
YDH – Israel Hayom’un haberine göre, İsrail Yüksek Mahkemesi, 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu’nun hemen ardından İsrail ordusunun Güney Komutanlığı karargâhında casuslukla suçlanan Assaf Şmueloviç hakkındaki yayın yasağını perşembe günü kaldırdı.
Mahkeme, Şmueloviç’in adının gizli tutulması yönündeki itirazını reddederken, devletin talebi doğrultusunda güvenlik açığıyla bağlantılı üst düzey subayların kimliklerinin korunmasına kısmen onay verdi.
Yayın yasağının kaldırılması kararı
Mahkeme kararına göre, Şmueloviç’in kimliğinin açıklanmasına yönelik engel kaldırılırken, albay ve üzeri rütbedeki subayların isimlerinin gizli tutulmasının “devlet güvenliği ve kişisel güvenlik” gerekçesiyle sürdürüleceği belirtildi.
Kararda, söz konusu subayların yurt dışında hukuki sorunlarla karşılaşma riskine dikkat çekildiği aktarıldı.
Yöneltilen suçlamalar
Israel Hayom, Şmueloviç’in “ağır casusluk”, “gizli bilgilerin iletilmesi”, “dolandırıcılık” ve “askeri yasak bölgeye izinsiz girme” suçlamalarıyla yargılandığını bildirdi.
İddianameye göre, savaşın ilk günlerinde yaşanan “yaygın karmaşa” ve “kitlesel yedek asker seferberliği” sırasında Şmueloviç, Bi'ir Seba’daki Güney Komutanlığı üssüne “yüzbaşı gibi davranarak” girdi.
Savcılığın iddiasına göre Şmueloviç, bu ortamdan yararlanarak bir albayı seferberlik işlemlerini onaylamaya ikna etti ve yaklaşık bir hafta boyunca yetkisi olmadığı halde “son derece gizli operasyonel toplantılara” katıldı.
Toplanan bilgiler ve iddialar
Yetkililer, Şmueloviç’in üs içinde bulunan bir not defterine “istihbarat verileri, görev planları ve gizli ayrıntılar” kaydettiğini söyledi.
Ayrıca, hassas bilgileri bazı meslektaşlarıyla paylaştığı ve kendisini savaş çabalarının bir parçası gibi göstererek “yetkisiz bir istihbarat ekibi” kurmaya çalıştığı kaydedildi.
Mahkemenin gerekçesi
Yüksek Mahkeme Yargıcı Gila Canfy-Steinitz, kararında atfedilen fiillerin “benzeri görülmemiş bir ulusal acil durum” sırasında işlendiğini ve “akut bir güvenlik zafiyetinin” istismar edildiğini belirtti. Bu durumun, hem iddia edilen eylemlerin ağırlığını hem de “kamuoyunun bilme hakkını” güçlendirdiği ifade edildi.
Yargıç, savaşın başlamasından bu yana geçen sürenin, yüksek yoğunluklu çatışmaların azalmasının ve güvenlik makamlarının yaklaşımındaki değişimin, kimliğin açıklanmasını haklı kıldığını kaydetti.
Savunma ve güvenlik endişeleri
Habere göre Şmueloviç, adının açıklanmasının hayatını tehlikeye atacağını, internette dolaşan “komplo teorileri” nedeniyle kendisine “vatana ihanet” ve “düşmanla işbirliği” gibi suçlamalar yöneltildiğini savundu.
Canfy-Steinitz ise bu iddiaların temyiz aşamasında gündeme getirildiğini, Şmueloviç’in hâlihazırda hastane koşullarında gözaltında tutulduğunu ve somut bir tehdit kanıtı sunulmadığını belirterek bu savunmayı reddetti.
Yargıç ayrıca, Şmueloviç’in adının halihazırda “internet, sosyal medya ve bazı mahkeme kararlarında” yer aldığını, bu nedenle gizlilik iddiasının geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.
Ailenin açıklaması
Şmueloviç’in ailesi, karara ilişkin yayımladığı açıklamada, Asaf’ın soruşturmanın başından beri “casus ve hain” olarak sunulduğunu söyledi.
Aile, Şmueloviç’in 7 Ekim’de “ülkesine katkı sunmak amacıyla” evinden ayrıldığını belirterek, dosya ayrıntılarının ortaya çıkmasıyla bunun “casusluk olmadığının” ve suçlamaların “orantısız” olduğunun anlaşıldığını ileri sürdü.
Açıklamada, Şmueloviç’in bir yedek asker olarak üslere girdiği, seferberlik sürecini tamamladığı, 11 gün görev yaptığı ve Güney Komutanlığı’ndan üst düzey isimlerden onay aldığı ifade edildi.
Aile, “en fazla bilgi güvenliği ihlali” söz konusu olabileceğini, bunun da disiplin çerçevesinde ele alınması gerektiğini savundu.
Sağlık raporu ve siyasi tepkiler
Haberde, devlet tarafından da kabul edilen bir tıbbi değerlendirmenin, Şmueloviç’in olaylar sırasında “akli yeterliliğinin yerinde olmadığını” ortaya koyduğu aktarıldı. Buna rağmen Şmueloviç’in, beraat edeceğine inandığı için yargı sürecini sürdürmeyi tercih ettiği kaydedildi.
Öte yandan, yayın yasağının kaldırılması için girişimde bulunan İsrail Başbakan Yardımcısı Almog Cohen, karara tepki göstererek, Yüksek Mahkeme’nin bu konuda “838 gün sonra” karar verdiğini söyledi.
Cohen, olayın “buzdağının yalnızca görünen kısmı” olduğunu belirterek, dosyadaki tüm bağlantıların açığa çıkarılması çağrısında bulundu.