Amerika neden bölgesel askeri yığınağa Ürdün’den başladı?

23 Ocak 2026

‘’İran’ın balistik füzelerinin bir kısmını Muvaffak Salti Üssü’nde kullanması, bazı Ürdünlülerin zarar görmesi pahasına bile kabul edilebilir. ABD’nin planı, önce İran’ın füze altyapısını vurup ardından İsrail’i ikinci aşamada koruyarak saldırı kapasitesini azaltmak üzerine kurulu.’’

YDH- Lübnanlı siyasi analist Ali Cezzini, Ürdün’deki Muvaffak Salti Üssü’nün jeopolitik konumunun sadece taktiksel değil, aynı zamanda sembolik ve psikolojik bir önem taşıdığını tartıştığı yazısında, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve operasyonlarını, Ürdünlülerin çıkarlarından bağımsız, kendi stratejik hedeflerine göre şekillendirdiğini belirtiyor. Cezzini, Trump’ın “korkaklığı” üzerinden ABD’nin uzun vadeli savaşlara direnç gösterdiğini, bu nedenle çatışmaları kontrollü ve sınırlı tutmayı tercih ettiği vurguluyor.

Amerika'nın Ürdün’deki Muvaffak Salti üssüne özellikle önem vermesinin sebebi sadece İran’ın kısa menzilli füzelerinin bu üssü vuramayacak (sınırdan 800-900 km uzaklıkta) kadar uzak olması değil. Aynı zamanda, savaş başladığında İranlıların ilk önce bu üssü hedef alması olasılığı yüzünden orası çok önemli bir yer olarak görülüyor.

Aşağıdaki analizde Amerikalıların kafasında neler döndüğünü anlamaya çalışıyorum ama bu kesin olarak bunlar bunlar olacak demiyorum.

İsrail, imparatorluğun taç mücevheridir ve savaşın son aşamasında İran balistik füzelerine karşı savunmada zorluklar yaşadı. Bu füzeleri nükleer silah tehdidine eşdeğer görüyorlar ve bu yüzden şu anda çok aceleci davranıyorlar.

Füze programını tamamen yok etmek gerçekçi değil. O yüzden, İran’daki rejimi değiştirmek onlar için daha mantıklı olabilir, ne kadar pahalı olursa olsun. Çünkü böyle bir değişiklik, başka büyük savaşların önüne geçebilir.

İsrailliler, hava savunmalarının hazır oluşu ve tek başlarına hem saldırı hem savunma kapasiteleri konusunda dünyadaki en büyük yalancılardır. NATO’nun istihbarat ve askeri güçleri Ürdün’den İranlı insansız hava araçlarına karşı müdahalede yer aldı.

İngiltere, İtalya ve Fransa’nın hava kuvvetleri Ürdün üslerinden operasyon yürüttü. İstihbarat görevleri, lojistik destek ve yakıt ikmali bunların içinde. İsrailliler, kritik operasyonların sürpriz bir şekilde, çatlaklar büyümeden önce bitirilmesini denediler; yoksa uzun bir tüketime dayanan cevap verememe durumuna düşeceklerdi. Hatta savaş boyunca yerleşimcilerin kaçmasını engellediler çünkü kitlesel kaçışın sonuçlarını biliyorlardı.

Son savaşta savunmanın büyük kısmı ABD savaş gemilerinden SM-3 ve THAAD sistemleri ile yapıldı; bu sistemler tarihindeki THAAD üretiminin %25’ini tüketti. İsrail’in saldırı ve savunma kapasitesine yönelik abartıların iki amacı var:

1- 7 Ekim sonrası ABD’nin İsrail’i kurtardığına dair ulusal anlatıyla mücadele etmek, bu İsrail için büyük bir psikolojik ve ulusal güvenlik meselesi, 

2- Bölgedeki halklar nezdinde tanrı imajını korumak.

Amerikalılar Ürdünlüleri ya da üsse ne olacağını çok umursamıyor. Bu yüzden İranlıların balistik cephanelerinin bir kısmını bu üste kullanmaları, bazı Ürdünlülerin ölmesi pahasına bile olsa onlar için kabul edilebilir.

Çünkü ABD’nin planı, önce füze üretim, fırlatma ve depolama noktalarını yok edip İsrail’i ikinci aşamaya hazırlamak; o aşamada İsrail, artık dayanamayacağı kadar saldırıya maruz kalmayacak, çünkü Amerikan hava kuvvetleri rejimi çökertmiş ve fırlatılan füze sayısını azaltmış olacak.

