
YDH - İsrail merkezli bir dizi insan hakları örgütü tarafından yayımlanan son rapor, 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların başlamasından bu yana Batı Şeria'da yaşananların geçici bir güvenlik tırmanışından ibaret olmadığını ortaya koydu.
"2025 İşgal Durumu Raporu: İşgalin 58. Yılı ve Gazze'deki İki Yıllık Savaş" başlığıyla yayımlanan belgede, bölgedeki İsrail yönetiminin doğasını kökten değiştiren derin ve uzun vadeli bir yapısal dönüşümün yaşandığı vurgulanıyor.
Aralarında B'Tselem, Breaking the Silence ve Physicians for Human Rights gibi kuruluşların da bulunduğu imza sahipleri, Batı Şeria'daki mevcut tablonun askeri bir işgalden ziyade, İsrail hükümetinin doğrudan siyasi çıkarlarına hizmet eden bir "fiili ilhak" gerçeğine işaret ettiğini belirtiyor.
Raporun merkezinde, 37. İsrail hükümetinin kurulmasıyla başlayan ve savaş sürecinde ivme kazanan bürokratik dönüşüm yer alıyor.
Uzun yıllardır askeri bir yapı olan "Sivil İdare" (Civil Administration) üzerinden yürütülen yetkiler, bir dizi yasal ve idari düzenlemeyle doğrudan hükümete bağlı sivil organlara devredildi. Hak örgütlerine göre bu durum, uluslararası hukuk çerçevesinde "geçici" kabul edilen askeri işgal statüsünü ortadan kaldırarak, sivil İsrail kontrolünü bölgede kalıcı hale getiriyor.
Söz konusu süreçle birlikte bölgede, yerleşimcilere geniş imtiyaz ve dokunulmazlıklar sağlayan, Filistinli nüfusu ise "korunan halk" statüsünden uzaklaştırarak baskı altına alan bir ayrımcılık rejiminin derinleştiği kaydediliyor.
Resmi bir egemenlik ilanı yapılmasa da, özellikle "C Bölgesi" olarak adlandırılan toprakların fiilen ilhak edildiği savunuluyor.
Raporda, Batı Şeria'daki sivil yaşamı kontrol etme yetkilerini Savunma Bakanlığı bünyesinde toplayan Bezalel Smotriç, bu dönüşümün mimarı olarak tanımlanıyor.
Smotriç'in denetimindeki "Yerleşim Direktörlüğü"nün, askeri hiyerarşiyi baypas ederek sivil hayatın her detayına müdahale ettiği ve Sivil İdare’nin yetkilerini işlevsiz kıldığı belirtiliyor.
Bu çerçevede, Sivil İdare Başkan Yardımcılığına ordu dışından sivil bir ismin atanması, askeri vesayetin sivil otoriteye devrinin en somut adımlarından biri olarak nitelendiriliyor.
Ayrıca Batı Şeria'daki askeri başsavcılığın yetkilerinin Savunma Bakanlığı hukuk müşavirliğine devredilmesi, bölgenin hukuki referans noktasının "geçici askeri işgal"den "kalıcı sivil kontrol"e kaydırıldığının kanıtı olarak sunuluyor.
Knesset'in Temmuz 2025'te büyük bir çoğunlukla Batı Şeria üzerinde İsrail egemenliğini destekleyen bir bildiri kabul etmesi, siyasi iradenin yönünü açıkça ortaya koyuyor.
Raporda, hükümetin yerleşim yerlerini genişletmek için yasama, altyapı ve finansman kanallarını seferber ettiği bilgisi yer alıyor.
Verilere göre, 2025 yılı sonu itibarıyla kurulan yerleşim birimi sayısı 49'a ulaştı. Ayrıca "kaçak" olarak nitelendirilen 63 yerleşim merkezinin yasal statüye kavuşturulması ve altyapı ağlarına bağlanması için süreçlerin hızlandırıldığı aktarılıyor.
Hak örgütleri, tüm bu politikaların uluslararası hukuku sistematik olarak ihlal ettiğini ve Filistin halkının günlük yaşamında geri dönülmesi zor hak kayıplarına yol açtığını belirterek uyarıda bulunuyor.