Hizbullah ateşkes anlaşmasından çıktı mı?

30 Kasım 2025

"Bu açıklama, yanıtın kesinliği ve geri dönülemezliği nedeniyle tevil ve içtihada kapalıdır. Konuşmadan öncesi ile sonrası artık bir olmayacaktır."

YDH - Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, üst düzey komutan Heysem Ali Tabatabai’nin suikastına yanıt verileceğini duyurarak, bir yıldır süren "stratejik sabır" döneminin sona erdiğini ve diplomatik yolların tıkanması nedeniyle yeniden askeri eyleme dönüleceğini ilan etti. Ed-Diyar gazetesinden Kemal Zibyan'a konuşan kaynaklar bu açıklamayı, Hizbullah’ın ateşkes anlaşmasından fiilen çıkması olarak yorumlarken, belirsiz bırakılan yanıtın zamanı ve şekli İsrail tarafında tedirginlik yaratıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın önceki gün yaptığı konuşma, belirleyici bir nitelik taşıyordu. Kasım, Hizbullah komutanı olan mücahid lider Heysem Ali Tabatabai’nin suikastına yanıt verme kararının, örgütün en üst karar alma mercisi Şura Konseyinde alındığını ilan etti.

Tabatabai, Haret Hureyk’te düzenlenen ve kendisiyle birlikte dört arkadaşının da hayatını kaybettiği İsrail bombardımanından bir haftadan kısa bir süre sonra bu kararın alındığı vurgulandı.

Şeyh Kasım’ın, Tabatabai ve arkadaşlarını anma töreninde doğruladığı üzere, bu isimler partinin askeri kanadını yeniden organize eden ve toparlayan askeri komutanlığın temel direkleriydi.

Bu durum, 27 Kasım 2024 tarihindeki ateşkes anlaşmasının ardından geçen bir yıllık sürede Şeyh Kasım’ın ilk kez bu tonda ortaya çıkışı oldu.

Kasım, yer, zaman, yöntem ve araç belirtmeksizin yanıtın mutlaka verileceğini vurguladı. Hizbullah’ın önde gelen bir kaynağına göre bu belirsizlik, düşman İsrail''i teyakkuz, seferberlik ve kafa karışıklığı içinde bıraktı.

Aynı kaynak, ateşkese sadık kalınan, kararın Lübnan hükümetine bırakıldığı, "savaş ve barış kararının" devletin elinde olduğu ve silahın yalnızca Lübnan Ordusu'nda bulunması gerektiği yönündeki bir yıllık sürecin ardından, Hizbullah’ın stratejik sabrının tükendiğini ifşa ediyor.

Zira bu süreçte 335 şehit verildi, 930 kişi yaralandı; evler ve kurumlar yıkıma uğradı.

Hizbullah Genel Sekreteri’nin sözleri, mevcut durumun devamının artık kabul edilemez olduğu anlamına geliyor.

Düşman İsrail, bir yıldır süren saldırılarını durduracak herhangi bir caydırıcılığın bulunmaması, ateşkesin uygulanmasını denetleyen Beşli Askeri Komite’den veya ihlalleri kaydetmekle yetinen Uluslararası Güçler’den herhangi bir hareket gelmemesi bu kararda etkili oldu.

Uluslararası Güçler, düşman İrsail'in Lübnan topraklarını parça parça işgal ettiğini kabul ederken, düşman işgal ettiği beş noktadan çekilmediği gibi buralarda askeri mevziler de kurdu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın buradan çekilme olmayacağını, bilakis tampon bölgenin sınırdan çok daha uzak mesafelere ve alanlara genişleyeceğini ilan etmesi; ABD Başkanı Donald Trump’ın ise burayı "Trump Bölgesi" adıyla bir ekonomik alana dönüştürme vaadi, Şeyh Kasım’ı konuşmasındaki tonu sertleştirmeye itti.

Hizbullah'ın lider kadrosundan kaynak, zorluklar ne olursa olsun yanıt verileceğini belirterek, "Yollarda, arabalarda ve evlerde öldürülmektense meydanda şehit olmayı tercih ederiz" ifadesini kullanıyor.

Diplomatik yollar İsrail saldırganlığını durduramadığı için Hizbullah’ın bir yılın ardından yeniden başvurmak zorunda kalacağı askeri eylemin gereklilikleri uyarınca, Şeyh Kasım’ın yanıtı kasıtlı olarak belirsiz bıraktığı anlaşılıyor.

Siyasi kaynaklar, Şeyh Kasım’ın yanıtla ilgili ilanını ateşkes anlaşmasından bir çıkış olarak değerlendirdi. Bu durumun özellikle Hizbullah, genel olarak da Lübnan için askeri yansımaları olacağı öngörülüyor.

Kasım’ın bu tutumu, düşman liderlerinin Lübnan’a yönelik geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair savurduğu ve Şeyh Kasım’ın da varsayımlar çerçevesinde değindiği tehditlerle eş zamanlı geldi.

Şeyh Kasım, yanıt hakkında yaptığı ve üzerine çokça analiz yapılacağını belirttiği açıklamayı detaylandırmak istemedi.

Fakat bu açıklama, yanıtın kesinliği ve geri dönülemezliği nedeniyle tevil ve içtihada kapalıdır. Konuşmadan öncesi ile sonrası artık bir olmayacaktır.

Kasım’ın sözleri, Hizbullah’ın önceki Genel Sekreteri Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın Hizbullah’ın kazandığı zaferleri "ilahi" olarak adlandırmasına atıfla, yüksek bir nitelik taşıyor.

Bu durum Lübnan’ı, hakkında soru işaretleri ve yorumlar bırakacak yeni bir aşamaya, yani silahlı askeri eyleme geri dönüş aşamasına soktu.

Oysa Lübnan Ordusu’nun medya mensupları için düzenlediği turda Litani’nin güneyinde "silahların tek elde toplanması" ve Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesi sürecinin gerçekleştiği izlenimi verilmişti.

Hizbullah’ın yanıt konusunda çıtayı yükseltmesini düşman İsrail ciddiyetle karşıladı. Düşman liderleri, Hizbullah’ın hala nitelikli silahlara sahip olduğunu, askeri yapısını yeniden düzenlediğini ve yeni bir çatışma turuna hazırlandığını teyit etti.

Bu durum, Lübnan Ordusu’nun başaramadığı Hizbullah’ın askeri varlığını sonlandırmak ve çökertmek amacıyla geniş çaplı bir savaş başlatmak için düşman İsrail'e aradığı fırsatı veriyor.

Şeyh Kasım, Hizbullah’ın "belirsiz yanıtı" ile düşmanı istikrarsızlık içinde tutmayı hedefledi.

Destek cephesi operasyonunda düşmen İsrail'le yüzleşmede bir zafer kaydettiğini düşünen Hizbullah, düşmanı "tek ayak üzerinde" (tedirgin) bıraktı ve bırakmaya devam ediyor.

Bunun kanıtı, düşmanın varlığı için talep ettiği güvenliği hala elde edememiş olmasıdır.

Silahın hala bir caydırıcılık unsuru oluşturduğu açıktır; aksi takdirde onun sökülmesi ve yok edilmesi için bu küresel ve İsrail kaynaklı gürültü neden koparılsın? Ve bu silahsızlanma asla gerçekleşmeyecektir.

Çeviri: YDH