Müftü Kabalan'dan hükümete uyarı: 'Lübnan satılık değildir'

21 Ocak 2026

Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, devlet yetkililerini dış güçlere karşı "bedava tavizler" vermekle eleştirerek, ulusal egemenliğin pazarlık konusu yapılamayacağını vurguladı.

YDH - Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, yayımladığı yazılı açıklamada ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Lübnan'ın "ateş çemberinin" tam ortasında yer almasına rağmen bölgesel krizde bir oyuncu ya da ortak olmadığını belirten Kabalan, buna rağmen yetkililerin şaşırtıcı bir şekilde "bedava tavizler" vermekte usta olduklarını dile getirdi.

El-Menar kanalının aktardığına göre Lübnanlı yetkililere, başta egemenlik yapısı olmak üzere ülkenin temel dinamiklerini kurtarma çağrısı yapan Kabalan, "Bölgesel yangınların sonuçlarını beklemek, Lübnan'ın ulusal kapasitesinin daha da tahrip olmasına yol açıyor" ifadesini kullandı.

"SDG ve Afganları satanlar Orta Doğu'yu harabeye çevirdi"

Dış faktörlerin son derece tehlikeli olduğunu ve dışarıya güvenmenin tüm Lübnan'ı saracak bir fitne anlamına geldiğini kaydeden Kabalan, ulusal önceliklerin ve tarihi değerlerin siyasi şovlara kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Kabalan, ulusal kapasite konusunda yapılacak herhangi bir hatanın ülkeyi sonu gelmez bir kaosa sürükleyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Lübnan satılık değildir. Onlarca yıl yatırım yaptıktan sonra SDG'yi (Suriye Demokratik Güçleri) satanlar kimse, kanlı bir iç savaşa sürükledikten sonra Afganları satanlar da onlardır. Orta Doğu'yu harabeye çeviren, Libya, Sudan ve Somali'de olduğu gibi hala ölüm, soykırım ve vahşet üreten o 'Arap Baharı'nı ateş ve fitne araçlarıyla yeniden kurgulayanlar da aynı odaklardır."

"Siyonist zorbalığı kabul etmeyen bir kapasiteye ihtiyaç var"

Ulusal kurtuluşun ancak egemen bir irade, etkin kamu hizmetleri ve sınırda olduğu kadar sahada da varlık gösteren bir devletle mümkün olacağını belirten Kabalan, "Siyonist zorbalığı kabul etmeyen kapasitelere ihtiyacımız var" dedi.

Kabalan, bugün yaşanan felaketin egemenlikteki zafiyet, siyasi tavizler, ekonomik başarısızlık ve Lübnan'ın tarihi rolünü etkileyen yapısal krizden kaynaklandığını dile getirdi.

"Yarım turizm sezonu IMF kredisinden daha fazla gelir getirir"

Ülkedeki iç durumun siyasi felç ve açıklanamayan hükümet husumetleri ile kilitlendiğini ifade eden Kabalan, ekonominin uluslararası kararlara endekslendiğini belirtti.

Lübnan makamlarının Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) beklediği kaynağın aslında yarım sezonluk bir turizm geliriyle elde edilebileceğine dikkat çeken Kabalan, asıl sorunun kişisel kibir, mali ve siyasi yolsuzluk olduğunu savundu.

Kabalan, sorunun sadece otorite boşluğundan değil, devlet kavramının yokluğundan kaynaklandığını belirterek şunları söyledi:

"Lübnan'a, sanki bölgedeki krizin ve sahanın mantığı dışındaymış gibi muamele edilmesi bizi devlet mantığının dışına itiyor. Lübnanlı yetkililere sesleniyorum: Acil durum stratejisine ihtiyaç var çünkü bölge, yapısını sarsan krizlerin şiddetiyle sendeliyor. Lübnan'ın gücü, iç cephenin gücünden ve ulusal birliğin sağlamlığından gelir. Ne yazık ki Lübnan'ın bir dış politikası ve iç yol haritası yok. Siyasi kaynama ve uluslararası haritalar, Lübnan'ın tarihsel bütünlüğünü tehdit ediyor."

"En büyük tehlike ani patlama değil yavaş çürüme"

Mevcut anın husumetleri bir kenara bırakıp anlaşma ve Lübnan ailesini koruma zamanı olduğunu vurgulayan Kabalan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bu ülke için en büyük tehlike hızlı bir patlama değil; Lübnan'da otoriteyi ve idari yapıyı ayakta tutan sütunları vuran yavaş çürümedir."