Zamir doktrini: Çevreleme devri kapandı

12 Ocak 2026

"İsrail'in önündeki zorluk, bu yaşam tarzına ne kadar dayanabileceği ve daha önce defalarca yaşandığı gibi, (gelecekte olursa) uzun süreli sükûnet dönemlerinde ilgisini kaybedip kaybetmeyeceği meselesidir."

YDH - İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonundan "çıkarılan dersler" ışığında, ordunun "çevreleme" politikasını terk ederek ani ve çok cepheli savaş senaryolarına karşı daimi hazırlık durumuna geçtiği yeni bir strateji açıkladı. Lübnanlı analist Kasım Kasım'ın el-Ahbar gazetesinde yer alan incelemesine göre bu yeni doktrin, bayram izinlerinin iptali, sınır güvenliğinin sürekli en üst düzeyde tutulması ve iç cephenin sivil savunma mekanizmalarıyla askeri çabaya entegre edilmesi gibi radikal değişiklikleri içeriyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, geçtiğimiz salı günü, işgal ordusunun çok boyutlu ve çok katmanlı yeni bir stratejiyi benimsediğini duyurdu.

Bu stratejinin, 7 Ekim saldırısından çıkarılan derslere cevaben ani bir savaşa karşı daimi hazırlığa odaklanması nedeniyle, İsrail güvenlik doktrininde köklü bir dönüşümü temsil ettiği söylenebilir.

Söz konusu strateji, önceden uyarı olmaksızın tüm cephelerden ani bir savaşın patlak vereceği varsayımına dayanıyor; Zamir, bu varsayımın ordunun gelecek planları için referans senaryo haline geldiğini vurguladı ve herhangi bir tehdide karşı "artık çevreleme yok" taahhüdünde bulundu.

Zamir'in açıklamaları, ordunun gelecek yıllardaki vizyonunu sunduğu İç Cephe Komutanları konferansı sırasında geldi. Bilindiği üzere, her genelkurmay başkanının göreve gelmesiyle birlikte, askeri doktrininin özünü oluşturan beş yıllık bir plan hazırlaması adettendir.

Gadi Eisenkot Gideon Planı'nı ve Dahiye Doktrini'ni onaylamış, Aviv Kohavi ise Tnufa Planı'nı ortaya koymuştu. Herzi Halevi ise 7 Ekim saldırısı ve ardından gelen savaş nedeniyle benzer bir planı tamamlama fırsatı bulamadı.

Yeni plan, İsrail'deki karar alıcıların 7 Ekim sonrasında savunma kavramlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapmak zorunda kalmalarının ardından gündeme geldi.

Zira 7 Ekim, "varoluşsal" tehlikenin; ister "Hamas", "Hizbullah" ve Yemen'deki "Ensarullah" gibi geleneksel olmayan silahlı örgütler, isterse İran gibi bölgesel güçler tarafından olsun, birdenbire ve çoklu cephelerden gelebileceğini kanıtladı.

Böylece İsrail, yalnızca istihbarata ve erken uyarıya güvenmenin artık yeterli olmadığını ve günün her saatinde anlık hazırlık durumunu güçlendirmesi gerektiğini idrak etti.

Bu nedenle, Zamir'in ilk kararlarından biri, daha önce uygulanan bayramlarda hazırlık seviyesini düşürme geleneğini iptal etmek oldu; nitekim soruşturmalar, 7 Ekim'deki başarısızlıklarından birinin, operasyonla aynı zamana denk gelen Simhat Tora bayramı izninde olan ve sınırları korumakla görevli askerlerin yokluğu olduğunu ortaya koymuştu.

Yeni strateji, ordunun önceden uyarı olmaksızın topyekûn bir savaşın patlak vermesi ihtimalini (İran veya Yemen'den uzun menzilli füzelerin fırlatılması, Gazze'de Hamas ve Lübnan'da Hizbullah'tan koordineli saldırılar, belki Suriye gibi başka cepheler, hatta iç karışıklıklar, Batı Şeria yerleşimlerine saldırı ve Ürdün sınırının aşılması ihtimali) kuvvet inşasında ve hazırlıklarında temel varsayım olarak ele alması gerekliliğine dayanıyor.

Ayrıca, ordunun elindeki herhangi bir operasyon planının veya teçhizatın, 7 Ekim'de yaşanana benzer geniş çaplı ve ani bir saldırıyı karşılama kabiliyeti temelinde test edilmesini şart koşuyor.

Strateji aynı zamanda, sahadaki ve istihbarat birimlerindeki teyakkuz halinin yeniden ayarlanmasını ve sınırlardaki alarm seviyesinin barış zamanında bile benzeri görülmemiş derecelere yükseltilmesini esas alıyor.

