YDH- Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Burc el-Baracne’deki İmam Hüseyin Camii’nde verdiği Cuma hutbesinde, Lübnan’ın hayatta kalması ve korunması için siyasi ve ulusal birliğin önemine vurgu yaptı.
İsrail işgal varlığına karşı direniş dışında bir yaşam biçimi olmadığını ve bu varlığın yalnızca güç dilinden anladığını belirten Kabalan, “Zayıf bir Lübnan, bir arada yaşamayı, ulusal karar alma mekanizmalarını ve egemenliğini korumak için tüm yapılarına, güçlerine ve yeteneklerine ihtiyaç duyar” dedi.
Siyasetçilere seslenen Kabalan, İsrail’i “hain bir varlık, kanlı bir ideoloji ve savaş ile katliamlarla beslenen bir proje” olarak tanımladı.
Devlete çağrıda bulunarak, “İsrail’le savaşıyoruz çünkü devlet İsrail’le savaşmak istemiyor; savaşmayan devlet, ülkesine ve halkına ihanet ediyor” dedi.
Lübnan’ın başkaları için bir çatışma alanı olmasını reddettiklerini vurgulayarak sorunun, ulusal görevlerini yerine getirmeyen, devleti ve halkı bir müteahhit veya tüccar gibi yöneten yetkililerde yattığını söyledi.
Vatan ve vatandaş bağının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kabalan, mezhepçilik oyunlarını aşacak daha büyük bir milli projeye ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Milli birliğin koşullarını sağlama ve mezhep çatışmalarının, bölünme ve intikam söylemlerinin önüne geçme çağrısında bulunan Kabalan, milli birliği “göksel bir kader ve ebedi bir tarihi değer” olarak nitelendirerek mezhepsel ve siyasi ayrımcılığın toplumu böldüğünü, Güney’i savunmasız bırakan siyasi projelerin ise başkent Beyrut’a ihanet ettiğini vurguladı.
Sur şehri hakkında ise “Milleti korumayan otorite, düşmüş bir otoritedir” dedi.
Siyasi güçlere mezhepçi politikaları terk edip ulusal tüzükler lehine hareket etmeleri çağrısında bulunan Kabalan, iktidar partisinin hatalı kararlarının Lübnan’ı felakete sürükleyebileceğini vurgulayarak, hükümetin ya ülkeyi istikrara kavuşturacağını ya da kaos ateşine atacağını ve liderliğin ulusal eylemi dış müdahalelere ve bölücü oyunlara karşı egemen bir garanti haline getirmesi gerektiğini belirtti.
Toplumsal boyuta değinen Kabalan, İmam Musa es-Sadr’ın, milletin açlık ve yoksulluk içinde yaşayamayacağını vurguladığını hatırlatarak devletin, mezhepçilik yerine vatandaşlığa dayalı sosyal adalet, kalkınma ve ekonomik projeler ile kamu hizmetleri sunması gerektiğini söyledi.
Ulusal birlik konusunda Müftü Kabalan, Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki bağın Lübnan’ın temelini oluşturduğunu vurgulayarak iç çekişmelerin dış savaşlardan daha tehlikeli olduğunu, kışkırtma ve mezhepsel çekişmelerin toplumu böldüğünü söyledi.
Lübnan ordusunun, siyasi ve mezhepsel oyunlara karşı korunmasının ulusal güvenlik için hayati önemde olduğunu vurgulayan Kabalan, İmam Sadr’ın mirasına sahip çıkmanın Lübnan’ın, bölgenin ve dünyanın çıkarlarına hizmet etmek olduğunu belirtti.
Son olarak, Kabalan Lübnan Ordusu’nun ülkeyi birleştiren en güçlü güç olduğunu vurguladı.
Ordunun iç çekişmeler ve şüpheli siyasi oyunlar için değil, sınırlar ve ulusal savunma için çalışması gerektiğini belirtti. “Ordunun ülkeyi güvence altına alan kalkan olmasından daha azına razı olmayacağız” dedi.
Gerekenin, Lübnan’ı bir arada tutmak ve ulusal egemenliği korumak olduğunu söyleyen Kabalan, ordu, halk ve direnişin ortaklığını içeren ulusal savunmanın tüm gereklilikleriyle ulusal egemenliğin korunması gerektiğini vurguladı.
Meclis Başkanı Nebih Berri’nin, ulusal otorite ve direnişin sembolü olduğunu belirterek, ona atıfta bulunmadan hiçbir kurum, hükümet veya ulusal dayanışmanın var olamayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Josef Aun’a da, en önemli ulusal görevlerini yerine getirme sorumluluğunu hatırlattı.
Hükümete yönelik uyarısında, “Lübnan, nifak ateşiyle oynayanlar tarafından ciddi şekilde tehdit ediliyor. Ülkeyi parçalamak, egemen gücünü boşaltmak ve dış güçlere itaat etmek isteyenler var” dedi.