Filistinli tutsaklar için küresel kampanya

17 Ocak 2026

Aktivistler, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli tutsakların serbest bırakılması talebiyle Londra merkezli “Kırmızı Kurdeleler” adlı küresel bir kampanya başlattı.

YDH- Middle East Eye’ın (MEE) haberine göre, aktivistler, Birleşmiş Milletler’in İsrail’in Filistinli tutsakların idam edilmesine olanak tanıyacak son yasal girişimini kınamasından günler sonra, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli tutsakların serbest bırakılması talebiyle perşembe günü küresel bir kampanya başlattı.

Kırmızı Kurdeleler Kampanyası (Red Ribbons Campaign) adıyla duyurulan girişimin Londra’da başlatıldığı ve iki ay önce yine bu kentte başlayan bir inisiyatifin genişletilmesi niteliğini taşıdığı belirtildi. Söz konusu ilk girişimde aktivistlerin, tutsakların alıkonulmasını görünür kılmak amacıyla kamusal alanlara kırmızı kurdeleler ve tutsak fotoğrafları yerleştirdiği aktarıldı.

En az 9 bin Filistinli hukuka aykırı biçimde tutuluyor

Kampanyaya göre, İsrail makamları aralarında 400’den fazla çocuk ile Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’dan en az 150 sağlık çalışanının da bulunduğu “en az 9 bin Filistinliyi hukuka aykırı biçimde” alıkoyuyor.

Perşembe günkü küresel kampanya çağrısının, İsrail’de t yönetimlerine daha geniş yetkiler tanıyan yeni yasalar etrafında artan kaygılar eşliğinde yapıldığı bildirildi. Bu yetkiler arasında gözaltı sürelerinin uzatılması, cezasını tamamlayan tutsakların serbest bırakılmasının engellenmesi ve neredeyse yalnızca Filistinli tutsaklara uygulanacak şekilde idam cezasının getirilmesi bulunuyor.

“Gerçek rehineler”

Kampanyanın kurucusu Adnan Humeydan, yaptığı açıklamada girişimin, İsrail tarafından tutsak edilen “gerçek rehinelerin” durumuna dikkat çekmeyi amaçladığını söyledi.

Humeydan, “İsrail hapishanelerinde yaşananlar artık münferit ihlallerden ibaret değil; açıkça ırkçı yasalarla yasallaştırılan, aşağılamaya ve sistematik işkenceye dayalı, tam anlamıyla yerleşik bir sistemle karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

Filistinli tutsakların haklarını savunan kuruluşların, İsrail’i uzun süredir yaygın işkence, fiziksel ve cinsel şiddet, uzun süreli tecrit ve tıbbi ihmal uygulamalarıyla suçladığı hatırlatıldı.

Gazze’ye yönelik savaşın başlamasından bu yana, özellikle Gazze Şeridi’nden alıkonulanlar arasında aşırı kalabalık koğuşlar, yetersiz beslenme ve gözaltında ölümlere dair haberlerin arttığı kaydedildi.

Çocuk doktoru Husam Ebu Safiya’nın durumu

Kampanya açıklamasında, Aralık 2024’te Kemal Advan Hastanesi’ne düzenlenen bir baskın sırasında İsrail güçleri tarafından gözaltına alınan çocuk doktoru Husam Ebu Safiya’nın durumuna da dikkat çekildi. Safiya’nın, kuşatma altındaki hastanede hastalarını terk etmeyi reddettikten sonra tutsak edildiği aktarıldı.

Saldırı sonrasında kaydedilen görüntülerde Safiya’nın, beyaz önlüğüyle molozlarla kaplı bir caddeden yürürken görüldüğü belirtildi. İsrail ordusunun, Safiya’nın “terör faaliyetine olası karışma” şüphesiyle sorgulanmak üzere tutsak edildiğini bildirdiği, ancak Safiya’nın o tarihten bu yana herhangi bir suçlama yöneltilmeden tutsak olarak kaldığı ifade edildi.

Temmuz ayında avukat Gayd Ganim Kasım’ın, Safiya’nın İsrail’in Ofer toplama kampında  tutulduğu süre boyunca vücut ağırlığının üçte birinden fazlasını kaybettiğini, ağır şekilde darp edildiğini ve yaptığı tıbbi yardım taleplerinin reddedildiğini açıkladığı aktarıldı.

“İdari tutuklama” ve BM uyarıları

“İdari tutuklama” uygulamasının, gizli delillere dayanarak suçlama ya da yargılama olmaksızın hapis cezası verilmesine olanak tanıdığı ve insan hakları örgütleri tarafından “toplu cezalandırma aracı” olarak nitelendirildiği hatırlatıldı. Bu kapsamda Filistinlilerin, kendilerine yöneltilen suçlamaları bilmeden ve süresi belirsiz biçimde, yenilenebilir tutuklama kararlarıyla alıkonulabildiği belirtildi.

İsrail merkezli insan hakları örgütü HaMoked’e göre, Ocak 2026 itibarıyla en az 3 bin 300 Filistinli idari tutukluluk kapsamında cezaevlerinde bulunuyor.

Bu ayın başlarında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin, Filistinli tutsaklara neredeyse münhasıran uygulanacak idam cezasına olanak tanıyan yasadan vazgeçilmesi çağrısında bulunduğu aktarıldı. Açıklamada, halihazırda Filistinlilere yönelik uygulamaları nedeniyle eleştirilen bir sistemde “geri dönüşü olmayan adalet hataları” riskine dikkat çekildi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk’ün, “Birleşmiş Milletler idam cezasına her koşulda karşıdır” dediği ve “Bu tür bir cezanın insan onuruyla bağdaştırılmasının son derece güç olduğu ve masum insanların infaz edilmesi gibi kabul edilemez bir risk taşıdığı” uyarısında bulunduğu belirtildi.

Türk’ün ayrıca, söz konusu düzenlemenin “ayrımcı” nitelikte olduğunu ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak şekilde tasarlandığını ifade ettiği aktarıldı. Yasa metninde kullanılan dilin ve İsrailli siyasetçilerin açıklamalarının, bu düzenlemenin çoğu zaman adil olmayan yargılamalar sonucunda mahkum edilen Filistinlileri hedef aldığını gösterdiğini söylediği kaydedildi.

“Uluslararası sessizliği kırmak”

Adnan Humeydan, kampanyanın amacının “uluslararası sessizliği kırmak, küresel kamuoyunu harekete geçirmek ve ilgili kurumlar üzerinde baskı oluşturmak” olduğunu belirtti.

Humeydan ayrıca İsrail’in, “Ekim 2025’teki kırılgan ateşkesi takiben uluslararası imajını yeniden inşa etmeye çalıştığını” söyledi. Bu süreçte “Gazze’de soykırımın sürdüğünü, Batı Şeria’da ilhak girişimlerinin devam ettiğini ve Kudüs ile işgal altındaki Filistin topraklarının genelinde ihlallerin yoğunlaştığını” vurguladı.