
YDH- Washington ve Tahran arasındaki sözlü düello, yerini saha hareketliliğine bırakırken askeri müdahale seçeneği "hazırlık aşamasına" geri döndü.
ABD'nin Ortadoğu'daki stratejik varlıklarını artırması ve USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun bölgeye ulaşması, askeri harekatın sadece bir müzakere kozu olmaktan çıktığını gösteriyor.
Süreç, karşılıklı psikolojik harp teknikleriyle desteklenen, siyasi kararların hızla operasyonel talimatlara dönüşebileceği kritik bir "eşik" noktasında seyrediyor.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) operasyon bölgesine ulaşan USS Abraham Lincoln, sadece bir güç gösterisi değil; hassas vuruş yeteneği, koruma ve geniş çaplı operasyon desteği sunan çok işlevli bir platform olarak konumlandırılıyor.
Batılı ve İsrailli araştırma merkezleri, bu seferberliğin sembolik bir hamleden ziyade, İran’ın olası bir karşılık verme ihtimaline karşı hızla tırmandırılabilecek "sınırlı bir saldırı" hazırlığı olduğunu öngörüyor.
Öte yandan, Trump yönetiminin "Venezuela senaryosuna" benzer kapsamlı bir deniz ablukasını da masada tuttuğu belirtiliyor.
İran, ABD’nin hamlelerine karşı hem içeride hem dışarıda caydırıcılık dozunu artırıyor. Tahran’ın kalbindeki İnkılab Meydanı’nda Amerikan uçak gemisine yönelik saldırı görsellerinin sergilenmesi ve füze fırlatma videolarının dolaşıma sokulması, "yanıt bankasında" deniz hedeflerinin de bulunduğunun açık bir ilanı olarak görülüyor.
Gözlemciler, Tahran’ın bu sert retoriğinin sadece dış tehdidi savuşturmayı değil, aynı zamanda ülke içindeki protestoların yarattığı baskıyı dışarıya kanalize etmeyi amaçlayan ikili bir araç olduğunu savunuyor.
Tahran yönetimi, herhangi bir askeri müdahaleyi dört stratejik katman üzerinden bölgesel bir maliyet testine dönüştürmeyi hedefliyor:
Doğrudan ve birleşik saldırı: Sınırlı bir operasyonu tam ölçekli savaş ilanı kabul ederek balistik füzeler ve asimetrik deniz unsurlarıyla karşılık vermek.
Yıpratma taktiği: Bölgedeki Amerikan üslerini ve lojistik tesislerini hedef alarak Washington’ı uzun süreli ve yüksek maliyetli bir savunma hattına zorlamak.
Enerji ve boğazlar kaldıracı: Hürmüz Boğazı ve deniz ticaret yollarındaki risk seviyesini yükselterek küresel ekonomik sistem üzerinde baskı kurmak.
Vekil güçlerin mobilizasyonu: Yemen’deki Ensarullah'ın Kızıldeniz saldırılarını yeniden başlatma tehdidi örneğinde olduğu gibi, çatışmayı bölgesel cephelere yaymak.
İsrail’in bu olası çatışmadaki rolü, istihbarat paylaşımı, hedef belirleme ve hava savunma sistemlerinin koordinasyonu üzerinden tanımlanıyor. Uzmanlar, olası bir Amerikan saldırısının "geçmişin bir tekrarı" olmayacağını, İran’ın ilk günden itibaren İsrail ve ABD üslerini kapsayan bir yanıt planını devreye sokacağını öngörüyor.
Bölge ülkeleri ise bir yandan sınır güvenliklerini artırırken diğer yandan olası göç dalgaları ve nükleer dosyadaki tıkanıklığın yaratacağı belirsizliklere karşı hazırlık yapıyor.
Şu anki tablo, Washington’ın uygulama araçlarını en ön hatta sürdüğü, Tahran’ın ise caydırıcılık söylemini bölgesel bir felaket uyarısıyla tahkim ettiği, "geri dönüşü olmayan noktadan" önceki son virajı temsil ediyor.