YDH - Amerikan haber sitesi Axios, Başkan Donald Trump'ın, ülkenin önde gelen kurumlarının bağımsızlığını sistematik olarak zayıflattığını ve sınırsız yetki arayışında olduğunu yazdı.
Haberde, modern tarihte bir ilk olduğu belirtilen Fed Guvernörü Lisa Cook'un görevden alınması, merkez bankasının bağımsızlığının dahi dokunulmaz olmadığının göstergesi olarak yorumlandı.
Trump'ın salı günü Chicago'ya Ulusal Muhafızları gönderme tehdidinden bahsederken, "İstediğim her şeyi yapma hakkına sahibim. Ben Amerika Birleşik Devletleri Başkanıyım," dediği aktarıldı.
Axios'a göre Trump, yedi aylık süreçte "ele geçirebildiğini kontrol altına al, karşı koyanı tartışmaya aç, direnenleri cezalandır" stratejisiyle gücünü merkezileştirdi.
Haberde, Trump'ın yürütme organı üzerinde kesin hakimiyet kurarak federal bürokrasideki bağımsız yapıları hedef aldığı belirtildi.
Bu kurumlar arasında Adalet Bakanlığı, istihbarat camiası, bağımsız düzenleyici kurumlar ve başkent Washington'daki bazı idari yapılar sayıldı.
Habere göre Trump, Adalet Bakanlığını Demokratlara ve kendi muhaliflerine yönelik soruşturmalar yürüten isimlerle doldurarak, ülkenin "baş kolluk gücünün" başsavcı değil, kendisi olduğunu ilan etti.
İstihbarat camiasında ise gizli bilgi sızdırmakla suçlananların güvenlik izinleri iptal edildi ve personel sayısında ciddi azaltmaya gidildi.
Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, Savunma İstihbarat Teşkilatı başkanını, kurumun İran'a yönelik saldırıların Trump'ın iddia ettiğinden daha az başarılı geçtiğini belirten raporu sonrası görevden aldığı kaydedildi.
Ayrıca Trump'ın, çıkardığı bir kararnameyle Tüketici Mali Koruma Bürosu gibi düzenleyici kurumları doğrudan Beyaz Saray'a bağladığı ve 20'den fazla başmüfettişi görevden aldığı ifade edildi.
Haberde, Trump'ın müdahalesiyle karşılaşan ancak henüz tam olarak kontrol altına alınamayan kurumların da bulunduğu vurgulandı. Bu alanlar ordu, Kongre, akademi, hukuk çevreleri ve özel sektör olarak sıralandı.
Trump'ın üst düzey generalleri görevden aldığı, yeni dört yıldızlı komutan adaylarıyla bizzat görüştüğü ve siyasi içerikli konuşmalarını tarafsız kalması gereken askeri mekanlarda yaptığı belirtildi.
Kongre'nin gümrük vergileri ve savaş yetkileri gibi asli görevlerinin ise olağanüstü hal ilanlarıyla devre dışı bırakıldığı kaydedildi.
Yönetimin ayrıca, federal finansman gücünü kullanarak elit üniversitelerden ve hukuk firmalarından 1 milyar dolardan fazla tazminat aldığı ve özel sektöre gümrük vergisi tehditleriyle müdahale ettiği aktarıldı.
Axios'un haberine göre, bazı kurumlar Trump'a karşı denge unsuru olmayı sürdürüyor. Federal yargıçların Trump'ın birçok politikasını askıya aldığı, ancak Beyaz Saray'ın "isyankar" olarak nitelendirdiği yargıçları hedef alarak yargı üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.
Büyük medya kuruluşlarının Trump yönetimini araştırmaya devam ettiği, Trump'ın ise erişimi kısıtlayarak ve yayıncıları düzenleyici yaptırımlarla tehdit ederek bu denetimi zayıflatmaya çalıştığı belirtildi.
Demokrat Partinin ise Kongre oturumları, davalar ve eyalet hükümetleri aracılığıyla muhalefetini sürdürdüğü vurgulandı.
Haberde, Beyaz Saray yetkilisi Stephen Miller'ın partiyi "yerli aşırılıkçı örgüt" olarak tanımladığına dikkat çekilerek, bu söylemin 2026 ara seçimleri öncesi olası bir baskıya zemin hazırlayabileceği ifade edildi.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, "Başkan'ın tek intikamı, ülke için elde ettiği başarılar ve tarihi kazanımlar olacak," ifadesini kullandı.
Desai, açıklamasında şunları kaydetti:
"Biden yönetimi adalet sistemini siyasi rakipleri kovuşturmak ve Amerikalıların ifade özgürlüğünü sansürlemek için yozlaştırmıştı. Trump yönetimi ise Anayasa ve Kongre'nin verdiği tüm yürütme yetkilerini kullanarak Amerika'yı ve Amerikalıları öne çıkarmaya devam edecek."