Lavrov: ABD ve Ukrayna'nın güvenlik garantileri gerçekçi bir barış sağlamaz

29 Ocak 2026

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Washington ve Kiev yönetimlerinin üzerinde mutabık kaldığı güvenlik garantilerinin içeriğine dair Moskova'nın bilgilendirilmediğini açıkladı.

YDH - Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Washington ile Kiev arasında varılan güvenlik garantileri anlaşmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Moskova'nın bu garantilerin içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığını belirten Lavrov, mevcut planın kalıcı bir barış sağlamaktan uzak olduğunu ifade etti.

Bakan, bu tür anlaşmaların güvenilir bir barış zemini oluşturmak yerine, yalnızca mevcut Ukrayna yönetiminin çıkarlarını korumayı amaçladığını savundu.

Lavrov, Rusya'nın temel referans noktasının Nisan 2022'de İstanbul'da bizzat Ukrayna tarafınca hazırlanan taslak metin olduğunu hatırlatarak, "Biz gerçek tekliflere bakacağız, kamuoyunu heyecanlandıran siyasi oyunlara değil" şeklinde konuştu.

Lavrov'un açıklamaları, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun 28 Ocak'ta Senato'da yaptığı ve Abu Dabi'deki üçlü görüşmelerde ilerleme sağlandığını belirttiği sunumun ardından geldi.

Rubio, Ukrayna için üzerinde çalışılan güvenlik mekanizmasının, başta Fransız ve İngiliz birlikleri olmak üzere "küçük bir Avrupa birliğinin" Ukrayna topraklarına konuşlandırılmasını ve ABD'nin lojistik desteğini öngördüğünü açıklamıştı.

Rubio ayrıca, Amerikan desteği olmadan Avrupa ülkelerinin bu taahhütleri yerine getirme kapasitesinin bulunmadığını da vurgulamıştı.

"İstanbul Protokolü" vurgusu

Moskova, herhangi bir güvenlik mimarisinin Ukrayna'nın tarafsız statüsünü ve nükleer silahlardan arındırılmasını içermesi gerektiği yönündeki pozisyonunu koruyor.

Lavrov, 2022'deki İstanbul görüşmelerinde Ukrayna'nın kendi sunduğu tekliflerin bu dengeyi gözettiğini, ancak mevcut süreçte Batılı güçlerin "rejim değişikliği" veya "Rusya'ya karşı askeri tahkimat" hedeflerinden vazgeçmediğini ifade etti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Abu Dabi'deki uzmanlar düzeyindeki görüşmeleri bir ilerleme olarak nitelendirse de taraflar arasındaki temel görüş ayrılıklarının sürdüğüne işaret etti.