Bu nedenle, savaşa doğrudan İsrail’den başlamak mantıklı görünüyor. Çünkü İsrail’in çatışmaya katılması neredeyse kesin, ister başta ister sonra çeşitli nedenlerle. İsrail bölgedeki ateş gücü açısından ABD’den daha güçlü olmasına rağmen, altyapısının ani ve büyük yıkıma uğramasını istemiyor.

Amerikalılar sadece önceki suikastlarda olduğu gibi liderliği hedeflemekle kalmayıp, Ali’yi (Allah korusun) hedef alacaklar, ayrıca İran ekonomisini, petrol sektörünü ve altyapısını zayıflatarak içeriden değişim için zemin hazırlamayı düşünüyorlar.

ABD uçakları Körfez’den ve oradaki üslerinden çekildi; sebep daha kısa menzilli ve daha hassas silahlardan korunmak değil, bu ülkelerin petrol üretimini korumak. Bu ülkeler de yaşananlardan kendilerini uzak tutarak piyasalardaki dalgalanmadan Trump’ı rahatsız etmemeye çalışıyor.

ABD, Muvaffak Salti Havaalanı’nda savaş çıkması halinde zarar görebilir ama füzelerin büyük kısmının İsrail ve zengin hedeflere yönelmesi bekleniyor. Bu yüzden üssü tamamen yok etmek zor. ABD, İranlıların Ürdün altyapısına saldıracağını pek düşünmüyor; çünkü İran daha çok Batılı ve İsrailli hedefleri seçer. Ateşin çöl bölgesinde kalacağı ve Ürdün’ün bunu kaldırabileceği varsayılıyor.

Ürdünlüler, Batılıların desteği olmadan uzun ömürlü olmayacak kraliyet yönetimiyle hareket ediyor. Bu yüzden Kral Abdullah, içten bir tehdit olmadığını düşünüyor ve Batılılarla yürümenin en iyisi olduğuna inanıyor.

Amerikalıların planı, Ürdün’den batı İran’ı bombalayan hava operasyonları yapmak ve Fars Körfezi’nden Orta İran’a sızacak bombardıman uçakları için denizaltı üsleri açmak. Sonrasında İsrail devreye girecek.

Çözüm basit: Amerikalıların beklemediği şeyleri yapmak, onları maksimum şekilde zayıflatmak.

Çünkü benim ısrarla söylediğim, birçok kişinin eleştirdiği ama kanıtlanamayan görüşüm şu: Trump korkaktır.

Batı medyasında “TACO” (Trump Always Chickens Out) olarak adlandırılır. Yani uzun savaşlardan hoşlanmaz, müdahaleleri genellikle kısa, ani ve geç olur. Son savaşta Netanyahu’ya başarısızlık halinde “tanımıyorum” diyeceğini bile söylemiş. Bu yüzden ABD’nin kısa sabırlı olduğu ya da zarar görmek istemediği büyük cepheler varken savaş istemediği düşünülebilir.

Bazıları “İran neden önleyici saldırı yapmıyor?” diye sorabilir. Bu seçenek var ama avantajları ve dezavantajları var.

Önleyici saldırı ABD’de savaş popülaritesini artırır, Trump’a daha uzun savaş ve daha fazla kaynak için yetki verir, halk desteği sağlar. Ancak önleyici saldırı, ABD’nin önceki planını bozar ve büyük zararlara yol açar. Tek başına uzun ve sevilmeyen bir savaşa girerse ve başlangıçta zarar ABD’ye olursa iş zorlaşır. Bu yüzden karar zor.

Ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait iki Il-76 kargo uçağı Tel Aviv’e iniş yapıp sonra Türkmenistan’a gitti. Bu uçaklar genellikle BAE’nin Sudan ve Somali’deki milislerine silah taşımasında kullanılıyor. Dolayısıyla istihbarat amaçlı insansız hava araçları da taşıyor olabilir.

Durum karmaşık. Kaldı ki hiçbir şey olmayabilir de. Ancak mevcut hazırlık ve gelişmelerle ABD saldırısının gerçekleşme olasılığı %50’den fazla.

Sonuç olarak, bu söylediklerim Amerikalıların düşündükleridir, kesin olacak olanlar değil. Geçen savaş sonrası nükleer ve füze programlarının bittiği, İran’ın sona erdiği iddiaları çıktı ama şimdi daha şiddetli bir savaş istiyorlar.

Eğer savaş çıkarsa ve biz ayakta kalabilirsek, ABD geri çekilmek zorunda kalır veya Trump gibi bir korkak İsrail'i savaşta yalnız bırakırsa, İsrail’in son zamanlarda tırmanışa geçen zorbalığı tersine çevrilebilir, inşallah.

Çeviri: YDH