmuş varlıklarının bir bölümünün iade edilmesi yer alıyor.

Dördüncü madde, İran enerji sektörüne yönelik tek taraflı yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını öngörüyor.

Beşinci madde ise Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatından herkesin, İran dahil olmak üzere, yararlanmasını içeriyor.

Kaynaklar, Çin-Pakistan girişiminin Hürmüz Boğazı'nı çatışma ve anlaşmazlık alanından çıkarıp herkes açısından çözüm ve uzlaşı noktasına dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi.

Aynı kaynaklar, girişimin müzakerelerin ikinci aşamasına yönelik çözüm fikirleri de içerdiğini belirtti.

Kaynaklara göre ikinci aşama iki ayrı eksene ayrılıyor. İlk eksen İran'ın nükleer dosyasını ele alırken, ikinci eksen savaş sonrasında bölgenin geleceğine odaklanıyor.

Nükleer dosyaya ilişkin olarak kaynaklar, yeni bir format ve yeni işleyiş mekanizmasına sahip ayrı bir anlaşma hazırlanacağını söyledi.

Bu anlaşmanın Pekin, Moskova ile birlikte Avrupalı ve bölgesel tarafların garantörlüğünde şekilleneceğini belirten kaynaklar, yeni modelde İran'ın nükleer dosyasının artık yalnızca Washington'un kontrolünde olmayacağını ifade etti.

Kaynaklar, ABD'nin yeni anlaşmada yalnızca anlaşmaya imza atan başkentlerden biri haline geleceğini söyledi.

Yeni modelin uluslararası mutabakata dayanan kapsamlı bir anlaşma olacağını aktaran kaynaklar, bu yapının İran'ın tüm nükleer programını, zenginleştirilmiş uranyum dahil olmak üzere, kapsayacağını belirtti.

İkinci aşamanın diğer ekseni ise savaş sonrasında bölgenin geleceğine ilişkin planlamayı içeriyor.

Kaynaklara göre Çin, Körfez ülkeleri arasında ABD'nin dışında tutulduğu bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmayı amaçlayan bir mekanizma üzerinde çalışıyor.

Girişim ayrıca Hürmüz Boğazı'nın İran ile Körfez ülkeleri arasında kurulacak koordinasyon mekanizması çerçevesinde yönetilmesini öngörüyor.

Bu modelin, Hürmüz Boğazı'nı çatışma alanı olmaktan çıkarıp çıkarların düzenlendiği ve enerji akışının güvence altına alındığı bir alana dönüştürmeyi hedeflediği belirtildi.

Kaynaklar, bu çerçevede Pekin'in ABD Başkanı Donald Trump'a büyük yatırım fırsatları vadettiğini söyledi.

Kaynaklara göre Çin ayrıca Washington'un müttefiki Körfez ülkeleriyle ortak yatırım projeleri de önerdi.

Kaynaklar, Washington'un bu anlaşmayı kabul etmek zorunda olduğunu ve anlaşmaya ciddi ihtiyaç duyduğunu bildiğini söyledi.

Bununla birlikte kaynaklar, ABD'nin anlaşmayı kamuoyuna büyük bir zafer olarak sunacağını belirtti.

Aynı kaynaklar, Washington'un aslında bu anlaşmanın ABD'nin bölge üzerindeki tek taraflı karar verme konumunu zayıflatacağını bildiğini ifade etti.

Kaynaklara göre anlaşma, ABD'yi bölgedeki tek belirleyici güç olmaktan çıkarıp büyük aktörlerden biri konumuna indirecek.

Kaynaklar, bu nedenlerle Washington'un ilerleyen süreçte anlaşmadan çekilebileceğini, anlaşmayı uygulamayı geciktirebileceğini veya geri adım atabileceğini söyledi.

Kaynaklar ayrıca İsrail'in, Tahran ile Washington arasındaki anlaşmayı başarısızlığa uğratabilecek risk unsurlarından biri olduğunu belirtti.

Kaynaklara göre Washington'un, İsrail'i anlaşmaya bağlı kalmaya ve askeri faaliyetlerini durdurmaya ikna etmesi ya da buna zorlaması gerekiyor.

Bu açıklamalar, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmaya yaklaşıldığına dair haberlerin ve değerlendirmelerin arttığı dönemde geldi.

Tesnim Haber Ajansı da daha önce Washington ile olası ön mutabakatın maddelerine ilişkin bilgiler yayımlamıştı.

Ajans, Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin yeniden başlamasının, ABD'nin uyguladığı ablukanın 30 gün içinde kaldırılması şartına bağlandığını bildirmişti.



Makaleler

Güncel