Bunun yanı sıra, tehdidin büyümesini beklemek yerine, ortaya çıkan herhangi bir tehdide karşı önleyici ve saldırı odaklı bir yaklaşımın benimsenmesini; İsrail düşmanlarının sınırlarda kuvvet veya silah yığma girişimlerinin engellenmesini ve bunların stratejik bir tehlikeye dönüşmesinin önlenmesini içeriyor.

Yukarıda belirtilenlere ek olarak yeni strateji, sınır boşluklarının kapatılmasını ve ön hatlardaki savunmanın kalıcı olarak güçlendirilmesi yoluyla konuşlanma doktrininin değiştirilmesini kapsıyor.

Zamir'e göre, bayramlar veya gece saatleri gibi belirli zamanlarda zayıf noktaların oluşmasına izin verilmeyecek; aksine sıcak sınırlar (Gazze, Lübnan, Batı Şeria ve Golan) boyunca her zaman savaşa hazır ve yeterli kuvvetin bulunması sağlanacak.

Ayrıca ordu, Zamir'in stratejisi uyarınca, ilan edilmiş savaş zamanları dışında bile tüm cephelerde önleyici operasyonları yoğunlaştırıyor.

İç cephe düzeyinde ise strateji, iç cephenin hazırlığını gelecek savaşta "başarının anahtarı", yerel yönetimi ise "en önemli köşe taşı" olarak görüyor.

Bu nedenle, sığınaklar, erken uyarı sistemleri ve acil durumlarda eylem mekanizmalarına ilişkin farkındalık oluşturma dahil olmak üzere "vatandaşların" savunmasının güçlendirilmesini öneriyor ve bunu askeri çabayı tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendiriyor.

İsrail, değişikliği teorik olarak ilan etmekle yetinmedi; bunu ordunun hazırlığını her seviyede güçlendirecek bir dizi pratik önleme, özellikle de hazırlıkların etkinliğini test etmeyi amaçlayan sürpriz tatbikatlara dönüştürdü.

Bu bağlamda, geçen yılın ağustos ayında, Zamir'in gözetiminde, birliklere önceden haber verilmeksizin "Şafak" adlı geniş kapsamlı ve sürpriz bir manevra başlatıldı.

O sırada ordu komuta kademesine, tepki hızını, karar alma sürecini ve rutinden acil duruma anında geçiş yeteneğini ölçmek amacıyla, çeşitli eksenlerden "hayali" ve kapsamlı bir saldırının gerçekleştiği bildirildi; bağımsız askeri gözlemciler ise komuta kademesinin performansını, tepki süresini ve alınan kararların kalitesini izledi.

Manevradan dört ay sonra Zamir, 7 Ekim dersleri hakkında bir iç rapor yayımladı. Raporda, "ani savaşın" ordunun hazırlığı için daimi bir pusula olarak kabul edilmesini ve en kötü senaryolara dayanan sıkı eğitim ve teyakkuz standartlarının belirlenmesini tavsiye etti.

Birliklerin sadece planlı eğitim zamanlarında değil, her an tetikte kalmasını sağlamak amacıyla bu tür ani tatbikatlar farklı seviyelerde tekrarlandı.

Üstelik bu tatbikatlar yalnızca askeri düzeyle sınırlı kalmadı; iç cephe ve hatta hükümetin kendisi de bunlara katıldı.

Bunun yanı sıra işgal ordusu, örgütsel incelemeler yaptı ve askeri doktrinde düzenlemelere gitti. Bunların en önemlisi, daha önce nöbetçi kuvvetlerin yüzde 50 oranında azaltıldığı ve "sessizlik" süresi olarak bilinen bayram ve resmi tatillerdeki izinlerin iptal edilmesiydi.

Aynı şekilde, gece nöbeti prosedürleri sıkılaştırıldı; özellikle uykunun en yoğun olduğu gün doğumu öncesinde birliklerin hazırlığını rutin olarak kontrol etmeyi ifade eden Şafak Alarmı uygulamasına geçildi.

Aynı bağlamda, askeri üslerin ve tesislerin savunma planlarının gözden geçirilmesi ve ani saldırılara karşı tahkim edilmesi emri verildi.

Ayrıca nöbetçi birliklere, mevzilerine yönelik ani bir baskını püskürtmek veya bir üsse sızma girişimi gibi savunma senaryoları üzerine periyodik eğitimler zorunlu kılındı.

"Sivil toplum" ve iç cephe düzeyinde ise son çatışmalar, özellikle de 2023 Gazze Savaşı ve 2025 İran Savaşı, "sivillerin" dayanma gücünün ve talimatlara uymasının kayıpları azalttığını ve ordunun görevlerini kargaşa yaşamadan yerine getirmesine yardımcı olduğunu kanıtladı.

