Middle East Eye: İran'ın hayatta kalma savaşı artık Arap dünyasının da savaşı

28 Ocak 2026

Middle East Eye Genel Yayın Yönetmeni David Hearst, kaleme aldığı analizde bölgenin Üçüncü Körfez Savaşı'nın eşiğinde olduğunu ve İsrail'in saldırgan politikalarının Arap dünyasında beklenmedik bir eksen kaymasına yol açtığını ifade etti.

YDH - Middle East Eye Genel Yayın Yönetmeni David Hearst, ABD Başkanı Donald Trump'ın Davos'taki "Barış Kurulu" şovunun üzerinden bir hafta geçmeden Ortadoğu'nun son derece gerçekçi bir Üçüncü Körfez Savaşı ihtimaliyle bıçak sırtında olduğunu belirtti.

USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubunun İran menziline girdiğini ve stratejik bombardıman uçaklarının bölgeye sevk edildiğini hatırlatan Hearst, "Bu tanıdık bir his" değerlendirmesinde bulundu.

İsrail medyasının da bu süreçte yoğun bir propaganda yürüttüğünü kaydeden Hearst, Ürdün, BAE ve İngiltere'nin olası bir saldırıda ABD'ye lojistik destek vereceği iddialarının ardından BAE'nin yaptığı yalanlamaya dikkat çekti.

Hearst, Tahran'ın bu yalanlamalara itibar etmeyeceğini savunarak, "Üst düzey İranlı yetkililer, BAE'nin zaten çok ileri gittiği konusunda uyarılarda bulundu" ifadelerini kullandı.

"BAE çok ağır bir bedel ödeyecek"

Hearst, geçtiğimiz yıl üst düzey bir İranlı yetkilinin kendisine yaptığı açıklamaları aktararak, İran'ın bu kez savunmada kalmayacağını vurguladı.

Hearst'ün aktardığına göre İranlı yetkili, İsrail'in Azerbaycan ve BAE'yi "kirli savaşta" kullandığını iddia ederek şu uyarıda bulunmuştu:

"Bir dahaki sefere saldırıya uğradığımızda bu durum Körfez'e ve bölgeye yayılacak. BAE çok ağır bir bedel ödeyecek."

Hedefte İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei var

Hearst, olası bir yeni saldırıda stratejinin değiştiğini ve suikast listesinin başında en üst düzey ismin yer aldığını belirtti.

Geçmişteki saldırılarda Beyaz Saray'ın rejim değişikliği hedefine mesafeli durduğunu ancak bu kez durumun farklı olduğunu kaydeden Hearst, makalesinde şu ifadelere yer verdi:

"Bu kez çekingenlik ortadan kalktı. İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei birincil hedef olacak."

Hearst, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, "İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'ye suikast düzenlemek çatışmayı tırmandırmayacak, aksine sona erdirecek" dediğini hatırlatırken; Trump'ın ise Hamenei sonrası dönem için daha pragmatik ve "anlaşma odaklı" bir yaklaşım sergileyebileceğine işaret etti.

Hearst'e göre, bölgedeki en çarpıcı gelişme, uzun süredir İran'ın vekil güçlerine karşı mücadele eden Sünni Arap dünyasının tavır değiştirmesi.

Hearst, bu değişimin romantik bir Filistin desteğinden ziyade ulusal çıkar ve egemenlik kaygısından kaynaklandığını vurguladı:

"Arap dünyası, İran'ın tahakküm ve işgale karşı verdiği mücadelenin aynısını yürüttüğünü görmeye başladı. Onlar da İsrail'in bölgesel bir askeri hegemon olma yolunda ilerlediğinden ve komşu devletleri parçalamanın bunun en kısa yolu olduğundan korkuyor."

Bu bağlamda Suudi Arabistan medyasında BAE'ye yönelik sert suçlamalara değinen Hearst, akademisyen Ahmed bin Osman el-Tuveycri'nin BAE'yi "Siyonizmin kucağına atılmak" ve "İsrail'in Arap dünyasındaki Truva atı olmakla" suçlayan makalesinin, Krallığın resmi görüşünü yansıttığını savundu.

"Netanyahu'nun son zarı"

Netanyahu'nun Gazze, Suriye ve Batı Şeria politikalarında stratejik hedeflerine ulaşamadığını savunan Hearst, İsrail Başbakanı'nın bu başarısızlıkları örtmek için İran kartına sarıldığını belirtti.

Hearst, "Netanyahu İran'a saldırma planları yapıyor çünkü yaptığı diğer tüm hamleler başarısız oldu" değerlendirmesinde bulundu.

İran'ın olası bir çöküşünün bölgeyi devasa bir istikrarsızlığa ve iç savaşa sürükleyeceğini, bunun da Suudi Arabistan'ın modernleşme hayallerini bitirip Türkiye'yi milyonlarca mülteciyle karşı karşıya bırakacağını kaydeden Hearst, analizini şu çarpıcı cümleyle noktaladı:

"İran'ın hayatta kalma mücadelesi, bölgenin hayatta kalma mücadelesidir ve kesinlikle hiçbir Arap lider bunu unutmamalıdır."