
YDH- Telal Nahle’nin 21 Ocak Çarşamba günü 18:05 GMT – 21:35 Tahran saati aralığını kapsayan durum analizine göre, NOTAM’larda herhangi bir değişiklik bulunmuyor.
Bu durağanlık, askeri açıdan en tehlikeli “istikrar” türü olarak değerlendiriliyor; hava sahasının mevcut duruşta dondurulduğunu ve planlarda değişiklik ya da yeni tatbikatlara yönelik bir niyet olmadığını gösteriyor.
Nahle’nin izlediği veriler; ADS-B ağlarında askeri hareketliliğin durması, kuzey İsrail’de GPS sinyallerinin bastırılması ve VIP uçuşlar, fırtına öncesi son safhaya işaret ediyor.
ADS-B ağlarında şu anda görünür bir ABD hareketi bulunmadığı, tanker uçaklarının tamamen ortadan kaybolduğu ve askeri kargo uçuşlarının son derece sınırlı olduğu belirtiliyor.
Analize göre bu durum, askeri terminolojide “Karanlık Mod” olarak tanımlanıyor. Nakliye filoları ve tankerlerin sivil takip sistemlerinden aniden kaybolması, faaliyetlerin durduğu anlamına gelmiyor; aksine operasyonel hava sahasına girildiğini ve tespit ile hedeflemeyi önlemek amacıyla transponderlerin kapatıldığını gösteriyor.
Bu mutlak sessizlik, taktik operasyonların başladığına dair en güçlü işaret olarak değerlendiriliyor. Tankerlerin hâlihazırda havada olduğu, ancak bombardıman uçaklarını havada ikmal ederken görünür olmak istemedikleri ifade ediliyor.
Raporda, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait B737 tipi SAM986 (C-40 Clipper) uçağının Tampa’dan — CENTCOM karargâhının bulunduğu şehirden — kalkarak Tel Aviv’e ulaşmasına da dikkat çekiliyor.
Bu uçak, VIP’lerin, Kongre üyelerinin ya da özel elçilerin taşınmasında kullanılıyor. Bu zamanlama, iki olasılığı gündeme getiriyor: nihai “harekât emri”nin, dinlenme ihtimali bulunan iletişim kanallarından uzak biçimde İsrail komutasıyla yüz yüze iletilmesi ya da bombardıman başlamadan önce diplomatların veya üst düzey ABD’li yetkililerin ailelerinin tahliyesi.
Nahle’nin analizine göre kuzey İsrail’de uygulanan yoğun GPS karartması da kritik bir gösterge. İsrail’in, GPS’e bağımlı İran İHA’ları ile hassas güdümlü seyir füzelerinin yönlendirilmesini engellemek amacıyla geniş çaplı “spoofing” faaliyetlerine başvurduğu belirtiliyor.
Bu ölçekte bir elektronik savunma tedbirinin yalnızca son derece yakın bir saldırı beklentisi durumunda devreye sokulduğu vurgulanıyor.
İran tarafında ise Meraj Airlines’a ait, İran Hükümeti tarafından kullanılan Airbus A321 tipi EP-IGD uçağının Buşehr’den Tahran’a uçuşu raporda özel olarak yer alıyor.
Bu hareket, nükleer reaktör ve enerji santralinin bulunduğu Buşehr’den, hava savunmalarıyla güçlendirilmiş başkent Tahran’a kıdemli yetkililerin taşınması anlamına geliyor ve liderliğin kıyı ve nükleer tesisleri kapsayan “birincil tehlike bölgesi”nden başkentteki sığınaklara tahliye ediliyor olabileceği şeklinde yorumlanıyor.
Saha özetinde, Çarşamba akşamı itibarıyla “tam sis” evresine girildiği belirtiliyor: ABD filosu havada “görünmez” durumda; İsrail genelinde, özellikle kuzeyde, Lübnan yönünden gelebilecek füzelere karşı yaygın GPS karartması uygulanıyor; İran’da Buşehr’den liderlik tahliyesi gerçekleşiyor; Tel Aviv’de ise CENTCOM’a bağlı SAM986 uçağı bulunuyor.
Nahle'ye göre, SAM986’nın Tel Aviv’e varışı, hava sahasının savaş için kapatılmasından önce gerçekleştirilen “son ziyaret” olma ihtimali taşıyor.
Nahle raporunu şu sözlerle sonlandırıyor:
''Artık herhangi bir “hazırlık” aşamasından söz etmek mümkün değildir. Şu anda, kararın alındığı an ile icranın başlayacağı an arasındaki dakikaların içindeyiz.''