
YDH - Amerikalı dış politika yazarı David Ignatius, Başkan Donald Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland adasını kontrol altına alma girişimlerinin ve İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu sırasındaki açıklamalarının, Avrupa'nın ABD ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi için uygun zemin oluşturduğunu savundu.
Ignatius, Washington Post gazetesinde kaleme aldığı makalede, Trump'ın Grönland ile ilgili "başarısızlığı" olarak nitelendirdiği sürecin ve sergilediği "değişken ve kibirli" tutumun, Avrupa'ya kasıtsız hizmet sunduğunu belirtti.
Yazara göre bu süreç, Avrupa'nın güvenilmez bulduğu Amerika'dan bağımsızlaşma ihtiyacını idrak etmesini sağladı.
Davos'taki atmosferi yerinde gözlemleyen Ignatius, Amerikan heyeti üyelerinin "muzaffer bir ordu" edasıyla dolaştığına dikkat çekti.
Trump'ın, Grönland'ı kontrol altına almak için güç kullanma tehdidinden geri adım atmadan önce, konuyla ilgili kışkırtıcı açıklamalarla ön planda yer aldığı vurgulandı.
Ignatius'un analizine göre forum, Trump'a karşı belirgin Avrupa başkaldırısına sahne oldu.
Avrupalı liderler, Trump'ın Grönland planlarına karşı durmakla kalmadı, aynı zamanda ABD ile mevcut ilişki biçimini sürdürerek ekonomilerini düzeltemeyeceklerini anladı ve Washington ile ilişkilerin yeniden tanımlanması gerektiğini sert ifadelerle dile getirdi.
Yazar, Trump'ın Grönland'ı devralma girişiminin Avrupa için "şok tedavisi" etkisi yarattığını, bu hamlenin iki taraf arasındaki ilişkilerde hakim olan pasiflik ve boyun eğme durumunu kırdığını ifade etti.
Trump, Avrupalı liderlerin ortak muhalefeti ve Amerikan hisse senetleri ile tahvillerindeki düşüşün ardından Grönland'ın mülkiyetini alma talebinden vazgeçti.
Ignatius, Grönland dosyasının Amerikan tarafı için siyasi manevra niteliği taşısa da Avrupa için "uyandırma servisi" işlevi gördüğünü belirtti.
Bu gelişme, Avrupalıların kendi kaderlerini tayin etmeleri ve refahlarını sürdürebilmek adına ihtiyaç duydukları ekonomik reformları başlatmaları için son uyarı oldu.
Avrupa'daki ekonomik durgunluğun son 25 yıldır Davos'un değişmez gündem maddesi olduğunu hatırlatan Ignatius, Avrupa'nın Amerika ile ekonomik bağlarını koparması durumunda bu tabloyu değiştirmenin zorluğuna işaret etti.
Analize göre Trump, ikinci döneminin ilk yılında transatlantik ilişkilerde ciddi kafa karışıklığı yarattı.
Washington, Avrupa ile ittifakı; gümrük vergileri, bitmek bilmeyen talepler ve aşağılamalarla dolu süreç haline getirdi. Avrupalı liderlerin geçen yıl boyunca bu duruma uyum sağlamaya çalıştığı ancak Davos haftasında sabırlarının taştığı belirtildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa'nın ekonomisini reforme etmesi gerektiğini ve bu konuda "hala Amerika Birleşik Devletleri'nin gerisinde olduklarını" kabul etti.
Ancak Macron, Trump'ın istikrarsızlaştırıcı politikalarına tezat oluşturacak şekilde Avrupa'nın güvenilirliğine ve sistemine övgüde bulundu.
Ignatius, Grönland meselesinin Avrupalıların öfkesini ateşleyen kıvılcım olduğunu, ancak asıl derin rahatsızlığın Macron'un "ekonomik bağımlılık" olarak tanımladığı durumdan kaynaklandığını vurguladı.
Bu rahatsızlık, Trump'ın "radikal yayılmacı politika" izlediği dönemde daha da belirginleşti.
Avrupalı liderlerin, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yapay zeka destekli ekonomik patlamanın gerisinde kaldıklarını fark ettikleri belirtildi.
Liderler ayrıca, Avrupa Birliği düzenlemelerinin, mevzuatının ve ağır vergi yükünün ihtiyaç duyulan büyümeyi engellediği gerçeğiyle yüzleşiyor.
Bu bağlamda Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Davos'taki konuşmasında Avrupa'nın ekonomik reform konusunda "acil durum zihniyetine" ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Von der Leyen, "Bağımsızlık arayışımızı hızlandırmalıyız. Dünya kalıcı olarak değişti ve biz de onunla birlikte değişmeliyiz" ifadelerini kullandı.