
YDH - IntelSky adlı açık kaynak istihbarat hesabının paylaştığı kapsamlı rapora göre, yerel saatle 13:03 itibarıyla güncellenen saha istihbaratı ve yeni NOTAM dosyaları, ABD ile İran arasındaki durumun artık basit bir "savaş hazırlığı" olmaktan çıktığını gösteriyor.
Taraflar, silahların çekildiği ancak doğa koşulları ve siyasi aritmetiğin parmakları tetiğin yanı sıra "duraklat" düğmesine de basmaya zorladığı bir "Meksika Açmazı" (Mexican Standoff) ile karşı karşıya.
Dengeleri değiştiren değişkenlerin derinlemesine analizi, krizin boyutunun lojistik ve operasyonel bir kördüğüme dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Dünya kamuoyu siyasi beyanatlara odaklanmışken, yayımlanan yeni dosya Tahran'ın devasa bir operasyonel hareketlilik başlattığını gözler önüne serdi.
B0065'ten B0072'ye kadar uzanan 12 yeni NOTAM (Havacılara Bildiri) serisi eş zamanlı olarak yürürlüğe girdi.
26 Ocak sabahından itibaren başlayacak ve tam bir ay boyunca devam edecek olan bu bildiri, İran'ın batısında, özellikle Irak sınırındaki Kürdistan ve Kirmanşah vilayetlerinde "silah atış" (gun firing) sahalarının aktif hale getirildiğini belgeliyor.
Analize göre bu hamle bir tatbikat değil; İran, Irak ve Ürdün üzerinden gelebilecek Tomahawk füzelerinin muhtemel rotası üzerinde, 11 bin fite kadar uzanan bir alçak irtifa "savunma şeridi" oluşturuyor.
Bu "önleme bariyeri", füzeleri iç bölgelere ulaşmadan düşürmeyi hedefliyor.
Ayrıca, özel havacılık ve Görerek Uçuş Kuralları (VFR) yasağını içeren B0062/26 sayılı NOTAM yenilenerek üç ay süreyle uzatıldı. Bu karar, İran hava sahasının fiilen "yalnızca askeri kullanıma" açık hale geldiği anlamına geliyor.
Trump'ın kış fırtınası nedeniyle 10 eyalette olağanüstü hal ilan etmesi, sadece bir meteoroloji haberi değil, aynı zamanda "bir numaralı lojistik engelleyici" olarak sahneye çıktı.
Teksas'taki Fort Hood üssünden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerini taşıması planlanan nakliye uçakları, şiddetli buzlanma nedeniyle tamamen yere çakılı kaldı.
İran'ın olası misillemesine karşı müttefikleri koruması hedeflenen hayati hava köprüsü, en az 48 saatliğine (Salı gününe kadar) kesildi. Müttefikler savunmasız durumdayken Washington'ın bir saldırı başlatması imkânsız görünüyor.
Washington ve Tahran, nadir görülen bir "sıfır toplamlı denklem" ile karşı karşıya.
İçeride protestolar, dışarıda ise savunma eksikliği ile kuşatılan Trump için devasa askeri yığınak bir "yüke" dönüşmüş durumda.
Gecikilen her gün milyonlarca dolara mal olurken sürpriz etkisini de zayıflatıyor.
İran cephesinde ise USS Abraham Lincoln uçak gemisi üzerinde kaydedilen dron görüntüleri, "Sizi görüyoruz ve vurabiliriz" mesajını netleştirdi.
Tahran, saldırıyı başlatan taraf olmayacağını ancak yanıt vermeye hazır olduğunu gösteriyor. İsrail'in "füze rampalarının da vurulması" yönündeki talebi ise Washington'ın işini daha da zorlaştırıyor; zira bu talep hedef bankasını binlerce noktaya genişleterek, Teksas'ta mahsur kalan takviye güçler olmadan gerçekleştirilmesi imkânsız bir operasyonel derinlik gerektiriyor.
ABD'nin odak noktası, bombardıman uçaklarıyla yapılacak bir taarruzdan, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü'ne dev C-5A kargo uçaklarıyla yapılan sevkiyata, yani savunmaya kaydı.
Bu değişim, Washington'ın bir "yıldırım harekâtının" imkânsızlığını kabullendiğine işaret ediyor. Yeni plan, öncelikle Körfez'deki savunma hattını tahkim etmek, ardından saldırı seçeneklerini değerlendirmek üzerine kurulu.
Savaş ihtimali sönümlenmedi ancak "dondu". Psikolojik harbin hâkim olduğu bu açık senaryoda, Trump ne geri çekilme lüksüne sahip (bu zayıflık olarak algılanacak) ne de hava koşulları ve savunma eksiklikleri nedeniyle derhal saldırma kapasitesine.