
YDH- Middle East Eye (MEE)’de yer alan habere göre, İngiltere hükümetinin ABD merkezli veri ve yapay zekâ şirketi Palantir Technologies’e büyük kamu ihaleleri vermesi, ülkede giderek artan bir baskı ve tartışmaya yol açıyor.
CIA bağlantısı ve tartışmalı sözleşmeler
Kuruluş aşamasında “CIA tarafından kısmen finanse edilen” Palantir, 2023 yılında NHS England ile imzaladığı 330 milyon sterlinlik sözleşmenin ardından yoğun incelemeye maruz kaldı.
2027’de yenilenmesi gündemde olan bu sözleşmeye ek olarak şirket, aralık ayında İngiltere Savunma Bakanlığı (MoD) ile 240 milyon sterlinlik yeni bir anlaşma imzaladı. Bu tutarın, 2022’de imzalanan önceki sözleşmenin “üç katı” olduğu aktarıldı.
Palantir’in eylül ayında MoD ile “stratejik ortaklık” kurduğu ve bu kapsamda “askeri yapay zekâyı güçlendirmek” ile “savaş alanında öldürücülüğü dönüştürmek” amacıyla 1,5 milyar sterlinlik yatırım taahhüdünde bulunduğu, hükümetin basın açıklamasında yer aldı.
Anlaşmanın unsurları arasında, gelişmiş veri yönetimi ve yapay zekâ kullanarak “düşman hedeflere” daha etkili saldırılar düzenlenmesini amaçlayan ve “öldürme zinciri” olarak adlandırılan bir sistemin geliştirilmesi de bulunuyor.
Sağlık ve savunmada artan entegrasyon
Palantir’in İngiltere sağlık sistemi ve silahlı kuvvetleriyle artan entegrasyonu, kampanya yürüten gruplar arasında ciddi kaygılara neden oldu. Bu çevreler, şirketin Gazze’deki soykırımda ve ABD Başkanı Donald Trump’ın “yetkisiz göçe” karşı yürüttüğü ölümcül kampanyada oynadığı role dikkat çekti.
İngiliz milletvekilleri de Palantir’in savunma sözleşmelerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Yapılan bir araştırmada, İsviçre ordusunun, ABD istihbarat kurumlarının hassas verilere erişebileceği endişesiyle Palantir’i r”eddettiğinin” ortaya çıktığı aktarıldı.
İşçi Partisi York Central milletvekili Rachael Maskell, Aralık 2025’te The Guardian’a yaptığı açıklamada, hükümetin Palantir ile yapılan sözleşmeleri gözden geçirirken “şeffaf bir durum tespiti” yürütmesi gerektiğini ifade etti.
NHS sözleşmesine itirazlar
Doctors’ Association UK (DAUK) ve British Medical Association (BMA) dahil olmak üzere birçok tıbbi savunuculuk kuruluşu, Palantir’in NHS ile yapacağı sözleşmeye açıkça karşı çıktı. Bu sözleşmenin, hasta bilgilerini merkezileştirecek ve sağlık eğilimlerinin analizini kolaylaştıracak bir “Birleşik Veri Platformu” (FDP) oluşturacağı belirtildi.
Teknolojinin sağlık hizmetlerinin verimliliğini artırabileceği kabul edilse de sağlık çalışanları Palantir’in istihbarat kurumlarıyla olan bağları ve gözetim operasyonlarındaki rolü nedeniyle “doğru ortak” olup olmadığını sorguladı.
Geliştirilmesi hslinde Palantir’in NHS operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline geleceği, BMA’nın ise Haziran 2025’te aldığı bir kararla Palantir’i NHS için “kabul edilemez bir ortak” olarak nitelediği aktarıldı.
BMA Başkan Yardımcısı Dr. David Wrigley, yaptığı açıklamada, “Palantir’in yazılımı göçmenlik uygulamalarında bireyleri hedef almak için kullanılıyor ve aktif çatışma bölgelerinde konuşlandırılıyorsa, bu durum sağlık hizmeti sunumunda savunduğumuz değerlerle tamamen bağdaşmaz” dedi.
Hasta güveni ve veri endişeleri
DAUK sözcüsü David Nicholl, MEE’ye yaptığı açıklamada, “DAUK’un temel misyonlarından biri hasta güvenliğidir ve Palantir’in NHS’e dahil olması, hastaların verilerinin nasıl kullanıldığına dair güveni olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.
DAUK tarafından yaptırılan bir anketin, insanların yüzde 48’inin, FDP’nin Palantir tarafından yönetilmesi halinde sistemden çıkmayı tercih edeceğini ortaya koyduğu bildirildi. Bu tür çıkışların, hastalıkların tedavisini zorlaştırmak gibi olumsuz sonuçlar doğurabileceği kaydedildi.
Nicholl, “404 Media” tarafından ortaya çıkarılan bulgulara işaret ederek, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’nin (ICE) mahalle baskınlarında kullandığı Palantir uygulaması Elite’ın, ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’ndan (HHS) aldığı verilerle insanların adreslerini tespit ettiğini aktardı. Uygulamanın, her kişi için bir “dosya” oluşturduğu ve mevcut adresine ilişkin bir “güven puanı” sağladığı belirtildi.
Palantir’in ayrıca, bir kişinin suç işleme olasılığını tahmin etmeyi amaçlayan yazılımlar geliştirdiği ve eleştirmenlerin bu teknolojilerin mevcut önyargıları pekiştirme riski taşıdığını savunduğu ifade edildi.
Gazze ve askeri kullanım
Health Workers for a Free Palestine koalisyonundan Dr. Rhiannon Mihranian Osborne’a göre, Filistinliler üzerinde test edilen Palantir yazılımları “dünya genelinde baskı aracı olarak ihraç ediliyor.”
