Anteriyye - Benderiyye

17 Temmuz 2014

YDH Suriye Temsilcisi Mehmet Serim, Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'in yemin töreni konuşmasında verdiği mesajları yazdı.

Antara Bin Şaddad El Absi (M 525-608) İslam öncesi devrin en büyük şair ve savaşçılarından birisi.

Antara büyük şair olmasının yanı sıra maceraperestliği ile de biliniyor. İlginç bir hayat hikayesi olan Antara’nın annesi Zebibe; Beni Abs kabilesinin ileri gelenlerinden olan babası tarafından Habeşistan’dan (Etiyopya) bir kabile savaşı sonrası ‘esir’ olarak alınmış birisi.

Antara bu nedenle köle olarak doğmuş ve yaşamının bir bölümünü bu şekilde geçirmiş.

Antara savaşlardaki kahramanlığı ve zekası ile ün yapmış. Özgürlüğünü de bir savaşta gösterdiği kahramanlıktan sonra kazanmış.

Antara aynı zamanda maceraperest. Amcasının kızına aşık olmuş. Köle statüsünde olmasına rağmen kızı almak için çok uğraşmış. Bir seferinde bir başka kabileden özellikli bir deveyi getirmek gibi maceralara atılmış.

Antara bu nedenlerle Suriye’de “anterleşme!” deyiminin de babası. Suriye’de halk bu deyimi “kabadayılaşma, cengaverleşme” anlamında kullanıyor. Ve eğer birisi sert davranışlar gösterir ya da iddialı söylemlerde bulunursa o kişiye “anterleşme!” deniliyor.

Yani Anteriyye; ucuz kahramanlık, kabadayılık, cengaverlik anlamlarında kullanılıyor. Antere’nin maceraları ve yaşamı, yaşadığı aşklar masallara konu olmuş. Ünlü Rus bestecisi Korsakov bir senfonisini Antere için anlatılan hikayelerden etkilenerek yazmış ve adını ‘Antar’ koymuş.

Muhtemelen ilk defa Esad tarafından kullanılan ‘Benderiyye’ deyiminin ilham kaynağı Suudi Arabistan’ın ünlü istihbaratçısı Bender bin Sultan’ı yazmaya gerek yok.

Suriyelilere göre ülkelerinde olup bitenlerin sorumlusu. Suriyeliler Bender’i ‘bölge halklarına karşı gerçekleştirilen komploda’ başkalarının kölesi olmakla suçluyor.

Yazı konumuz Esad’ın yemin töreninde yaptığı konuşma. Esad’ın konuşması geçmişe dönük olarak ‘biz dememiş miydik’ ve geleceğe dönük olarak ‘savaş yeni başlıyor’ mesajları altında okunabilir.

Erdoğan’a ağır eleştiri

Esad konuşmasında sadece iki isim telaffuz etti: Başbakan Erdoğan ve Suudi Arabistan eski Kralı Abdülaziz Bin Suud.

Esad Erdoğan’ı anarken ‘Anteriyye’ye de Benderiyye’ye de uzağız’ dedi ve ne demek istediğini şu sözler ile açıkladı:

Bildiğiniz gibi Suriye’nin siyaseti hiç bir zaman için Anteriyye’ye sempati ile bakmadı. Biz Anteriyye’yi de Benderiyye’yi de sevmeyiz. Anteriyye ya dünyaya hiçbir gerekçe olmadan ve pervasızca meydan okumaktır ya da ‘kardeşim’ Erdoğan gibi davranmaktır.

Suriye halkını zulümden kurtarmak istiyor ve Emevi camiinde namaz kılma hayalleri kuruyor. Ancak Gazze meselesi olduğu zaman ‘şefkatli ana kucağına özlem duyan uysal bir kuzu gibi olduğunu’ gördük. Mescid-i Aksa’da namaz kılacağını söyleme cesaretini gösteremedi.

Dikkat ederseniz sadece Emevi Camii. Bu Anteriyye’dir (Anterliktir). Ama Benderiyye kısmi şudur: İnsan herkese boyun eğen, eyvallah diyen ucuz birine dönüşür. Kimse işbirlikçilikten bahsetmiyorken bile başkalarına işbirlikçi olur. Kabadayılık da liderlik sevdası da tehlikelidir, insanı uçuruma sürükler.

Esad sözlerinin devamında biz Anteriyye de Benderiyye de olmadık diyerek bir yandan Erdoğan’a yönelik sözlerini sürdürdü diğer yandan isyan sürecindeki politikalarını savundu.

Güldüren alkış

Esad’ın telaffuz Ettiği ikinci isim ise Suudi Arabistan’ın eski krallarından Abdülaziz Bin Suud.

Abdülaziz’i Filistin meselesinde anan Esad Abdülaziz’in ‘İsrail Yahudi yerleşimcilere terk edilmelidir’ sözünü hatırlattı.

Bu sözlerin ardından yükselen alkışlar sonrasında ise ‘beni mi Abdülaziz’i mi alkışlıyorsunuz’ diyerek kahkaha atmaya başladı.

Nankör suçlaması kime?

Filistin konusu Esad’ın konuşmasında kahkahadan daha fazla yer buldu elbette. Esad Filistin davası ve son günlerde yaşanan gelişmeler için şunları söyledi:

Filistin’de olanlara Suriye içinde kimileri ‘uğraşacak çok sorunumuz var diye’ kayıtsız kalıyor, kimileri de ‘ihanetlerinin bedelini ödüyorlar’ tepkisi veriyor.

