
YDH - Hizbullah'ın Lübnan meclisindeki grubu Direnişe Vefa İttifakı milletvekili Hasan Fadlullah, ülkelerin zorlu koşullardan geçmesinin teslim olmaları ya da boyun eğmeyi kabul etmeleri anlamına gelmediğini söyledi.
Fadlullah, "Savaş meraklısı değiliz, onu aramıyoruz ve istemiyoruz. Ancak düşman karşısında hiçbir teslimiyeti kabul etmeyeceğiz. Lübnan'ın herhangi bir başlık, slogan veya girişim altında teslim olmasına izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
Zor bir dönemden geçilirken ülkenin düşmana satılıp satılmayacağını soran Fadlullah, "Egemenliğimizi, özgürlüğümüzü, onurumuzu ve zenginliklerimizi onlara mı sunacağız?" ifadesini kullandı.
El-Ahbar'ın haberine göre Hasan Fadlullah, dün Bir Hasan'da Şehit Muhammed Yusuf Salih için düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, mevcut aşamanın iç bütünlük, birleşik bir ulusal duruş, daha fazla tahammül ve sabırla aşılabileceğini belirtti.
Ateşkes anlaşmasının uygulanması için garantör taraflar üzerinde mümkün olan her türlü baskının uygulanması gerektiğini vurgulayan Fadlullah, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer şu anda güç dengelerinde bozulmaya yol açan yerel ve bölgesel koşullar varsa, bu Lübnan'daki her şeyi bitirip ülkeyi tüm güç unsurlarından arındıracağımız ve onu bu düşmanın önünde kolay bir lokma haline getireceğimiz anlamına gelmez."
Son günlerde İsrail'in Lübnan'a bir saldırı düzenleyeceği yönündeki söylemlere de değinen Fadlullah, ülkelerine yönelik saldırıların zaten her gün devam ettiğini kaydetti.
Fadlullah, "Duyduklarımız ve düşmanın yaptıkları karşısında irademizi ve tercihimizi kıramayacak, bizi taviz vermeye ve teslim olmaya zorlayamayacaklar. Fedakârlığın ve mücadelenin seviyesi ne olursa olsun, onun karşısında yıkılmayız" dedi.
Bugüne kadar Lübnan'a saldırıyı durdurabilecek herhangi bir siyasi seçenek veya girişimin sunulmadığını belirten Fadlullah, "Lübnan'a sunulan tek şey, düşmana tam teslimiyettir" diye ekledi.
Fadlullah, saldırı ve cinayet silsilesini durdurmak, köyleri ve kasabaları yeniden inşa etmek ve İsrail'in sınır boyunca bir tampon bölge oluşturma hedefini engellemek için iki yol üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
İlk yolun, devletin tüm kurumlarıyla görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi ve halkıyla güveni yeniden tesis etmesi olduğunu söyledi.
İkinci yolun ise yeniden imar ve insanların köylerine geri dönmesi için mümkün olan tüm adımların atılması olduğunu belirtti.