
YDH- Son iki gün içinde İsrail basınında yer alan bir dizi haber ve yorum, Lübnan’la muhtemel bir savaşa dair karar alma mekanizmalarında ciddi tereddütler bulunduğunu ortaya koydu.
Maariv’in askeri kaynaklara dayandırdığı haberlerde, “işlerin kontrolden çıkabileceği”, “sınırlı da olsa her türlü tırmanmanın çatışmayı yeniden alevlendirebileceği” uyarıları öne çıktı.
Haberde, Hizbullah’ın elindeki füze kapasitesinin, kullanılması hâlinde kuzeydeki yerleşimlerin yeniden boşaltılmasına yol açabileceği vurgulandı.
Kanal 12, Suudi kraliyet ailesinden bir kaynağa dayandırdığı dikkat çekici bir haber yayımladı. Buna göre Riyad, Lübnan’a yönelik yeni bir askeri operasyona karşı çıkıyor ve olası bir savaş için net “kırmızı çizgiler” belirlemiş durumda.
Eski Askeri İstihbarat Başkanı Tamir Hayman’ın değerlendirmeleri de İsrail kamuoyunda geniş yankı buldu. Hayman, Hizbullah’la savaşa ramak kala gelinmesine yol açan üç temel faktörden ikisinde önemli değişimler yaşandığını belirtti.
Bunlardan ilki İran’la ilgili. Hayman’a göre, 12 günlük savaşın ardından toparlanma belirtileri gösteren İran, Hizbullah’a bir milyar dolara varan büyük mali destekler aktarmaya başladı. Ancak İran Cumhurbaşkanı Pizişkiyan'ın ekonomik toparlanma planı çerçevesinde bu düzeyde bir finansmanın sürdürülebilir olmadığı, bunun da Hizbullah’ı görece zayıflatabileceği ifade ediliyor.
İkinci faktör ise diplomatik zeminde yaşanan değişim. Hayman, Hizbullah’la çatışmaların ardından ABD’nin ve Lübnan hükümetinin sürece dâhil olduğunu, ancak bu etkinin zamanla ortadan kalktığını hatırlattı. Lübnan hükümetine verilen ültimatomun sona ermesiyle birlikte, yeni bir diplomasi dalgasının gündeme gelebileceğine dikkat çekti.
Sahadaki askeri tabloya ilişkin değerlendirmelerde ise karmaşık bir görünüm öne çıkıyor. Litani Nehri’nin kuzeyinde hâlâ olumsuz eğilimlerin sürdüğü belirtilirken, güneyinde İsrail ordusunun etkili bir performans sergilediği ifade ediliyor.
Sınır hattına yakın bölgelerde Rıdvan birliğinin kara manevra kabiliyetinin kalmadığı, ancak kuzeyde hâlâ ciddi risklerin bulunduğu vurgulanıyor. Bu noktada Hayman, olası bir harekât durumunda İsrail’in kendisine şu soruyu sorması gerektiğini belirtiyor: “Savaşta, manevrada, ateş gücünde ve ertesi gün neyi farklı yapacağız?” Hayman’a göre kilit unsur, Lübnan hükümeti ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesi.
Bu tabloya paralel olarak, İsrail medyasında Lübnan’a yönelik bir savaşı erteleyebilecek unsurlara odaklanan yayınların artması dikkat çekiyor. Buna karşın, Lübnan ordusunu hedef alan medya kampanyalarının da sürdüğü görülüyor.
Haaretz yazarı Amos Harel ise değerlendirmesinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun Beyrut’un Hizbullah’ı silahsızlandırma taahhütlerini yerine getiremeyeceği yönündeki iddiaları kabul edip etmeyeceğini sorguluyor.
Harel’e göre, hava saldırılarıyla sınırlı kalsa dahi büyük ölçekli bir operasyon, İsrail açısından yeni komplikasyonlar yaratma potansiyeline sahip. Kuzey İsrail’de, özellikle Celile kasabalarına dönüş sürecinin henüz tamamlanmadığını hatırlatan Harel, yeni bir tırmanışın iç göçü yeniden tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Harel, Lübnan cephesini istikrarsız tutmanın, Netanyahu’nun hiçbir cepheyi kalıcı biçimde kapatmama yönündeki daha geniş stratejisiyle örtüştüğünü savunuyor.
Yediot Ahronot’a konuşan bir İsrailli yetkili ise İsrail’in Hizbullah’ı silahsızlandırmak amacıyla Lübnan’da geniş çaplı bir askeri operasyon başlatmak için pek çok gerekçesi olduğunu söyledi. Ancak yetkiliye göre, şu aşamada atılacak böyle bir adım, İran’daki protestoları da olumsuz etkileyebilir. İran’daki iç gelişmelerin, İsrail’in Lübnan’a ilişkin hesaplamalarından bağımsız düşünülemeyeceği vurgulanıyor.
Askeri değerlendirmelere bakıldığında, İsrail güvenlik kaynakları şu ana kadar Hizbullah’ın tam ölçekli bir savaşa hazırlandığına ya da geniş çaplı bir konuşlanma yaptığına dair somut işaretler tespit edilmediğini belirtiyor.
Buna karşın, İsrail ordusu, kapsamlı bir çatışma niyeti olmasa bile az sayıda roket atışını da içerebilecek sınırlı fakat sürekli bir tırmanma ihtimali konusunda uyarıyor. Haaretz’de yer alan analizlere göre, Hizbullah’ın bazı kapasite kayıplarına rağmen, olası bir çatışma kuzey İsrail’de uzun süreli bir felç ve iç cephede ciddi hasar yaratabilir.
Eski Savaş Bakanı Yoav Gallant da “Lübnan’daki misyonun henüz tamamlanmadığını” belirterek, Lübnan ordusunun temkinli davrandığını ve Hizbullah’la doğrudan çatışmalardan kaçındığını savundu.
Bu çerçevede İsrail basını, Tel Aviv’in Washington’a, Lübnan ordusu subayları ile Hizbullah militanları arasında perde arkasında bir koordinasyon olduğu yönünde istihbarat sunduğunu aktardı. İsrail anlatısına göre bu koordinasyon, İsrail’in yakın bir saldırı sinyali verdiği durumlarda silah depolarının önceden boşaltılması şeklinde işliyor.
Ayrıca İsrail askeri yetkilileri, Lübnan ordusunun Hizbullah’tan ele geçirdiği silahları imha etmek yerine, İsrail’in itirazlarına rağmen Lübnan içindeki depolarda muhafaza ettiğini ileri sürüyor.