
YDH- Stratfor’un “Worldview” platformunda yayımlanan analizde, İsrail’in Somaliland’ın bağımsızlığını tanımasının, “ilerleyen süreçte bölgede askeri tesislere erişim sağlamasının önünü açabileceği” belirtildi.
Bu durumun, Ensarullah tarafından misilleme ihtimalini artırabileceği, aynı zamanda “ABD, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin” de önümüzdeki yıllarda Somaliland’ı tanıma olasılığını yükselttiği ifade edildi.
Analizde ayrıca, söz konusu adımın Sudan ve Yemen’deki “vekâlet çatışmalarını” tırmandırma riski taşıdığı kaydedildi.
Karşılıklı tanıma ve tepkiler
26 Aralık’ta İsrail” Başbakanı Benyamin Netanyahu, Somali’den ayrılan Somaliland bölgesinin bağımsızlığının tanındığını açıkladı. Netanyahu’nun, Somaliland Başkanı Abdirahman Muhammed Abdullahi (Irro) ile karşılıklı tanımaya ilişkin bir bildiri imzaladığı ve bu kapsamda tarım, sağlık, teknoloji ve ekonomi alanlarında iş birliğinin genişletilmesinin taahhüt edildiği bildirildi.
İmza töreninin ardından Netanyahu’nun, ortak bildirinin “İbrahim Anlaşmaları ruhunu taşıdığını” söylediği ve Somaliland’ın bu anlaşmalara katılmaya hazır olduğunu ABD Başkanı Donald Trump’a ileteceğini belirttiği aktarıldı. “İbrahim Anlaşmaları”nın, İsrail ile bazı Müslüman ülkeler arasındaki ilişkilerin “normalleştirilmesi” sürecine atıf yaptığı hatırlatıldı.
Somali Federal Hükümeti ise söz konusu tanımayı, “egemenliğe yönelik kasıtlı bir saldırı” olarak nitelendirdi. Birçok uluslararası kuruluşun Somali’nin toprak bütünlüğüne desteklerini yinelediği belirtildi.
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Çin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkenin, bu tanımayı kınadığı aktarıldı.
Analizde, 28 Aralık’ta Ensarullah’ın, Somaliland’da herhangi bir İsrail varlığının askeri hedef olarak değerlendirileceği uyarısında bulunduğu kaydedildi.
Afrika Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi, Doğu Afrika Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, tanımaya karşı açıklamalar yayımladığı bildirildi. Avrupa Birliği ve Doğu Afrika Topluluğu’nun da Somali’nin toprak bütünlüğüne desteklerini yinelediği ifade edildi.
Analizde, Netanyahu’nun Somaliland’ın “İbrahim Anlaşmaları”na katılma isteğine ilişkin açıklamalarına yanıt veren Trump’ın, konunun “karmaşık” olduğunu söylediği ve yönetiminin “bu konu üzerinde çalıştığını” belirttiği aktarıldı.
Somaliland’ın tanınma arayışı ve bölgesel dengeler
Stratfor analizinde, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının, bölgenin son yıllarda uluslararası tanınma yönündeki çabalarının ivme kazandığı bir döneme denk geldiği ifade edildi.
Somaliland’ın, 1991’de eski Somali Devlet Başkanı Siyad Barre rejiminin çöküşünün ardından bağımsızlığını ilan ettiği, ancak Afrika genelinde ayrılıkçı hareketleri teşvik edebileceği endişesiyle otuz yılı aşkın süre boyunca uluslararası tanınma elde edemediği hatırlatıldı.
Buna karşın, 2020’de Tayvan ile büyükelçilik düzeyinde ilişkiler kurulmasının ardından Somaliland’ın tanınma girişimlerinin hız kazandığı belirtildi.
Ocak 2024’te Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in, Irro’nun selefiyle bir mutabakat zaptı imzaladığı ve bunun, denize kıyısı olmayan Etiyopya’nın Somaliland limanlarına erişimi karşılığında tanımanın önünü açtığı kaydedildi.
Bölgesel tepkiler ve Türkiye’nin arabuluculuğunun ardından anlaşmanın askıya alındığı, ancak Addis Ababa’nın mutabakatı resmen iptal etmediği aktarıldı.
ABD ve askeri üs tartışmaları
Analizde, ABD’de Cumhuriyetçi Parti’den artan sayıda milletvekilinin, Somaliland’ı Cibuti’ye kıyasla askeri üs için “daha uygun bir seçenek” olarak değerlendirdiği ifade edildi.
