
YDH- İsrail’in Davar gazetesinde yer alan habere göre, İsrail ordusu dün Knesset’te, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra veya yedeklik döneminde intihar askerler ve yedek personelle ilgili olarak kurulan Elmoz Komitesinin tavsiyelerini sundu.
Haberde aktarıldığına göre, travma sonrası stres yaşayan askerleri temsil eden “Yahalomey Krav” forumu, komitenin önerilerine karşı Yüksek Mahkeme’ye (BAGATS) başvurdu. Forum, askerlik hizmeti nedeniyle intihar eden kişilerin, İsrail ordusunda ölen askerlerle aynı statüde ve tam biçimde tanınmasını talep etti.
Komite tavsiyeleri Knesset’te sunuldu
Komitenin tavsiyeleri, Dışişleri ve Güvenlik Komitesi’ne bağlı “İnsan Gücü Alt Komitesi” toplantısında ele alındı. Ordu tarafından paylaşılan verilere göre, 2025 yılında toplam “22” intihar vakası kayda geçti. Bunların 12’sinin zorunlu askerlik yapanlar, 1’inin kadrolu asker, 9’unun ise yedek personel olduğu belirtildi.
Buna karşılık, travma mağdurlarını temsil eden sivil kuruluşların topladığı verilere göre, yalnızca 2025 yılı içinde askerlik sırasında yaşadıkları deneyimler nedeniyle intihar ettiği belirtilen en az “74” terhis edilmiş asker bulunduğu ifade edildi.
“Savaş koşulları nedeniyle özel bir yaklaşım” önerisi
Ordu Personel Dairesi Başkanı Tuğgeneral Amir Vadmani, komitenin, “İsrail ordusunda ölen askerler” ile siviller arasındaki mevcut ayrımın sürdürülmesini tavsiye ettiğini, ancak mevcut savaş koşulları nedeniyle bazı değişiklikler önerdiğini belirtti.
Vadmani, “Komite, ‘Demir Kılıçlar Savaşı’ kapsamında özel ve uyarlanmış bir yanıt geliştirilmesini önerdi” dedi. Vadmani’nin aktardığına göre, askerlik sonrası intihar eden kişilerin “hizmetten sonra ölenler” olarak tanınmasına ilişkin iki aşamalı bir süreç öngörülüyor. Bu tanıma bazı mali destekleri kapsasa da söz konusu kişilerin statüsünün, orduda ölen askerlerle aynı olmadığı ifade edildi.
Tanıma sürecinin aşamaları
Vadmani, sürecin ilk aşamasını şu sözlerle anlattı: “Bir kişi askerlik hizmetinden sonra intihar ettiğinde ve bunun askerlik hizmetiyle bağlantılı koşullar bulunduğunda, konu Personel Dairesi Başkanı’nın önüne getiriliyor.”
Bu aşamada; “hizmet süresi, görev türü, hizmet sırasında olağan dışı olaylara maruz kalınıp kalınmadığı, hizmet ile ölüm arasındaki zaman yakınlığı ve askerlik sırasında ruhsal sıkıntıya dair göstergelerin” incelendiği aktarıldı. Bilgilerin ordu ile polis arasında derhal paylaşıldığı, Personel Dairesi Başkanı’nın “özel koşullar” bulunduğuna karar vermesi halinde ve ailenin talebi doğrultusunda, “sivil cenaze töreni kapsamında bazı askeri sembollere izin verildiği” kaydedildi.
İkinci aşamada ise ordunun aileye Savunma Bakanlığı nezdindeki yasal haklar sürecinde eşlik ettiği belirtildi. Savunma Bakanlığı’nın nedensel bağı kabul etmesi durumunda, “Herzl Dağı’ndaki anma duvarına isim eklenmesi, Yizkor sitesinde anma, Anma Günü’nde mum ve bayrak konulması ve anma töreninde askeri hazanın yer alması” gibi uygulamaların devreye girdiği aktarıldı.
