
YDH- İsrail’in, Türkiye’nin Suriye’deki güvenlik adımlarına karşılık yürüttüğü stratejik ve yoğun hava varlığı işgal medyasının gündeminde yer aldı. İsrail’in en büyük televizyon kanallarından biri olan Kanal 12’nin dijital platformu olan MAKO, Türkiye’yle ilgili küstah iddialarda bulundu. Haberde, Türkiye’nin Suriye’deki varlığı “istikrarsızlık kaynağı” olarak gösterilirken, İsrail’in bölgedeki egemenlik ve hava üstünlüğünü koruma çabaları utanmazca övgüyle sunuluyor. MAKO'ya göre, ''Gazze ve Lübnan’daki savaşın manşetlerinden uzakta, İsrail ve Türkiye arasında sessiz ama patlamaya müsait bir hava rekabeti sürüyor''.
İsrail Kanal-12 televizyonu, rejimin, ''Türkiye’nin Suriye’ye yayılmasını engellemek ve bölgedeki İsrail hava üstünlüğünü korumak'' amacıyla Kıbrıs çevresinde varlık gösterme stratejisi uyguladığını kaydetti.
İsrail'in bu cepheyi Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinini en önemli tehditlerden biri olarak değerlendirmesinin ardından oluşturduğunun belirtildiği haberde, bu doktrinin güney Türkiye’den kuzey Suriye üzerinden Kıbrıs’a kadar uzanan geniş bir kontrol ağı kurmayı hedeflediği ifade edildi.
MAKO’ya göre, Türkiye bu kapsamda hava kuvvetlerine ait uçaklarını Suriye’deki üslere konuşlandırmaya çalıştı ve bu adım, İsrail hava kuvvetlerine karşı 360 derecelik bir tehdit yaratmayı amaçladı.
Haberde şu iddialara yer verildi: ''Türklerin bu girişimi büyük ölçüde İsrail ordusu tarafından engellendi ve savunma teşkilatı, Esed rejimine (ve Ruslara) Suriye topraklarında bir Türk hava kuvveti konuşlandırmanın bölgesel istikrarı baltalayacağını ve Tel Aviv'in bunu kabul etmeyeceğini açık ve gizli yollarla iletti''.
''Türkler, Suriye’de kalıcı bir varlığın bedelinin, kendileri için elverişli olmayan koşullar altında İsrail Hava Kuvvetleri ile günlük sürtüşme olacağını anladılar ve bu girişim—en azından bu aşamada; yani tam da şu anda—engellendi. Türkiye ağırlıklı olarak Kuzey Suriye’de bulunuyor ve Türk “desteği” sayesinde iktidara gelen, günümüze kadar devam eden silah tedarikini de içeren Şaraa rejimiyle çok iyi ilişkilere sahip.''
MAKO’nun haberine göre, İsrail rejimi ABD’nin desteğiyle Yunanistan ve Kıbrıs arasında bir ittifak kurdu. Bu üç ülke, Türkiye' ye karşı olma noktasında işbirliğini derinleştirmeyi amaçlayan 2026 yılı için ortak bir askeri çalışma planı imzaladı.
MAKO’nun aktardığına göre, Yunan televizyon kanalı OneTV’de, Yunan ordusundan emekli General Konstantinos Kuşantas ittifakın şu anda fiili operasyonel aşamada olduğunu ileri sürdü.
Yunan general ayrıca ittifakın kara ve hava kuvvetlerinden oluşan ortak bir operasyonel gücün kurulmasını da açıkladı. Üçlü ittifakın “Türkiye’yi dezavantajlı bir konuma getirdiğini” iddia eden Kuşantas, kurulan ve halihazırda faaliyete geçen eksenin “Erdoğan’ın yapmaya vakit bulamadığı birçok şeyi engellediğini” de öne sürdü.
MAKO’nun haberine göre, hava kuvvetlerini odağına alan yeni bir ittifak kapsamında, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Tomer Bar, Yunan Hava Kuvvetleri Komutanı ve diğer üst düzey yetkililerle Kıbrıs’ta bir toplantıya katıldı.
