
YDH- Drop Site News’in ulaştığı gizli belgeler, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Gazze Şeridi için kurguladığı, Filistinlilerin iradesini tamamen devre dışı bırakan hiyerarşik yönetim modelini gün yüzüne çıkardı.
22 Ocak 2026 tarihli henüz imzalanmamış olan karar taslağı, "Barış Kurulu" adı verilen bir mekanizma aracılığıyla Gazze’nin tüm idari, hukuki ve mali altyapısının doğrudan Washington kontrolüne geçmesini öngörüyor.
Belge, bölgenin yeniden yapılandırılmasını bir "siyasi mühendislik" projesine dönüştürerek, ABD ve İsrail hedefleriyle uyumlu bir nüfus yapısı inşa etmeyi hedefliyor.
Üç kademeli güç piramidi: Trump’ın mutlak yetkisi
Sızdırılan plan, Gazze’yi yönetmek üzere üç kademeli bir yapı kuruyor. Piramidin zirvesinde, "Barış Kurulu Başkanı" sıfatıyla tüm kararlar üzerinde nihai veto yetkisine sahip olan Donald Trump yer alıyor.
Trump; askeri komutanların atanmasından kararların yasalaşmasına kadar her süreçte tek imza yetkilisi olarak konumlandırılıyor. İkinci kademede ise aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Jared Kushner ve Tony Blair gibi isimlerin bulunduğu, Gazze’nin mevcut yasalarını iptal etme veya yeniden yazma yetkisine sahip bir "Yürütme Kurulu" bulunuyor.
Filistinliler ise piramidin en altında, hiçbir karar yetkisi bulunmayan ve yalnızca teknik uygulama görevlerini yürüten "Gazze İdaresi Ulusal Komitesi" (NCAG) çatısı altında toplanıyor.
Siyasi eleme aracı: 'Radikallikten arındırma'
Belgenin en çarpıcı bölümlerinden biri olan 8.2 maddesi, Gazze’de kimlerin yönetime, yeniden yapılandırma faaliyetlerine veya insani yardımlara erişebileceğini "siyasi uyumluluk" şartına bağlıyor.
"Radikallikten arındırılmış ve komşuları için tehdit oluşturmayan bir Gazze" vizyonu çerçevesinde, Hamas veya diğer direniş gruplarıyla geçmişte herhangi bir bağı olduğu iddia edilen kişi ve kuruluşlar sistemden tamamen dışlanıyor.
Analistler, "radikallikten arındırma" ifadesinin Filistin ulusal kimliğinin ve direniş bilincinin tasfiyesi için bir kılıf olarak kullanıldığını vurguluyor.
Mali ve hukuki vesayet
Taslak, Gazze’nin finansal sistemini de tamamen ABD kontrolüne bırakıyor. Banka hesaplarının açılması, bütçe onayı ve uluslararası bağışçıların yönetimi Barış Kurulu’nun yetki alanına giriyor.
Ayrıca Kurul, Gazze adına uluslararası anlaşmalar yapma yetkisine sahip kılınarak, bölgenin dış politikası Filistinlilerin söz hakkı olmaksızın belirleniyor.
Tüm resmi kararların İngilizce yayınlanması şartı, planın "sömürge valiliği" yapısına dair eleştirileri güçlendiriyor.
Güvenli alanlar ve biyometrik denetim
Öngörülen mimari, Gazze’nin kontrollü bölgelere ayrılmasını hedefliyor. Siyasi olarak "uyumlu" bulunan Filistinlilerin biometrik ve finansal takibe tabi tutularak konut, hizmet ve iş imkanlarına erişebileceği, "radikal" olarak nitelendirilen veya sistemi reddeden kesimlerin ise insani mahrumiyetin ve askeri operasyonların devam ettiği "kırmızı bölgelerde" kalacağı bir düzen tasvir ediliyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin Kasım 2025’teki kararını dayanak gösteren bu yapının, BM denetimini baypas edecek şekilde tasarlandığı ve bölge halkının rızası olmaksızın derhal yürürlüğe girmesinin planlandığı belirtiliyor.