YDH - İsrail ve ABD, Filistin direnişi üzerinde baskıyı artırmak için yeni bir strateji izliyor ve üç senaryo masada: Hamas liderlerinin sürgün edilmesiyle birlikte Gazze’nin silahsızlandırılması, daha yıkıcı bir savaşın başlatılması veya Ramazan ayı boyunca ateşkesin uzatılması. İsrail, Selahaddin Koridorunu tampon bölge olarak kontrol altında tutacağını açıklayarak gerilimi tırmandırıyor ve Hamas’ı tepki vermeye zorluyor. Şu an için ateşkesin uzatılması tercih ediliyor, ancak bu, esir takaslarını İsrail lehine ilerletmek ve Hamas’ı taviz vermeye zorlamak için bir taktik olarak görülüyor. Hamas ise Ramazan sonrasına kadar kader belirleyici kararlar almaktan kaçınıyor. El-Ahbar yazarı Yahya Dabuk’a göre bu süreçte, İsrail sahada oldu bittiler yaratırken, Filistinliler zaman baskısı, müzakereler ve savaş tehditleri arasında sıkışmış durumda.
İsrail, askeri hazırlıklarıyla paralel olarak siyasi gerilimi tırmandırdı ve ABD ile koordineli yeni bir strateji izlemeye başladı.
Bu strateji, Hamas üzerinde baskı kurmayı ve hareketi önemli tavizler vermeye zorlamayı hedefliyor. Stratejinin ana hatları netleşti: Ya daha önce görülmemiş bir yoğunlukta, Amerika’nın açık desteğiyle çatışmaların yeniden başlatılması ya da Gazze’nin tamamen silahsızlandırılması ve direniş gruplarının liderlerinin yurtdışına sürgün edilmesiyle sonuçlanacak bir "çözüm".
Bu dayatılmaya çalışılan denklemin içinde, şu an için tercih edilen üçüncü bir seçenek ortaya çıktı: Ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının uzatılarak tüm Ramazan ayı boyunca geçerli kalması ve ardından Hamas’ın yukarıda belirtilen denkleme göre seçeneklerini belirlemesi.
Bu yaklaşımın şekillenmesi, Tel Aviv ve Washington arasında titiz bir koordinasyonun ardından gerçekleşti.
Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’in savaşa dönme kararı alması halinde tam destek vereceğini açıklamasıyla aynı zamana denk geldi.
Fakat Trump, aynı zamanda anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanması gerektiğini de vurguladı.
Daha fazla baskı oluşturmak için uygun bir zemin hazırlama bağlamında, İsrail son iki gün içinde üst düzey siyasi kaynaklar aracılığıyla defalarca, Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan Selahaddin Koridorundan çekilmeyeceğini ve bu bölgeyi kontrol altında tutacağını duyurdu.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, dün yaptığı açıklamada, bu koridorun “tamamen İsrail-Suriye ve Lübnan sınırlarındaki gibi bir tampon bölge olacağını” belirtti.
Bu açıklamalar, Hamas’ı öfkeli tepkiler vermeye zorlayarak, bu tepkilerin ateşkesi ihlal ettiği iddiasıyla İsrail’in Amerika’nın desteği altında saldırılarını yeniden başlatmasını meşrulaştırmayı amaçlayan bir gerilim mesajı taşıyor.
İsrail’in Hamas’a sunduğu seçenekler, üç ana yol olarak ayrılıyor:
— Birinci yol: İsrail’in açık koşulları doğrultusunda ikinci aşama için müzakereler yürütmek. Bu koşullar, "Hamas ve İslami Cihad liderliğinin üçüncü bir ülkeye sürgün edilmesi ve her iki grubun askeri kanatlarının dağıtılmasını” içeriyor. Karşılığında İsrail, Gazze Şeridi ve Filadelfi Koridoru’ndan tamamen çekilecek.
— İkinci yol: Hamas’ın ilk talebi reddetmesi durumunda savaşın yeniden başlatılması. Bu savaş, önceki çatışmalardan daha yıkıcı olacak ve sınırsız Amerikan desteğiyle sürdürülecek.
— Üçüncü yol: Ramazan ayı boyunca anlaşmanın ilk aşamasının uzatılması. Buna karşılık, İsrailli esirlerin partiler halinde serbest bırakılması sağlanacak. Bu, İsrail’e esir kartını tüketmek ve gelecekteki kararlar üzerindeki etkisini azaltmak için ek süre kazandıracak.
Mevcut göstergelere göre, Tel Aviv şu aşamada üçüncü seçeneği tercih ediyor; zira Hamas’ın ilk iki seçeneği kabul etmesi neredeyse imkânsız görünüyor.
Dolayısıyla Hamas’ın İsrail’in taahhütlerinden geri adım attığına yönelik eleştirilerine rağmen ateşkesin uzatılması, İsrail’e yeni koşullar altında esir takası işlemlerini tamamlama fırsatı sunuyor.
Aynı zamanda, Hamas’ı gelecekte taviz vermeye zorlamak için sürekli baskı uygulanmaya devam ediyor.
Hamas açısından ise, önümüzdeki dört hafta boyunca mevcut durumun korunması gerçekçi bir seçenek olarak görünüyor. Hareket, Ramazan ayı sona ermeden kader belirleyici kararlar almaktan kaçınmayı tercih ediyor; zira bu tarihten sonra gelecekteki yol daha net bir şekilde ortaya çıkacak.
Bu bağlamda İsrail gazetesi Haaretz, Tel Aviv’deki siyasi kurumun, ilk aşama kapsamında daha fazla İsrailli esirin serbest bırakılmasını teşvik etmeyi tercih ettiğini ve bunun karşılığında Filistinli esirlerin serbest bırakılacağını, ancak yeni bir "anahtar" üzerinde müzakere edileceğini belirtti.
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Amerikan yönetiminin "görüşmelerdeki temel engeli, yani İsrail’in Amerika’nın desteğiyle Hamas’ın Gazze’de yönetici bir güç olarak kalmasını ve silahlı yapısının korunmasını reddetme talebini ortadan kaldırabilecek önerileri değerlendirdiğini" ifade etti.
Böylece, Gazze’deki kader belirleyici kararlar bir kez daha erteleniyor ve savaş ile uzlaşma arasındaki nihai çözüm birkaç hafta daha öteleniyor.
Sahnedeki tek belirsizlik, tüm senaryoları mümkün kılıyor. Fakat kesin olan şu ki, İsrail her fırsatı değerlendirerek sahada daha fazla oldu bitti yaratmaya çalışıyor.
Filistinliler ise zamanın baskısı, müzakereler ve savaş tehditleri arasında sıkışmış durumda.
Çeviri: YDH