Emily Schrader’dan itiraf: İran için gizli dijital ve finansal ağlar

23 Ocak 2026

ABD-İsrail bağlantılı aktörlerin İran’daki son protestolara yönelik dijital, finansal ve operasyonel müdahaleleri; gazeteci Emily Schrader’ın açıklamaları, İsrail istihbaratının açık çağrıları ve İranlı yetkililerin paylaştığı adli bulgular üzerinden kamuoyuna yansıdı.

YDH- ABD-İsrail vatandaşı gazeteci ve aktivist Emily Schrader, İran karşıtı lobi faaliyetleri ve propaganda çalışmalarıyla tanınan bir isim olarak, İsrail ordusunun 8200 Birimi’nden eski mensuplarla birlikte İran içinde “gizli dijital ve finansal ağlar” kurduklarını açıkça kabul etti.

İsrail’in askeri istihbarat birimi olan 8200 Birimi; sinyal istihbaratı, casusluk, siber savaş, gözetleme ve şifre çözme faaliyetlerinden sorumlu bir yapı olarak biliniyor.

BUNU İNCELEYİN: ''İsrail propagandacılarının yaydığı en çılgınca yalan''

Kendisini İranlı “yeraltı operatörleriyle” birlikte çalışıyor olarak tanımlayan Schrader, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımlarda, söz konusu operasyonları genişletmek ve finanse etmek amacıyla “melek yatırımcılara” açık çağrıda bulundu.

Schrader, İsrail adına İran’da rejim değişikliğini savunan faaliyetleriyle uzun süredir biliniyor. 2024 yılında Birleşik Krallık’ta yayınlanan bir televizyon programında, İran’ın bombalanması gerektiğini savunmuş; İranlıların İsrail’in kendi ülkelerini bombalamasını istediğini öne sürerek bu iddiasını X’te yapılan anketler ve “duvar yazılarıyla” gerekçelendirmişti.

ARKA PLAN: ABD Hazine Bakanı itiraf etti: 'İran’da ekonomik çöküşün sorumlusu bizim yaptırımlarımız'

ABD’nin Los Angeles kentinde doğan Schrader; İsrail merkezli ILTV News’te sunucu olarak görev yapıyor, Ynet için yazılar kaleme alıyor ve Jewish News Syndicate (JNS) adına bir program hazırlıyor. Ayrıca İran’da rejim değişikliğini teşvik etmeyi amaçlayan Institute for Voices of Liberty (iVOL) adlı düşünce kuruluşunun yönetim kurulunda yer alıyor.

ARKA PLAN: İsrail'in İran'daki hedefi ‘rejim değişikliği’

Haziran ayında Schrader, İran devlet televizyonu IRIB’e bağlı Kanal 4’ün İsrail ordusu tarafından bombalanması çağrısında bulundu. X üzerinden yaptığı paylaşımda, kanalın “rejimin sembolü” olduğunu ileri sürerek İranlıların bu saldırıyı “yalvardığını” iddia etti.

IRIB’in yayın sırasında hedef alınmasının ardından Schrader, saldırıyı öven açıklamalarda bulundu. Başka bir X paylaşımında, “Sunucu ‘Allahu Ekber’ diye bağırmaya başladı ve ardından yayın kesildi. Aferin İsrail ordusu!” ifadelerini kullandı.

Schrader ayrıca, geçtiğimiz yıl ekim ayında Gazze’de öldürülen Filistinli gazeteci Salih el-Caferavi’nin ölümünü de kamuoyu önünde memnuniyetle karşıladı.

İran’daki son dalga protestolar, 29 Aralık 2025’te İran riyalindeki sert değer kaybının ardından başlayan sokak gösterileriyle başladı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 23 Ocak’ta X üzerinden yaptığı açıklamada, olaylar sonucunda toplam can kaybının 3 bin 117 olduğunu duyurdu. Bu sayının 2 bin 427’sinin sivil ve güvenlik görevlisi, 690’ının ise “terörist” olarak tanımlanan kişilerden oluştuğu belirtildi.

ABD ve İsrail basını, ölümlerden İran güvenlik güçlerini sorumlu tutarak, güçlerin barışçıl protestoları bastırmak için şiddet kullandığını ileri sürdü.

Ancak elde edilen bulgular, yabancı istihbarat servislerinin sızma unsurlarını silahlandırarak protestocuları, güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan saldırılar gerçekleştirdiğine işaret ediyor.

29 Aralık’ta İsrail istihbarat teşkilatı Mossad, X platformu üzerinden Farsça yayımladığı bir mesajla İranlıları hükümete karşı protestolara çağırdı. Paylaşımda, “Hep birlikte sokaklara çıkın. Zaman geldi,” ifadeleri kullanıldı.

Mossad mesajında ayrıca, “Sizinle birlikteyiz. Sadece uzaktan ve sözle değil. Sahadayız,” denildi.

İran güvenlik kaynaklarına dayandırılan adli tıp incelemeleri, son olaylarda hayatını kaybeden çocukların bedenlerinden İsrail ordusuna ait askeri mühimmat çıktığını ortaya koydu. Rus haber ajansı TASS, 21 Ocak’ta yayımladığı haberinde bu bulguları aktardı.

Kaynaklar, İsfahan’da ailesiyle alışverişteyken vurularak öldürülen sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun karnına, çenesine ve başının arkasına isabet eden mermilerin İsrail menşeli askeri mühimmat olduğunu bildirdi.

Bir diğer olayda ise üç yaşındaki Melina Asadi, 7 Ocak 2026 akşamı Kirmanşah’ta babasıyla birlikte eczaneden dönerken yaşamını yitirdi.

Benzer senaryoların, 2011’deki Arap Baharı sürecinde ve 2014’te Ukrayna’da yaşanan olaylarda da görüldüğü; sivil halkı ve güvenlik güçlerini hedef alan “sahte bayrak” keskin nişancı saldırılarının, hükümetleri istikrarsızlaştırmak ve yönetimleri devirmek amacıyla kullanıldığı daha önce de kayda geçmişti.