
YDH- Avrupa Birliği ve Hindistan, küresel ticaretin dengelerini değiştirecek bir anlaşmaya imza atarak yaklaşık iki milyar tüketiciyi ortak bir pazarda buluşturdu.
Bu hamleyle sanayi malları, otomotiv, ilaç ve tarım ürünleri üzerindeki gümrük vergileri kademeli olarak sıfırlanıyor.
Anlaşmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise Hindistan’ın otomotiv pazarına uyguladığı %110’luk devasa gümrük duvarını %10’a indirerek Batı sermayesine kapılarını ardına kadar açması oldu.
Anlaşma, Hindistan’ın jenerik ilaç üretimindeki devasa kapasitesini AB’nin teknik standartlarına uyumlu hale getiriyor. Bu entegrasyon, Hindistanlı üreticilerin Avrupa sağlık pazarına doğrudan girişini sağlarken, AB merkezli kimya devlerine de Hindistan’daki ham madde ve ara malı piyasasında vergisiz hakimiyet kurma fırsatı tanıyor.
Ekonomik veriler, AB tarafında gıda, kimya ve ilaç sektörlerinde yıllık 4,8 milyar dolarlık bir tasarruf öngörüyor.
Ticaretin kapsamı sadece fiziksel mallarla sınırlı kalmıyor; dijital hizmetler ve veri akışı da yasal güvence altına alınıyor.
Özellikle kamu ihalelerine katılım hakkı tanınmasıyla birlikte, AB merkezli mühendislik ve altyapı firmaları, Hindistan’ın devasa demiryolu ve enerji modernizasyonu projelerinde yerli firmalarla aynı statüde yarışabilecek.
Anlaşmanın teknik boyutundan ziyade operasyonel kalbi, lojistik süreçlerdeki radikal değişimde yatıyor.
Hindistan’dan çıkan bir malın gümrük ve liman bekleme süreleri nedeniyle kaybettiği %15-20’lik maliyet, yeni sistemle doğrudan kâra dönüşüyor. Bu "lojistik otobanın" ana işletmecisi ise Hindistanlı Adani Grubu ve İsrail’in Hayfa Limanı olarak belirlenmiş durumda.
Adani’nin kontrolündeki limanlardan çıkan mallar, yine aynı grubun yönetimindeki ağlarla Hayfa’ya ulaşıyor. Dijitalleşme sayesinde oluşturulan "tek dijital kimlik", Hindistan limanları ile Avrupa limanları arasında iç hat seferi hızıyla engelsiz bir akış sağlıyor.
Bu kurgunun stratejik merkezinde Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru (IMEC) yer alıyor.
Adani Grubu’nun Hayfa Limanı’na yaptığı 1,18 milyar dolarlık yatırım, bu anlaşmayla birlikte Avrupa’nın ana giriş kapısı tescilini aldı.
Süveyş Kanalı’nı baypas eden bu rota, sevkiyat sürelerini %40 oranında kısaltarak İsrail’i bölgedeki izole bir "ada" konumundan çıkarıp zorunlu bir "ticari köprüye" dönüştürüyor.
Batı, bu hamleyle Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne karşı Hindistan ve İsrail üzerinden güçlü bir yanıt veriyor. Ancak bu sistem, Hindistan mallarını ucuzlatmaktan ziyade, operasyonel rantın İsrail ve Adani merkezli yapıya akmasını sağlıyor.
İsrail’in güvenliğini "küresel ticaretin güvenliği" ile eşitleyen bu yapı, lojistik verimlilik söylemiyle jeopolitik risklere karşı diplomatik bir kalkan oluşturuyor. Sonuç olarak Doğu Akdeniz, Küresel Güney’in kaynaklarının Avrupa’ya aktığı yeni bir sömürgeci koridorun düğüm noktası haline geliyor.