❝Financial Times’a konuşan Trump, “Kararları ben veririm, Netanyahu değil,” ifadelerini kullandı.❞
Connor Echols
YDH- ABD merkezli dış politika ve analiz platformu Responsible Statecraft baş editörü Connor Echols, Ortadoğu'da giderek derinleşen krizi incelediği analizinde, Washington'ın bölgedeki diplomatik ve stratejik açmazına dikkat çekiyor. Echols, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Direksiyonda ben varım" minvalindeki çıkışlarının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini; Tel Aviv'in Amerikan cephesinden gelen tansiyonu düşürme telkinlerini hiçe sayarak tamamen kendi askeri hedeflerine odaklandığını belirtiyor.
✱✱✱
İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimin ortasında, Ensarullah füze saldırıları düzenleyerek ve Kızıldeniz’deki İsrail gemilerine yönelik “tam ve kesin bir yasak” uygulama taahhüdünde bulunarak İran cephesindeki savaşa yeniden dahil oldu.
Ortadoğu’daki kırılgan ateşkesin artık can çekiştiğini söylemek yanlış olmaz.
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi sabahı Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “cehalet veya aptallık” araya girmediği sürece “barış müzakerelerinde nihai aşamaya gelindiğini” belirterek tüm tarafları tansiyonu düşürmeye çağırdı.
Ancak son gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin dördüncü ayına giren çatışmanın seyri üzerinde sınırlı bir kontrole sahip olduğunu gösteriyor.
Tahran’ın, İsrail’in Lübnan’daki ateşkes ihlallerine misilleme olarak tanımladığı pazar günkü saldırısının ardından Trump, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu halka açık bir şekilde geri adım atmaya ve müzakerelerin sonuç vermesini beklemeye davet etti.
Financial Times’a konuşan Trump, “Kararları ben veririm, Netanyahu değil,” ifadelerini kullandı.
Sadece birkaç saat sonra İsrail, İran genelinde “stratejik savunma sistemleri” diye adlandırdığı hedefleri vurarak saldırılar düzenledi.
İranlı yetkililer, İsrail’in ülkenin güneybatısındaki bir petrokimya tesisini de hedef aldığını açıkladı.
Savaşa hızlı dönüş, ABD’nin bu çatışmanın nasıl başlayacağını tayin etmiş olsa da, nasıl sona ereceği konusunda sadece bir oy hakkına sahip olduğunu açıkça hatırlatıyor.
İsrail savaşı bitirmek için çok az ilgi gösterirken, ABD’deki birçok nüfuzlu İsrail yanlısı çevre, Trump’ın “işi bitirmesi” ve İran hükümetini devirmesi gerektiğini savunuyor.
İran, Lübnan’ın herhangi bir ateşkesin parçası olması gerektiği konusundaki tutumunu korurken, İsrailli yetkililer Beyrut’a yönelik geniş çaplı saldırılar da dahil olmak üzere Hizbullah’a karşı mücadeleyi sürdürmekte kararlı.
Trump’ın İsrail’den gerilimi düşürmesini talep eden açıklamaları, ABD’nin kendi eylemleri ile İsrail’in hamleleri arasında en azından bir miktar kamusal mesafe yaratmaya çalıştığını gösteriyor.
Ancak İran, İsrail ile yıllardır süren kesintili çatışmalardan yorgun düşmüş durumda ve Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alarak elde ettiği kozu sonuna kadar kullanmaya kararlı.
Uygulamada bu, Tahran’ın artık ABD ve İsrail saldırıları arasında ayrım yapmaya istekli olmadığı anlamına geliyor.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Siyonist rejimin Amerika Birleşik Devletleri ile koordinasyon olmaksızın hareket ettiğine kimse inanmıyor,” dedi.
Yine de İran, şu ana kadar Ortadoğu’daki ABD varlıklarına yönelik yeni saldırılar düzenlemekten kaçındı.
Bu nispi itidal, Tahran’ın gelecekteki tırmanışlar için seçeneklerini koruma isteğinden kaynaklanıyor olabilir.
Bir diğer olası açıklama ise İran’ın, Trump’ın özel görüşmelerde, Tahran daha fazla ABD askerini öldürmediği sürece savaşa dönmeyeceğini söylediğine dair haberlere inanmasıdır.
Ensarullah'ın savaşa yeniden girişi, bu denkleme belirsiz bir değişken ekliyor.
Grup, Gazze’deki sözde İsrail savaş suçlarına misilleme olarak İsrail’e yönelik düzenlediği saldırılar nedeniyle Ortadoğu genelinde sempati kazandı.
İsrail güçleri birçok cephede sıkışmış durumdayken, Ensarullah şimdi meşruiyetlerini artırmak ve İsrail ile yüzleşme konusundaki uzun vadeli hedeflerini sürdürmek için yeni bir fırsat görüyor gibi.
Ensarullah, İsrail gemilerini engelleme tehditlerini gerçekleştirirlerse, Trump yönetimi Hürmüz’ün kapanması nedeniyle –ki bu su yolu, Arap devletlerinden gelen Fars Körfezi petrolünün ihracatı için hayati önem taşır– stratejik rotayı yeniden açması adına İsrail’e yardım etmesi için ciddi bir baskıyla karşı karşıya kalacak.
Ancak ABD ordusu bile, Biden ve Trump yönetimlerinin son yıllardaki yoğun çabalarına rağmen, Ensarullah'ı geri adım atmaya zorlama konusunda sınırlı bir yetenek sergiledi.
Ensarullah tehditlerinin İsrail deniz taşımacılığı üzerindeki kesin etkisini belirlemek zaman alacak.
Daha önce, Ensarullah'ın Kızıldeniz’i kısmen ablukaya almaya yönelik önceki girişimleri, birçok nakliye şirketini Süveyş Kanalı yerine Afrika çevresinden dolaşmaya zorlamıştı.
Yemenli örgüt, genellikle yalnızca İsrail gemilerini hedef aldıklarını iddia etseler de, grup “İsrail gemisi” tanımını geniş tuttuğundan, nakliye şirketlerinin geçiş yapıp yapamayacaklarına karar vermelerini zorlaştırıyor.
Bu arada İran, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Lübnan’daki saldırıları durdurması halinde kendi saldırılarına son vereceğini belirterek İsrail ile son gerilim döngüsünü bitirmek istediğinin sinyalini veriyor.
Mesaj açık: Trump, İran ile bir anlaşma istiyorsa önce İsrail’i dizginlemesi gerekecek.
Çeviri: YDH