İsrail rejiminin Türkiye ile bir “soğuk savaş” yaşadığının belirtildiği haberde, Akdeniz üzerinde İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının uçuşlarının, uzun süredir sadece eğitim ya da saldırı simülasyonu olmaktan çıkıp daha karmaşık bir operasyon modeline dönüştüğü belirtiliyor.
Habere göre, İsrail uçakları zaman zaman silahlandırılmış halde, Türkiye kontrolündeki Kıbrıs’ın kuzey bölgesinde dar uluslararası hava rotalarını kullanarak uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu bölgenin, Türkiye’nin “arka bahçesi” olarak tanımlandığı vurgulanıyor.
Üst düzey bir İsrailli askeri kaynak, bu bilgileri MAKO'ya doğruladı ve Kıbrıs çevresindeki askeri varlığın Türklerin, özellikle de hava kuvvetlerinin Suriye’ye girişini engellediğini iddia etti.
İsrail’in Türkiye ile Kıbrıs arasındaki hava sahasına girmesine karşılık olarak, Türkiye'nin de adanın güneyinden “karşı saldırılar” düzenlleediğini belirten İsrail televizyonu, haberinde şu ifadelere yer verdi.
''Özellikle sembolik ve meydan okuyucu bir olay, Türk Bayraktar TB2 insansız hava araçlarının Kıbrıs’ın güneyindeki deniz üzerinde manevralar yaparken, uçuş rotaları boyunca bölgedeki hava kontrol radarlarının ekranlarına Ay Yıldız çizmesiyle yaşandı. Bu, İsrail’deki askeri ve siyasi kademelerdeki karar vericilere bir mesaj iletmeyi amaçlayan açık bir görsel mesaj ve bir tür “hava grafitisi”ydi. Bu, oldukça çarpıcı bir olay; çünkü bu arenayı yöneten kontrol odalarında ve Hava Kuvvetleri’nin üst düzey komuta kademesinde daha önce Türk Hava Kuvvetleri ile eğitim almış pilotlar ve diğer yetkililer bulunuyor ve muhtemelen bu durum karşı tarafta da geçerli. 2009 yılına kadar İsrail ve Türkiye arasında sıcak güvenlik ilişkileri vardı ve özellikle iki hava kuvvetinin ortak eğitimleri söz konusuydu; İsrail, yılda birkaç kez Türk hava kuvvetleri üslerine konuşlanırdı.''
İsrail medyasının aktardığına göre, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin bozulmasının ardından, Ekim 2009’da Türkiye’nin İsrail’in uluslararası Anadolu Kartalı hava tatbikatına katılımını tek taraflı olarak iptal etmesiyle ortak askeri eğitim durduruldu.
İsrail Kanal-12 televizyonuna ait MAKO haber sitesindeki haber şu iddialarla devam ediyor:
''En azından bu aşamada, Hava Kuvvetlerinin personeliyle başarılı bir cephe yönettiği, Türk Hava Kuvvetleri uçaklarının ve insansız hava araçlarının Suriye’deki üslerden faaliyet göstermesini engellediği ve böylece İsrail’in oradaki kontrolünü ve hava üstünlüğünü zayıflattığı söylenebilir.''
İsrailli haber kaynağına göre, son dönemde Türk Hava Kuvvetleri sadece Kürt hedeflerine değil, Halep’in kuzeyi ve güneyinde Suriye’deki hava üslerine savaş uçakları yerleştirerek bölgede etkinliğini artırmaya çalıştı.
