
YDH- Askeri saldırıların azalmış olmasına rağmen, İsrail bombardımanları ve silahlı saldırılarının neredeyse her gün Filistinlilerin ölümüne yol açtığı, onlarca ailenin ise süren askeri operasyonlar ve arazi ilhakları nedeniyle zorla yerinden edilme tehdidi altında olduğu aktarıldı.
Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 10 Ekim’de başlayan ateşkesten bu yana en az 449 Filistinli hayatını kaybetti, 1.264 kişi yaralandı.
Unicef, salı günü yaptığı açıklamada, ekim ayından bu yana Gazze’de 100 çocuğun öldürüldüğünü belgelediğini ve son üç ayı “çocukları öldüren bir ateşkes” olarak tanımladığını bildirdi.
“Aynı tehditler, sadece daha az gürültü”
34 yaşındaki üç çocuk babası Ebu Refik Ubeyd, Middle East Eye’e yaptığı açıklamada, “Hâlâ çocuklarımı okula göndermeye korkuyorum.” dedi.
“Paranoyak değilim ama bombardımanlar sürüyor; sadece doğu bölgelerinde ya da sarı çizgiye yakın mahallelerde değil, bazen Gazze kentinin ortasında da.” ifadelerini kullandı.
Ubeyd, evlerinin soykırım sırasında bombalandığını ve ateşkesten sonra bile mahalleye gidip hasarı kontrol edemediklerini aktardı.
Şucaiyye Mahallesi’ndeki evinin, İsrail’in yeni uygulamaya koyduğu “Sarı Hat”ın arkasında kaldığını belirtti.
Middle East Eye, Sarı Hat’ın, ekim ayında ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkesten sonra İsrail güçleri tarafından tek taraflı olarak uygulanan ve Gazze’de geniş alanları Filistinlilere yasaklayan bir bölge olduğunu bildirdi.
Bu hattın kuzey, güney ve doğudaki geniş alanlara erişimi engellediği ve batıya doğru genişleyerek Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 60’ını kapsadığı aktarıldı.
Üçüncü kış, yıpranmış çadırlar
Yaklaşık 1,5 milyon Filistinlinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğu ve herhangi bir yeniden inşa sürecinin başlamadığı Gazze’de, on binlerce ailenin üçüncü kışı art arda yıpranmış çadırlarda geçirdiği bildirildi.
Dul ve üç çocuk annesi Reca Cundiya, Middle East Eye’e yaptığı açıklamada, “Bu kış, önceki tüm kışlara kıyasla en zor olanı” dedi.
“Yağmurlar daha şiddetli olduğu için değil, biz tükendiğimiz için,” diyen Cundiya, iki yıllık sürekli yerinden edilme, yoksunluk ve açlık nedeniyle sağlıklarının bozulduğunu aktardı.
Son iki ayda yaşanan şiddetli yağışların binlerce çadırı yok ettiği, daha önce bombardımanlarla zayıflamış onlarca binanın da yerinden edilmiş insanların üzerine çöktüğü belirtildi.
Kış koşulları nedeniyle en az 31 Filistinlinin hayatını kaybettiği, bunların 19’unun çocuk olduğu aktarıldı.
“Her yağmur yağdığında bütün gece uyanık kalıyoruz, çünkü su çadırın içine doluyor.” diyen Cundiya, “Bir yandan yatakları kaldırıyor, bir yandan çocuklarımı taşıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yerinden edilmişken ve çocukların varken kış sadece bir mevsim değildir. Hayatta kalman gereken bir başka saldırıdır.” diye ekledi.
Gazze’nin bağımlı hale getirilmesi
Middle East Eye’e göre İsrail, yardım ve mal girişini kısıtlamanın yanı sıra Gazze’de faaliyet göstermek isteyen uluslararası kuruluşlara yeni şartlar dayatıyor.
İzin verilmeden önce kapsamlı kayıt süreçleri ve ayrıntılı personel bilgileri talep edildiği, bu uygulamaların onlarca sivil toplum kuruluşunun Gazze’de çalışmasını fiilen engellediği bildirildi.
Bu durumun binlerce ton gıda, tıbbi malzeme ve ekipmanın Gazze dışında beklemesine yol açtığı aktarıldı.
Ancak Gazze sakinleri, asıl sorunun yardım kısıtlamasından ziyade, Gazze’nin kendi kendine yetme kapasitesinin bilinçli biçimde yok edilmesi olduğunu ifade etti.
Middle East Eye, Gazze’deki tarım arazilerinin en az yüzde 80’inin tahrip edildiğini veya ele geçirildiğini, balıkçılık sektörünün ise yaklaşık yüzde 95 oranında çökertildiğini bildirdi.
Balıkçıların denize açılmaya çalışırken İsrail güçleri tarafından rutin olarak ateş altına alındığı veya gözaltına alındığı aktarıldı.
Gazze Balıkçılar Sendikası Komiteleri Başkanı Zekeriya Bakır, “İsrail işgali Gazze’nin iyileşmesini ya da hayatta kalmak için kendi kaynaklarına dayanmasını istemiyor.” dedi.
“Bu yüzden balıkçılar Gazze’de en çok hedef alınan gruplardan biri haline geldi” ifadelerini kullandı.
Bakır, Gazze’nin geçmişte kendi ihtiyacını karşıladığını ve hatta balık ihraç ettiğini hatırlatarak, bugün halkın denizde özgürce avlanılamadığı için dondurulmuş balık ithal etmek zorunda kaldığını söyledi.
“Onlar sadece Gazze’yi bağımlı tutmak istiyor.” dedi.