YDH - Suriye’de Müslüman Kardeşler, sahadaki etkisi azalsa da tarihsel örgütlülüğü nedeniyle yeni rejimin kaygıyla izlediği bir hareket. Colani'nin basın danışmanı Ahmed Zeydan, İhvan'ın kendini feshetmesini, devletin tam hâkimiyeti ve siyasi istikrar için gerekli görüyor. Ancak Lübnan merkezli el-Hanadık portalının yorumuna göre bu yaklaşım, muhalif tüm akımların bastırılması ihtimalini doğuruyor ve değişim söylemlerinin yüzeyde kalacağına işaret ediyor. İhvan'ın ise isim değiştirerek ya da farklı yollarla varlığını sürdürmesi muhtemel görünüyor.
Suriye’de Müslüman Kardeşler, köklü örgütlenmesi ve uzun tarihiyle en eski İslami akımlardan biri kabul ediliyor. Son on yıllarda sahadaki ve siyasetteki etkisi gerilese de bu geçmiş, yeni rejim açısından hâlâ kaygı nedeni.
Geniş çaplı değişimlerin ardından kendi konumunu sağlamlaştırmaya çalışan siyasi ortamda, Ebu Muhammed el-Colani'nin basın danışmanı Ahmed Zeydan’ın hareketin feshedilmesini gündeme getirmesi, kişisel ve stratejik korkularla bağlantılı görülüyor.
Zeydan, Kardeşlerin nüfuz alanı kazanmasının veya taban oluşturmasının, liderliğin kararlarını zorlaştırabileceğini düşünüyor. Tehdit bugünkü örgütsel yapıda değil, hareketin tarihsel imkânları ve iç-dış bağlantılarında yatıyor.
Bu nedenle öneri, gelecekte devlet üzerinde baskı kurabilecek muhtemel bir aktörü daha şimdiden saf dışı bırakma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Böylece rejim, siyasi sahnede tam hâkimiyet sağlamak ve alternatif güçlerin meşruiyetini sarsmasını engellemek istiyor.
Ahmed Zeydan, Kardeşlerin kendilerini feshetmesi gerektiğini savunuyor. Ona göre, yeni rejime yönelik görünürdeki destek bile, eski örgütsel yapının sürmesi halinde devlete yönelik potansiyel bir dikkat dağınıklığı yaratıyor.
Zeydan, siyasetin ve kurumların güncellenmesi gerektiğini, eski yapılara bağlı örgütlerin Suriye’deki yeni koşullara ayak uyduramayacağını söylüyor. Ona göre Kardeşlerin bağımsız bir yapı olarak kalması, kararların merkezileşmesine karşı potansiyel bir tehdit veya alternatif fikir merkezi gibi algılanabilir. Bu da zamanla baskıya dönüşebilir.
Dolayısıyla fesih önerisi, yalnızca örgütsel bir düzenleme değil, aynı zamanda yeni rejimin tam hâkimiyetini garanti altına almaya dönük önleyici bir adım niteliğinde.
Yeni rejimin Müslüman Kardeşler’e karşı tutumu, görünürdeki desteğe rağmen örgütün saf dışı bırakılması yönünde şekillenirse, bu diğer muhalif ve bağımsız akımlar için de yol gösterici olur.
Farklı görüşleri olan ya da rejimi eleştiren her grup, barışçıl bile olsa aynı baskılarla karşılaşabilir. Bu durumda ifade özgürlüğü ve demokrasi söylemleri sınırlı kalır.
Değişim, yalnızca bir slogan olurken, gerçeklik siyasal kararların ve kamusal hayatın merkezileşmesiyle şekillenir. Bu yaklaşım, önceki baskıcı rejimleri hatırlatır.
Reform, yenilenme ya da eski politikaların aşıldığı söylemleri yüzeysel kalır. Böylece eski rejimden isimler ve yapılar silinse de yönetim tarzı değişmez. Muhalif sesler kısıtlanır, kimlerin sürece katılabileceğine ve kimlerin dışarıda bırakılacağına rejim karar verir.
Bu tablo, Suriye halkının uzun zamandır şikâyet ettiği durumun sürmesi anlamına gelir. O halde halkın umut ettiği değişim, mevcut iktidar altında gerçekleşmeyecek görünüyor.
Müslüman Kardeşler’in feshe zorlanması, örgütün tamamen dağılmasına yol açmayabilir. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, hareketin kimliği güçlü; onlarca yıldır kökleşmiş ideolojik ve toplumsal bir ağ söz konusu.
Bu nedenle üyelerin psikolojik ve sosyal olarak kendi elleriyle dağılması kolay değil. İkincisi, dış baskıya boyun eğmek örgüt içinde teslimiyet veya işbirliği olarak yorumlanır. Bu da özellikle siyasi rol üstlenmek isteyen genç üyeler arasında tepki doğurur.
Üçüncüsü, hareket isim değişiklikleriyle varlığını sürdürme kabiliyetine sahip. Başka ülkelerde olduğu gibi kanatlarını yeniden adlandırarak fiilen var olmaya devam edebilir.
Böylece siyasi ve toplumsal faaliyetlerini sürdürürken yeni rejimle doğrudan çatışmaya girmekten kaçınabilir.
Çeviri: YDH