Bu ikisinden de kaçınmalıyız. Suriye’de yaşananlar Filistin ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle Filistin bizim öncelikli dosyamız olmaya devam edecektir.

Dolayısıyla bizim desteklememiz gereken direnişçi Filistin halkı ile bazı nankörleri birbirinden ayırmak gerekiyor. Gerçek direnişçiler ile direniş maskesi takanları birbirinden ayırt etmezsek İsrail’e hizmet etmiş oluruz.

Esad’ın ‘bazı nankörler’ sözleri ile Hamas’ı ve lideri Halid Meşal’i hedef aldığı kesin.

İsyan süreci başladığında Suriye’yi terk eden Halid Meşal Katar’a yanaşmıştı. Özellikle Hamas’ın El Nusra gibi örgütler ile yaptığı işbirliği sonucu Filistinlilerin Şam’daki Yarmuk Kampından binlerce kişi Lübnan ya da başka şehirlere göç etti, gıda girişi engellendiği için açlıktan ölenler oldu. Yaşanan çatışmalarda Filistin Halk Kurtuluş Cephesi militanları hayatını kaybetti.

Daha önce uyarmıştık

Esad Suriye’de olayların başlamasından sonra bölgenin etkileneceği konusunda uyarıda bulunduklarını ancak bu uyarıların ‘Esad tehdit etti’ şeklinde yansıtıldığını söyledi.

Esad ‘ne yapalım bunun (bölgenin etkileneceğinin) anlaşılması için 12 yıl beklememiz mi gerekiyordu (Irak savaşını kastediyor), daha da ötesi din istismarı ve terörün aynı madalyonun iki yüzü olduğunu anlamak için 30 yıl boyunca kafa kesenlerin, insan ciğeri yiyenlerin bölgemize gelmesini beklemek zorunda mıydık. 80’li yıllarda yaşadığımız katil ‘Şeytanın Kardeşleri’ (Müslüman Kardeşleri kastediyor) deneyimi ders almamız için yeterli değil miydi?’ diyerek geçmişte hem kendilerinin hem bölge ülkelerinin uyguladıkları politikaları da eleştirdi ve bundan sonrası için (temel) öğretimin yanı sıra eğitime de önem vereceklerini belirtti.

Yolsuzlukla mücadele sözü

Esad durumu anlatan sözlerinin yanı sıra gelecek dönem için de mesajlar verdi. Bu mesajlar toplum ve yönetim içindi.

Toplumsal açıdan Suriye halkının zor günler geçirdiğini anlattı. Ahlaki, psikolojik ve maddi açıdan çalışmalar yapılacağını belirtti. Ahlaki yapı açısından Suriye’nin büyük bir çöküntü yaşadığı ortada.

Özellikle çatışmaların yaşandığı bölgelerde soygun, adam kaçırma, yağma, tecavüz, uyuşturucu ticareti son derece yaygın ve Esad bunun farkında.

Diğer yandan insanların psikolojisi yaşanan savaştan, cinayetlerden, adam kaçırmalardan, yolsuzluktan, rüşvetten dolayı bozulmuş durumda ve bunun etkisi yıllar boyunca sürebilir. Esad’ın ahlaki ve psikolojik konuları sıralamada maddi; yani altyapı, inşaat maddesinin önüne koyması durumu açıkça ortaya koyuyor.

Esad’ın üzerinde durduğu yolsuzluk ülkenin içini kemiriyor ve ‘savaş ekonomisi’ ile birlikte daha da artmış durumda. Esad yolsuzluk konusuna büyük önem vereceklerini belirterek toplumu rahatlatmaya çalıştı.

Direniş’e selam

Esad konuşmasında ‘kendilerine verdiği destekten dolayı adını anmadan (direniş diyerek) Hizbullah’ı ve Rusya, İran ve Çin’i selamladı.

Esad’ın konuşmasından önümüzdeki günlerde Suriye ordusunun ne yapacağı konusunda mesajlar da çıktı.

Halep’i selamlayan Esad, Rakka halkını selamlarken ‘bekleyin, yakında sizi kurtaracağız’ mesajı verdi.

Esad’ın konuşması genel olarak değerlendirildiğinde geleceğe dönük mesajlarından savaşı artık kafasında bitirdiği ve Suriye’yi yeniden rayına oturtmayı düşündüğü söylenebilir.

Yönetim dışarıdaki senaryolara rağmen içeride artık olayların yavaş yavaş sona ereceğini, ülkede bozulan altyapının onarımına geçileceği, yolsuzlukla mücadele edileceği, kalkınmanın yeniden sağlanacağı bir sürece girildiğini düşünüyor ve planlarını ona göre yapıyor.

Esad bu konuşmasında önceki konuşmalarına göre daha rahattı. Her zamanki sakın, iddiasız ama satır aralarında önemli mesajlar taşıyan üslubunu bu kez de sürdürdü.

Törene Müslümanların yanı sıra Hıristiyan din adamları ve toplumun çeşitli kesimlerinden temsilciler de davet edilmişti. Bu da Esad’ın dünyaya karşı birlik mesajıydı.