YDH- Dubai’de yaşayan Lübnan asıllı Avustralya vatandaşı Gazeteci Mario Nevfel, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack ile bir röportaj gerçekleştirdi.
Röportajda İsrail ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) yürütülen gizli barış görüşmeleri hakkında ilk kez konuşan ABD'li yetkili kritik sorulara yanıt verdi.
Ayrıca, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve HTŞ lideri Colani ile gerçekleştirdiği temasları anlatarak, bölgenin “uçurumun kenarında” olduğunu ancak hâlâ barış için umut bulunduğunu söyledi.
Suriye'de sürecin kırılgan olduğunu ancak alternatif bir plan bulunmadığını vurgulayan ABD'li yetkili HTŞ rejimi ve Suriye'nin geleceği hakkında “B planı yok. Plan bu.” diyor.
Barrack, Suriye konusundaki açıklamalarında el-Kaide bağlantılı bir Sünni köktendinci savaşçının, aniden bölgenin en önemli ülkelerinden birinin başkanı olmasının nasıl mümkün olabildiğine dair soruları yanıtladı.
Colani'nin hedeflerinin ABD’nin bölgesel hedefleriyle örtüştüğünü vurgulayarak “Evet, ona güveniyorum ve inanıyorum” dedi.
Barrack'a göre, Colani'nin hedefleri, Suriye’de yeni bir bölgesel anlayış yaratmak ve ülkeyi refah, istikrar ve güvenliğe taşıyacak yeni bir yola yönlendirmek.
Barrack, Suriye’deki rejim değişikliği ve sonrasına ilişkin Trump’ın şu ifadelerini aktardı:
“Suriye’de şansımız yok, B planımız yok. Eğer Suriye yeniden düşerse, IŞİD, İran, Hizbullah, Hamas ve Husilerden kaynaklanacak terör tehdidi dramatik boyutlara ulaşır. Ona bir şans vereceğim ve verdim.”
ABD’li yetkili, bölge ülkelerinin sürece destek verdiğini de belirterek, “Körfez ülkeleri yardım ediyor, Türkiye yardım ediyor, Ürdün yardım ediyor. Lübnan ile ilişkiler zayıf çünkü Lübnanlılar Trump’ın gündeminden emin değil. İsrail de sürece dahil” dedi.
Barrack, iç meselelerin önemine de değinerek, Dürziler, Kürtler ve elit grupların toprak taleplerini hatırlattı ve HTŞ lideri Colani’nin merkezi bir Suriye hükümeti kurma hedefini vurguladı. Federal programların bugüne kadar işe yaramadığını ifade eden Barrack, şunları söyledi:
“Başkan Trump, Suriye’de rejim değişikliğinden sorumlu değil. 1948’den bu yana ABD’nin öncülüğünde yapılan on rejim değişikliği girişiminin hiçbiri başarılı olmadı. Irak’a 3 trilyon dolar harcadık, Afganistan’a girdik ve çıktık, Libya’ya müdahale ettik; hiçbirisi sonuç vermedi. Artık sahada yeni asker yok, rejim değişikliği yok. Biz destek veriyoruz, ama bölge toplumunun da işbirliği yapması şart.”
Kaynak kısıtlılıkları ve iç sorunlara da değinen Barrack, “Azınlıkları yeni merkezi hükümete entegre etmek zaman alıyor; bu süreçte hatalar ve yanlış adımlar kaçınılmaz oluyor” dedi.
Barrack, HTŞ lideri Colani’ye duyduğu güveni ise şöyle açıkladı:
“Herkes bana ‘Colani’ye güveniyor musun?’ diye soruyor. Cevabım evet. Ona güveniyorum, ona inanıyorum. Bugünkü hedeflerinin bizim hedeflerimizle örtüştüğünden eminim.”
Suriye’de istikrarın olmamasının kendilerine herhangi bir çıkar sağlamadığını vurgulayan Barrack, “Bölgedeki düşmanca unsurlar, istikrarı bozmak için ellerinden geleni yapıyor. Peki, Suriye’de istikrar istemeyenler kimler?” diye sorulması üzerine, cevabı net oldu:
“Bir numara İran. Amerika Birleşik Devletleri’nin açıkça düşmanı. Hizbullah, Hamas, Ensarullah ve diğer vekilleri hâlâ fonlanıyor ve destekleniyor. Yaptırımların onları sorumlu tutmak için olduğunu, İsrail’in de benzer şekilde hareket ettiğini biliyoruz.”
Barrack, Suriye’nin müttefiki olarak Türkiye’nin önemine de işaret ediyor. PKK’nın ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak kabul edildiğini belirtiyor.
Öte yandan, PKK ile doğrudan bağlantısı olmayan ancak IŞİD’le mücadelede müttefik olarak görev alan SDG ve YPG gibi örgütlerin varlığını hatırlatıyor; bu grupların kökeninin PKK’ya dayandığını ifade ediyor.
Colani’nin, İsrail’e ve niyetlerine güvenip güvenmediği sorulduğunda Barrack, “Önemli olan diyalog” diyor.
Colani'nin İsrail ile diyaloğu doğru şekilde ilerlettiğini açıklayan Barrack, şimdiye kadar iki tarihi toplantı yaptıklarını ve bunun 30 yıldır yapılmamış bir görüşme olduğunu belirtiyor; deneyimi ise kendisini “aklımı başımdan aldı” diye etkilediğini ifade ediyor.
Barrack, toplantıların Paris’te gerçekleştiğini ve Fransız tarafının sürece önemli destek sağladığını anlatıyor.
Barrack’a göre, “İsrail ve HTŞ tarafları ücut dilleriyle ilk adımları atarak bazı konularda uzlaşma sağlayıp sağlayamayacaklarını test ettiler. Ve anlaştılar” diyor.
Barrack, bunun üç hafta sonra yapılan bir sonraki toplantıya ve sürecin bir sonraki aşamasına zemin hazırladığını belirtiyor.
Barrack, Colani’nin yaklaşımını ise: “Bütün komşularımı memnun etmeliyim, herkesi memnun etmeliyim.” şeklinde açıklıyor.
Barrack, bu süreçte bir tarafta İsrail, diğer tarafta Türkiye olduğunu belirtirken, eş zamanlı olarak bölgedeki liderler ve Körfez ülkeleriyle yürütülen süreci de detaylandırarak Colani’nin desteklenmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı.
Barrack, Jared Kushner ve Trump’ın ilk döneminde başlattıkları diplomatik girişimlere dikkat çekerek “O dönemde, onları şimdi bölgenin kurtarıcısı hâline gelen Körfez ülkeleriyle tanıştırdım. Amaç, İsrail ile bir tür uyum sağlamaktı. Küçük ülkeler için, monarşileri varsa bu daha kolay. Suudi Arabistan küçük bir ülke değil, onlar için daha zor; bu yüzden zaman gerekiyor. Ama Muhammed bin Selman harika ve ilham verici bir genç.” dedi.