Suriye’nin geleceği ABD’yle mi şekilleniyor?

28 Ocak 2026

Trump ile Colani arasında gerçekleşen temas, Suriye’nin “geçiş süreci”, güvenlik yapılanması ve yeniden inşa başlıklarının, Şam’daki fiilî yönetimin iradesinden ziyade Washington’un öncelikleri doğrultusunda şekillendiğine işaret ediyor.

YDH- HTŞ rejiminin “Cumhurbaşkanlığı Ofisi” tarafından yapılan açıklamada, Colani’nin ABD Başkanı Donald Trump ile uzun bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği duyuruldu. Görüşme, Şam’daki fiili yönetimin uluslararası meşruiyet arayışını derinleştirme çabasının bir parçası olarak değerlendirilirken, Washington’un Suriye dosyasına yönelik müdahaleci rolünü sürdürdüğüne işaret etti.

“Geçiş süreci” söylemi ve egemenlik tartışması

Açıklamada görüşmenin, Suriye’nin “geçiş süreci”ne odaklandığı belirtilirken, “ulusal güvenliğin yeniden tesis edilmesi”, “ikili iş birliği” ve “bölgesel istikrar” gibi başlıkların öne çıkarılması, bu kavramların sahadaki fiili güç dengeleri ve dış aktörlerin etkisiyle nasıl şekillendirileceğine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Colani’nin görüşmede Suriye’nin “toprak bütünlüğü, ulusal egemenliği ve birliği” konusundaki kararlılığını yinelemesi, HTŞ’nin geçmişteki teör faaliyetleri ve dış destek tartışmaları göz önünde bulundurulduğunda, söylem ile pratik arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Aynı açıklamada, IŞİD’in yeniden güç kazanmasının önlenmesi için uluslararası koordinasyon çağrısı yapılması, ABD öncülüğündeki askeri varlığın ve istihbarat faaliyetlerinin Suriye topraklarındaki devamlılığına “dolaylı bir meşruiyet” zemini oluşturma çabası olarak yorumlandı.

ABD’nin ateşkes ve “yeniden inşa” yaklaşımı

Trump’ın son ateşkes anlaşmasını “memnuniyetle” karşılaması ve bunu “önemli bir adım” olarak nitelemesi, Washington’un “çatışmanın siyasi çözümünden ziyade sahadaki kontrol mekanizmalarını yönetmeye öncelik” verdiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Öte yandan Trump’ın, Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye’nin ulusal askeri yapısına “entegrasyonuna” destek vermesi, fiilen ABD’nin desteklediği bir yapının, Şam merkezli bir askeri çerçeveye nasıl ve hangi koşullarda dahil edileceği sorusunu gündeme getirdi.

Açıklamada Trump’ın, yabancı yatırımların teşviki ve ekonomik toparlanma vurgusuyla Suriye’nin yeniden inşasına destek mesajı verdiği aktarılsa da bu yaklaşımın yaptırımlar, kaynak kontrolü ve siyasi şartlar üzerinden şekillenecek bir “yeniden yapılanma” modelini ima ettiği değerlendiriliyor.

Trump’ın, Suriye’de ekonomik istikrarın “Ortadoğu barışı açısından hayati” olduğu yönündeki ifadeleri ise Suriye dosyasının hâlâ bölgesel güç dengeleri ve ABD’nin stratejik öncelikleri çerçevesinde ele alındığını bir kez daha ortaya koydu.