“İntiharla mücadele toplumsal bir sorumluluk”
Alt Komite Başkanı Milletvekili Elazar Stern, “Yardıma ihtiyacı olan herkese ulaşabilmek için daha fazla bütçe, uzman personel ve erişilebilirlik yatırımı yapılması gerekiyor” dedi.
Stern, “İntiharla mücadele bireysel bir mücadele değil, toplumun tamamının sorumluluğudur. Kimseyi bu yükle tek başına bırakmamak bizim görevimizdi.r” ifadelerini kullandı.
Yüksek Mahkeme’ye başvuru
Habere göre, çarşamba günü komite kararlarına karşı Yüksek Mahkeme’ye bir dilekçe sunuldu.
İşgal altındaki “Kudüs Adalet Enstitüsü” ile “Yahalomey Krav Forumu”, mahkemeden komite kararlarının uygulanmasının durdurulmasını ve askerlik hizmeti sonrasında intihar askerlerin, görev sırasında ölen askerlerle tam ve eşit biçimde tanınmasını talep etti.
Dilekçede, fiziksel yaralanmalar ile çatışma kaynaklı ruhsal travmalar arasında ayrım yapılmasının ağır bir ayrımcılık olduğu öne sürüldü. Forum, askerlik hizmeti ile intihar arasında doğrudan bağ kurulduğu durumlarda, bu kişilerin “İsrail ordusunda ölenler” statüsünden ve ailelerinin tam kamusal tanınmadan mahrum bırakılmasının “hukuki ve ahlaki” gerekçesi bulunmadığını savundu.
İntihar vakalarına ilişkin veriler
Haberde, ordunun komiteden, aktif hizmette olmayan terhis edilmiş askerler ve yedek personel arasında yaşanan intihar vakalarına ilişkin değerlendirme talep edildiği belirtildi.
Ordu verilerine göre, 2025 yılında intihar vakalarının yüzde 50’sinin “savaşçı” statüsündeki askerlerden oluştuğu aktarıldı. Vakaların yüzde 75’inde askerlerin bir ruh sağlığı subayıyla (kaban) temas kurmadığı, yüzde 85’inde ise intiharın ateşli silah kullanılarak gerçekleştiği bildirildi.
2017–2022 yılları arasında, intihar eden askerler içinde savaşçıların oranının yüzde 42 ile 45 arasında değiştiği, bu verilerin Milletvekili Ofer Cassif’in talebiyle Knesset Araştırma ve Bilgi Merkezi tarafından hazırlanan raporda yer aldığı aktarıldı. Rapora göre, bu oran 2023’te yüzde 17’ye düştü, 2024’te ise belirgin biçimde artarak yüzde 78’e ulaştı. 2024–2025 yıllarında (temmuz sonuna kadar) intihar eden askerlerin yüzde 17’sinin, intihardan önceki iki ay içinde bir ruh sağlığı subayıyla görüştüğü kaydedildi.
İntihar girişimleri
İntihar girişimlerine ilişkin verilere göre, Ocak 2024 – Temmuz 2025 döneminde 279 asker intihara teşebbüs etti.
Bu rakamın, orduda yaşamına son veren “her bir asker için yaklaşık yedi intihar girişiminin” kayda geçtiğini gösterdiği belirtildi.
Ruh sağlığı hizmetlerine dair açıklama
Klinik Daire Başkanı Yarbay Dr. Carmel Kala, “Kadrolu personelin ilk yılındaki tedaviler için LIBA birimi faaliyet yürütüyor” dedi.
Kala, yardım aramaya yönelik damgalamayı azaltmaya dönük bilgilendirme çalışmaları yaptıklarını ve başvurularda artış gözlemlediklerini belirterek, “Ruh sağlığı subaylarının temel amacının tedavi sunmak olduğunu özellikle vurgulamak isterim.” ifadelerini kullandı.