ABD Irak Özel Temsilcisi'nin Irak'a mesajlarının yüzde 70’i Şii hattını hedef alıyor

29 Ocak 2026

Amerika tarafından Irak'a gönderilen mesajların %70 gibi ezici bir çoğunluğu, doğrudan Şii siyasi bloklarını hedef alıyor. Odak noktasında özellikle silahlı gruplara yönelik kısıtlamalar ve uluslararası yaptırımlar bulunuyor.

YDH- Irak Tasarım Bloğu Başkanı ve Koordinasyon Çerçevesi üyesi Emir el-Fayez’in açıklamalarına göre; ABD Özel Temsilcisi Mark Savaya, son birkaç gün içinde gerçekleştirdiği temaslarda Washington’un kırmızı çizgilerini dikte etmeye çalıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya’nın ilettiği "atama kriterleri" içerikli mesaj, Irak’ın yerel dinamikleri ve egemenlik hakları ekseninde sert bir karşılık buldu.

Savaya getirdiği mesajlarda özellikle direniş gruplarıyla bağlantılı olduğu iddia edilen isimlerin devletin üst kademelerinde, bilhassa Temsilciler Meclisi Birinci Başkan Yardımcılığı makamında bulunmasını kabul etmeyeceklerini bildirdi. Bu bağlamda, Milletvekili Adnan Faihan’ın isminin doğrudan hedef alındığı belirtildi.

ABD Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya, Bağdat yönetimine sunduğu kapsamlı dosyada Washington'un yeni dönemdeki "sıfır tolerans" politikasını net bir şekilde ortaya koydu. 

Irak siyasetinin deneyimli ismi İzzet eş-Şabendar’ın analizlerine göre bu diplomatik taarruzun detayları şu noktada düğümleniyor:

1) Gelen mesajların %70 gibi ezici bir çoğunluğu, doğrudan Şii siyasi bloklarını hedef alıyor. Bu içerik; başta silahlı grupların tasfiyesi, mali denetimler ve İran ile olan organik bağların koparılmasına yönelik ağır yaptırım tehditlerini içeriyor.

2) Trump yönetiminin Şii aktörleri artık birer siyasi muhataptan ziyade, yaptırımların ve doğrudan baskının uygulanacağı bir "kırmızı alan" içine hapsettiğini savunuyor.

Washington’dan gelen bu baskı dalgasına yanıt vermekte gecikmeyen Koordinasyon Çerçevesi liderleri, tutumlarını "net ve tavizsiz" olarak tanımladı.

El-Fayez, Amerikan elçisine verilen yanıtta, parlamento içindeki görevlendirmelerin ve siyasi atamaların tamamen Irak’ın iç meselesi olduğunun altını çizdi. Çerçeve bileşenleri, Washington’un bu süreçte herhangi bir müdahale veya onay hakkına sahip olmadığını belirterek emperyal dayatmayı reddetti.

ABD’nin daha önceki süreçlerde "başbakan seçimi" konusundaki mesafeli tutumunun yerini, yeni hükümetin bileşimine yönelik bir ambargo tehdidine bıraktığı gözlemleniyor.

El-Fayez, Washington’un bir sonraki hükümeti destekleme ya da reddetme hakkını kendinde gördüğünü, itirazlarının ise temel olarak direniş gruplarının yürütme mekanizmalarındaki varlığına odaklandığını ifade etti.

Sürecin bölgesel boyutuna değinen el-Fayez, İslam Devrimi Lideri Ayetullah Hamenei'nin tutumuna dair de önemli detaylar paylaştı.

Ayetullah Hamenei'nin Koordinasyon Çerçevesi’ne gönderdiği tebrik mesajında herhangi bir şahıs isminin (Nuri el-Maliki dahil) zikredilmediğini belirten el-Fayez, mesajın özünde "anayasal süre içinde uzlaşı ve seçim başarısı" olduğunu vurguladı.

Fikir birliği arayışına dair sorulan ikinci soruya ise Ayetullah Hamenei'nin; "mutlak mutabakat sağlanamasa dahi, anayasal takvim içinde karar vermenin, hakların ertelenmesinden daha evla olduğu" yönünde bir irade beyan ettiği aktarıldı. Bu yaklaşım, dış müdahalelere karşı Irak’ın kurumlarını işlevsel tutma stratejisinin bir yansıması olarak değerlendirildi.

Bölgesel veya uluslararası düzeyde Nuri el-Maliki ismine yönelik resmi bir itirazın ulaştırılmadığını belirten Emir el-Fayez, tartışmaların odağında Irak devlet aygıtı içindeki direniş odaklı grupların konumu olduğunu yineledi.

Irak Koordinasyon Çerçevesi, dışarıdan gelen bu mesajları "incelenen birer veri" olarak değerlendirse de, nihai kararın Bağdat’ın bağımsız iradesiyle alınacağı mesajını kararlılıkla sürdürüyor.