Palantir’in, İsrail ordusu ve istihbarat birimlerine, insansız hava araçlarından atılan füzelerin gazeteciler, yardım görevlileri ve sivilleri hedef almasını mümkün kılan gelişmiş hedefleme kabiliyetleri sağladığı; bunun İsrail’in “dünyanın ilk yapay zekâ savaşı” olarak adlandırdığı sürece aktif katkı sunduğu aktarıldı.
Örneğin, İsrail’in 2024’te Lübnan’a yönelik terör saldırılarında Palantir yazılımını kullandığı, bu saldırılarda patlayan çağrı cihazları nedeniyle onlarca kişinin hayatını kaybettiği ve binlercesinin yaralandığı bildirildi.
Dr. Osborne, ICE örneğinde olduğu gibi Palantir’in NHS veri sistemi Foundry’nin, askerî operasyonlarda kullanılan Gotham yazılımıyla veri paylaştığını vurguladı. Osborne, “Her zaman sağlık verilerimizin ABD istihbarat kurumlarına aktarılma riski var, ancak daha büyük risk, bu sistemlerin İngiliz hükümetinin kendi devlet şiddetini güçlendirmesine nasıl yardımcı olabileceğidir.” dedi.
Palantir, internet sitesinde “tüm Gotham uygulamaları ve birçok Foundry uygulamasının uygulamalar arası etkileşim” içerdiğini belirtiyor.
Eleştiriler ve savunmalar
Palantir’in Birleşik Krallık CEO’su Louis Mosley, The Guardian’a yaptığı açıklamada, şirketin etik siciline yönelik eleştiriler için doktorların “hasta çıkarları yerine ideolojiyi öne koyduğunu” savundu. Mosley, şirketinin hem insanları öldürmeye hem de tıbbi bakım sağlamaya yönelik araçlarını eleştiren “woke” çevreleri de hedef aldı.
Şirketin eleştirmenleri arasında Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski de yer alıyor. Polanski, perşembe günü Londra’daki Palantir ofisi önünde düzenlenen protestoda, İngiliz hükümetinin şirketle ilişkilerini kınadı ve CEO Alex Karp’a “Palantir’i uyarmayı” amaçlayan bir mektup sundu.
Polanski, MEE’ye yaptığı açıklamada, şirketin “derinlemesine otoriter doğasına” dikkat çekerek, “Ulusal Sağlık Servisi ile herhangi bir ilişkilerinin olması bile oldukça distopik” ifadelerini kullandı.
Polanski, Palantir’in Gazze’deki soykırıma katkı sunduğunu ve ICE’ın ABD vatandaşlarına karşı ölümcül güç kullanmasına yardımcı olduğunu, bunun Renee Nicole Good ve Alex Pretti’nin ölümleriyle sonuçlandığını hatırlattı.
Şirket ideolojisi ve uzun vadeli riskler
Palantir’in kurucusu Peter Thiel’in, “özgürlük ve demokrasinin artık uyumlu olduğuna inanmadığını” söylediği ve kamu sağlık hizmetlerine karşı çıktığı, NHS’in “insanları hasta ettiğini” ileri sürdüğü hatırlatıldı.
CEO Alex Karp’ın ise Palantir’in İngiltere’deki çalışmalarını, “gerektiğinde düşmanları korkutmak ve zaman zaman öldürmek” misyonunun bir parçası olarak tanımladığı aktarıldı.
Bu sözleşmelerin, Palantir’in İsrail ve ABD’de kullanılan askeri gözetim programlarını İngiltere’ye taşıma ideolojisini yansıttığı ifade edildi. DAUK’un anlaşmaya karşı hukuki süreç başlattığı, ancak sağlık çalışanlarının sahadaki kaygılarının büyük ölçüde göz ardı edildiği belirtildi.
Sağlık verileri gizliliği grubu medConfidential’dan Sam Smith, MEE’ye yaptığı açıklamada, “NHS England’ın hastanelerin ne düşündüğünü umursamadığını, bütçe almak isteyen hastanelere Palantir kullanma şartı dayatıldığını” söyledi.
Smith, bireysel vakıfların alternatif tedarikçilere yönelebileceğini, bunun tekelleşme riskini azaltabileceğini ifade etti.
Smith, Palantir’in “Cancer 360” adlı aracının NHS genelinde alternatifsiz biçimde entegre edilmesi hâlinde, sistemden çıkmanın son derece zorlaşacağını belirtti.
Palantir’in, Covid-19 pandemisi sırasında, veri takibi için NHS’e 1 sterlinlik bir sözleşme sunarak sisteme girdiği; ardından sözleşme değerlerini kademeli olarak artırdığı ve veri yönetiminde tekel kurmayı hedeflediği aktarıldı.
The Good Law Project’ten Duncan McCann ise Palantir temsilcilerinin “usta lobiciler” olduğunu, ücretsiz deneme benzeri modellerle sisteme girip sonrasında vazgeçilmez hale geldiklerini söyledi. McCann, NHS personelinin Foundry’ye özel kodlama yapmasının, sözleşme sona erdiğinde tüm yatırımların boşa gitmesi riskini doğurduğunu vurguladı.
McCann, bu sürecin “tek yönlü bir yol” haline gelmesinden ve sistemden çıkmanın giderek daha maliyetli olmasından endişe edildiğini ifade etti.
2027’de yapılacak üç yıllık sözleşme gözden geçirmesi öncesinde desteğin artırılabileceğini belirten McCann, şimdiye kadar 25 bin kişinin vakıflarla iletişime geçtiğini; Manchester ve Leeds’teki hastanelerin yerel ve kamuya ait alternatifleri tercih ettiğini aktardı.