Buna dayanarak hükümet ve ordu, sivil koruma altyapısını güçlendirmenin yanı sıra, halkı acil durumlar ve ani savaşlarla başa çıkma konusunda eğitmek için programlar başlattı.

Bununla beraber belediye başkanları ve belediye ekipleri için savaş sırasında kriz yönetimi konusunda çalıştaylar ve eğitim kursları düzenlendi; bu kapsamda her şehir ve kasabadaki acil durum planları güncellendi ve yerel düzeyde bombardıman ve tahliye simülasyonları yapıldı.

Ekim 2023 savaşından çıkarılan derslerden biri, askeri ve güvenlik kademeleri ile sivil kademeler arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesiydi.

Yeni strateji, acil durumlarda kapsamlı ve etkili bir müdahale sağlamak için ordunun diğer devlet kurumlarıyla bütünleşik çalışmasını vurguladı ve bunu kriz yönetimi için koordinasyon ve iş birliği mekanizmalarının oluşturulması izledi.

Stratejik düzeyde ise son savaş, İsrail'i üst düzey ordu subayları ve ilgili bakanlık yetkililerinden oluşan ve Savunma Bakanı'nın başkanlık ettiği bir Yüksek Acil Durum Koordinasyon Konseyi kurmaya itti.

Konseyin görevi, iç cephenin hazırlığını, sivil tahkimat planlarının ilerlemesini ve çeşitli birimlerin eğitim seviyesini periyodik olarak değerlendirmektir.

Konsey ayrıca bakanlık düzeyinde simülasyon tatbikatları yürütüyor; nitekim 2025'in sonlarında üst düzey yetkililer için ani bir savaşın patlak vermesini simüle eden bir masa başı tatbikatı gerçekleştirmek üzere toplandı.

Devlet Denetçisi raporu, daha önce kapsamlı bir hazırlık çerçevesinin bulunmamasının, sorumlulukların farklı kurumlar arasında belirsiz kalmasına yol açtığını ortaya koymuştu.

Fakat bu koordinasyon konseyi aracılığıyla yetkiler netleştirildi; ordu istihbarat, uyarı ve tehdit kaynaklarını vurmaktan; hükümet "vatandaşların" korunmasından ve hizmetlerin sürdürülmesinden sorumluyken, İç Cephe Komutanlığı ve Ulusal Acil Durum Otoritesi bu ikisi arasındaki bağlantıyı sağlıyor.

Stratejiye yönelik tepkilerde, önleyici saldırıya geçiş, Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü (JISS) gibi saygın araştırma merkezlerindeki askeri uzmanlar tarafından memnuniyetle karşılandı.

Uzmanlar, "ani savaş" senaryosunun referans olarak benimsenmesinin, İsrail stratejik düşüncesinde uzun zamandır beklenen temel bir dönüşümü temsil ettiğini değerlendirdi.

Araştırmacı Yaakov Lappin, 7 Ekim olaylarından çıkarılan en önemli dersin, on yıllardır caydırıcılık ve çevrelemeye dayanan İsrail doktrininin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği olduğunu yazdı; zira bu kavramların tehlikeli olduğu ve düşmanın zihniyetini anlamada yetersiz kaldığı kanıtlanmıştı.

Buna karşılık diğerleri, yeni stratejinin uzun vadedeki maliyetine işaret etti. Zira sürekli olarak en üst düzeyde teyakkuz halini korumak birlikleri yoruyor, yedek kuvvetlerin hazırlığını tüketebiliyor ve özellikle çok sayıda kişinin uzun süreler boyunca silah altına alınması devam ederse ekonomiyi etkileyebiliyor.

Bilindiği üzere Ekim 2023 sonrası aşamada yüz binlerce yedek asker uzun süreler boyunca göreve çağrıldı; bu durum iş gücü piyasasını etkiledi ve asker ailelerinin tepkisini çekti.

Sonuç olarak ciddi görüşler, yeni stratejinin verileri değişen bir gerçekliğe karşı kaçınılmaz bir tepki olduğu konusunda birleşiyor.

Yorumcular bunu, modern bir kılıfla "David Ben-Gurion stratejisine dönüş" olarak tanımlıyor: Yani (uyarı bazen gerçekleşmese de) erken uyarı ve hızlı seferberliğin, gerektiğinde önleyici bir darbeyle birleştirilmesi.

Ancak İsrail'in önündeki zorluk, bu yaşam tarzına ne kadar dayanabileceği ve daha önce defalarca yaşandığı gibi, (gelecekte olursa) uzun süreli sükûnet dönemlerinde ilgisini kaybedip kaybetmeyeceği meselesidir.

Çeviri: YDH