İşgal medyasının haberinde, bu durumun İsrail açısından kırmızı çizgi oluşturduğu, çünkü Türkiye’nin modern hava kuvvetlerinin Suriye’de kalıcı varlığı, İsrail’in İran ve Hizbullah’a karşı sürdürdüğü “savaşlar arası harekât” operasyonlarını engelleyebilecek ciddi bir güç olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
MAKO'ya göre, Tümgeneral Tomer Bar’ın liderliğindeki İsrail hava kuvvetleri stratejisi ise, Kıbrıs çevresi ve Türkiye’ye giden deniz yollarında sürekli gerilim yaratmaya odaklanıyor. İsrail Hava Kuvvetleri’nin, Türk hava faaliyetlerini kendi sınırlarına yakın tutmaya zorlayarak, Türkiye’nin Suriye’de daha geniş yayılmasına izin vermeme amacı güttüğü vurgulanıyor.
Suriye’deki gelişmeleri yakından takip eden Rus kaynaklar, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’de kalıcı bir hava varlığı kurma planını büyük ölçüde “bozmayı” başardığını iddia ediyor. Yine MAKO'nun iddiasına göre, ''İsrail’in gökyüzündeki baskısı, Suriye semalarının Türkiye’nin doğrudan etkisinden nispeten uzak kalmasını sağladı''.
Habere göre, söylemsel gerilim ve varlık gösterme amaçlı uçuşlara rağmen, her iki taraf da pilot hatası kaynaklı olası bir savaş veya krizin yaşanmasını istemiyor; bu nedenle pilotların birbirlerinden mesafeli durduğu vurgulanıyor. Haberde genç bir pilotun yapacağı tek bir hatanın veya iletişim kopukluğunun ciddi bir diplomatik krize yol açabilecek bir uçağın düşmesine neden olabileceğine dikkat çekiliyor.
MAKO’nun haberine göre, burada devreye giren “kırmızı hat” mekanizması, İsrail ordusu ile Türk ordusu arasında işletilen doğrudan iletişim kanalından oluşuyor.
Bu sistem, Suriye’de İsrail ile Rusya arasında var olan koordinasyon hattına benzer şekilde çalışıyor; kontrol merkezleri arasında yapılan gerçek zamanlı telefon görüşmeleri, planlanmamış uçak karşılaşmalarını engellemek amacıyla kullanılıyor.
Bu hassas ve tehlikeli süreçte, taraflar bir yandan güç gösterisi yaparken, diğer yandan da yanlışlıkla ateş açılmamasına büyük özen gösteriyor.
İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Tomer Bar’ın son konuşmalarında, Hava Kuvvetleri’nin “uzun kolu”nun önemine vurgu yapıldığı, ancak Türkiye gibi ülkelerden açıkça bahsedilmekten kaçınıldığı kaydediliyor.
İşgal medyasının haberine göre, son uçuş dersinin mezuniyet töreninde Bar tarafından yapılan açıklamalarda “Hareket özgürlüğümüzü sağlamak için gerekli olan her yerde faaliyet gösteriyoruz” ifadeleri, İsrail Hava Kuvvetleri’nin NATO’nun güçlü ülkelerinden biri olan Türkiye’ye karşı karmaşık ve sessiz bir kampanya yürüttüğünü ima ediyor.
MAKO, Doğu Akdeniz semalarında İsrail ve Türkiye arasında yaşanan soğuk savaşın, bölgesel çıkar haritasındaki değişimin somut bir göstergesi olarak değerlendiriyor:
''İsrail artık sadece kara sınırlarını değil, ulusal güvenliğini derin hava ve deniz sahasında kontrol etmeye yönelik daha kapsamlı stratejiler geliştiriyor.''
İsrail Hava Kuvvetleri’nin Suriye’de Türk varlığını kontrol altında tutmayı başardığını ve Kıbrıs çevresinde sürdürdüğü “kedi fare oyunları”nı sessiz bir stratejik kazanım olarak gördüğünü belirten MAKO. haberini şu dikkat çekici soruyla bitiriyor: Halen belirsiz olan temel soru, “kırmızı çizgi” ve ihtiyatlı yaklaşımın, bu soğuk savaşın Doğu Akdeniz’de sıcak çatışmaya dönüşmesini ne kadar süre engelleyebileceği ve siyasi karar mercilerinin, askeri kademenin sağladığı zamanı stratejik hedeflere ulaşmak için nasıl kullanacağıdır.