
YDH - Suudi Arabistan devlet televizyonu, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Yemen'deki Mayun Adası'nda İsrail askeri uçaklarının kullanımına uygun bir pist inşa ettiğini duyurdu.
Dünyanın en hassas deniz geçiş noktalarından biri olan Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki bu gelişme, bölgesel vekalet savaşlarını, İsrail-İran çatışma dinamiklerini ve küresel enerji güvenliğini doğrudan etkileyen stratejik bir hamle olarak nitelendiriliyor.
Suudi Haber Kanalı'nın Yemen'in uluslararası alanda tanınan Aden merkezli hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı bilgilere göre BAE, Taiz vilayetine bağlı adada İsrail uçaklarının iniş yapabileceği bir altyapı kurdu.
Bu açıklama, bölgedeki örtülü lojistik varlığın, çok uluslu etkileri olan açık bir stratejik üs yapılanmasına dönüştüğünü teyit eder nitelikte.
Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 9'unun geçiş güzergahı olan Babülmendep Boğazı'ndaki konumuyla Mayun Adası, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki deniz trafiğinin denetlenmesi açısından kritik bir önem taşıyor.
Bölgesel savunma gözlemcileri, BAE'nin bu hamlesini, dışa dönük güç projeksiyonundan ziyade devlet dışı ve devlet destekli tehditlere karşı "kademeli güç koruması" doktrinine geçiş olarak yorumluyor.
İbrahim Anlaşmaları sonrası BAE ile İsrail arasında derinleşen askeri koordinasyon ve istihbarat paylaşımı, bu iddiaların zeminini oluşturuyor.
Analistler, adadaki pistin İsrail'e, Ensarullah'a ve tedarik ağlarına karşı uzun menzilli gözetleme, yakıt ikmali ve operasyon kabiliyeti sağlayabileceğini belirtiyor.
2021 yılına ait uydu görüntüleri, adada 1,85 kilometrelik bir pist, hangarlar ve yakıt depolama alanlarının inşa edildiğini ortaya koymuştu. Yemenli askeri yetkililer, BAE'nin 2019'daki resmi çekilme duyurularına rağmen lojistik sevkiyatlarını sürdürdüğünü ifade ediyor.
Suudi Arabistan kaynaklı bu ifşaatın, Riyad ve Abu Dabi arasında Yemen'in güneyindeki ayrılıkçı hareketler ve liman kontrolü konularında yaşanan görüş ayrılıklarını ve kurumsal rahatsızlığı gün yüzüne çıkardığı değerlendiriliyor.
Ensarullah ise söz konusu yapılanmayı "Yemen egemenliğinin ihlali" olarak tanımlarken, bu durumun Kızıldeniz'deki çatışma zarfını genişletebileceği uyarısında bulunuyor.