Cibuti’nin, Çin ile ilişkileri nedeniyle Washington’da temkinle yaklaşılan bir ülke olarak görüldüğü belirtildi.
Trump’ın da ağustos ayında, Somaliland’ın tanınmasının “incelendiğini” doğruladığı hatırlatıldı.
Kızıldeniz, Ensarullah ve güvenlik hesapları
Stratfor’a göre, İsrail, 2023 sonlarından bu yana Ensarullah’ın saldırılarına maruz kaldığını bildirirken, Kızıldeniz’deki güvenlik varlığını genişletme arayışını da bu bağlamda sürdürdü.
Analizde, Ensarullah’ın Kasım 2023’te Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçen “İsrail bağlantılı” gemileri hedef almaya başladığı ve birçok şirketin Kızıldeniz güzergâhından kaçınmaya başladığı kaydedildi.
Saldırıların 2024 sonlarında azaldığı ve Ekim 2025’te imzalanan barış planının ardından büyük ölçüde sona erdiği aktarıldı.
Analizde, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının, bölgede “askeri tesislere erişim” sağlamasını mümkün kılabileceği ve bunun Somaliland içinde ya da Bab el-Mendeb’den geçen “İsrail bağlantılı” gemilere yönelik saldırı riskini artırabileceği ifade edildi.
“Somaliland’ın Kızıldeniz’in güney girişine yakın stratejik konumunun, bu kararın arkasındaki uzun vadeli faktörlerden biri olduğu, ancak zamanlamanın esasen Ensarullah’a karşı güvenlik varlığını genişletme hedefiyle bağlantılı olduğu” kaydedildi.
Olası askeri varlık ve misilleme senaryoları
Analizde, İsrail’in, Somaliland’ı tanıyan ilk BM üyesi ülke olarak bölgede “önemli bir pazarlık gücü” elde ettiği belirtildi.
Bu durumun, kısa vadede resmi bir üs kurulması olasılığı düşük olsa da güvenlik güçlerinin lojistik ve istihbarat odaklı “örtülü bir askeri erişim” sağlamasına yol açabileceği ifade edildi.
Ensarullah’ın, böyle bir gelişmeye karşılık olarak Somaliland’daki “İsrail bağlantılı” varlıkları veya stratejik noktaları füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alabileceği belirtildi.
Analizde ayrıca, Ensarullah’ın eş-Şebab ile askeri iş birliğini genişletme ihtimalinin de arttığı iddia edildi. Her ne kadar eş-Şebab’ın Somaliland’ın kuzeyindeki varlığının sınırlı olduğu belirtilse de silah ve eğitim desteğinin bu dengeyi değiştirebileceği ifade edildi.
“Vekâlet çatışmaları” ve bölgesel kutuplaşma
Stratfor, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının, Birleşik Arap Emirlikleri, Etiyopya ve ABD’nin de benzer adımlar atma ihtimalini artırdığını, ancak aynı zamanda Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye arasında Kızıldeniz hattında “daha sıkı bir koordinasyonu” teşvik edebileceğini belirtti. Bu durumun, Sudan ve Yemen’deki “vekâlet çatışmalarını” daha da şiddetlendirebileceği ifade edildi.
Analizde, Etiyopya ve BAE’nin kısa vadede güçlü uluslararası tepkiler nedeniyle tanıma adımı atmaktan kaçınabileceği, ancak İsrail’in hamlesinin, Somali’yi Türkiye arabuluculuğundaki deniz erişimi görüşmelerine geri dönmeye zorlamak için bir baskı unsuru olarak kullanılabileceği belirtildi.
Abu Dabi’nin ise Washington nezdinde Somaliland’ın tanınması için lobi faaliyetlerini sürdürmesinin beklendiği kaydedildi.
Küresel yansımalar
Analizde, Hindistan’ın İsrail’in Somaliland’ı tanımasına tepki vermemesinin, Yeni Delhi’nin orta vadede benzer bir adımı “değerlendirdiğine” işaret edebileceği ifade edildi.
Hindistan’ın, 2023 sonlarından bu yana Somali korsanlarına karşı deniz devriyelerini artırdığı ve Başbakan Narendra Modi’nin Aralık 2025’te Etiyopya’ya resmi ziyaret gerçekleştirdiği hatırlatıldı.
Son olarak, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye arasındaki Kızıldeniz koordinasyonunun, Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne destek ve Eritre’ye yönelik ekonomik ve diplomatik yardımları da kapsayabileceği, ancak bu iş birliğinin tarafların uzun vadeli çıkarları nedeniyle sınırlı kalabileceği iddia edildi.