
YDH- ABD Başkanı Donald Trump, Küba’ya ilişkin ulusal acil durum ilan eden bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Beyaz Saray tarafından yayımlanan kararnamede Trump, söz konusu kararı gerektirir görmesinin gerekçesini “olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit” olarak tanımladığı duruma dayandırdı ve tehdidin kaynağının büyük ölçüde ABD dışında olduğunu belirtti.
Kararnamede Trump, “Küba ile ilgili durumun, kaynağı tamamen veya büyük ölçüde ABD dışındaki ulusal güvenlik ve dış politika açısından olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit oluşturduğunu” belirterek ulusal acil durum ilan etti.
Tarife ve ekonomik tedbirler
İlan edilen ulusal acil durum kapsamında Trump, Küba’ya doğrudan veya dolaylı petrol sağlayan ülkelere yönelik yeni bir tarife sistemi kurulmasına izin verdi.
Bu sisteme göre, petrol sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara ek gümrük vergisi uygulanabilecek. Dışişleri ve Ticaret Bakanlıkları, bu sistemi uygulamak için gerekli kuralları yayımlama yetkisine sahip.
ABD yönetimi, bu adımları “Küba rejiminin eylem ve politikalarından ABD’nin ulusal güvenliğini ve dış politikasını koruma” amacıyla attığını belirtti.
Kararname ayrıca, Küba veya etkilenen ülkeler “tehdidi gidermek veya ABD’nin ulusal çıkarlarıyla uyum sağlamak için önemli adımlar atarsa” başkanın kararnamede değişiklik yapabileceğini içeriyor.
“Rejim değişikliği” ve enerji bağımlılığı
Amerikan basınında yer alan haberlere göre, Trump yönetimi 2026 sonuna kadar Küba’da “rejim değişikliği” sağlamayı hedefleyebileceğini ve Havana’daki bazı isimlerle temas arayışında olabileceğini bildirdi.
Küba ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğu iddia edilen haberde, Venezuela’dan gelen petrol desteğinin kesilmesinin baskıyı artırdığı ifade edildi. Ancak kaynaklarda somut bir askeri planın olmadığı vurgulandı.
Habere göre, Küba’nın enerji tedarikindeki “dışa bağımlılığı”, bu politikanın arka planında önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
ABD’nin ocak başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasıyla ilişkili olarak Venezuela’dan gelen petrolün kesilmesi, Küba’nın enerji krizini derinleştirdiği kaydedildi. Bu gelişmelerin Havana üzerindeki baskıyı artırdığı bildirildi.
Küba’ya yönelik suçlamalar ve tehdit algısı
Beyaz Saray’ın yayımladığı ulusal acil durum kararnamesinde Trump yönetimi, Küba hükümetinin eylemlerini ABD ulusal güvenliğine “olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit” olarak tanımladı.
Kararnameye göre, Küba’nın Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerle ilişkileri bulunduğu, Hamas ve Hizbullah gibi gruplarla bağlantılarının olduğu ve ABD’nin güvenlik çıkarlarına zarar verdiği ileri sürüldü. Bu tanımlamalar, Washington’ın Küba’yı düşmanca ve tehdit unsuru olarak gördüğünü yansıtıyor.
Küba yönetiminin tepkisi
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz‑Canel, Trump’ın açıklamalarını “saldırgan” ve “kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez” şeklinde yanıtladı.
Bu, Havana yönetiminin Washington’ın tutumunu doğrudan karşıt olarak algıladığını gösteriyor.
ABD ile Küba ilişkileri uzun yıllardır gerilimli bir geçmişe sahip. 1959’dan bu yana ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik ambargo, uluslararası eleştirilere rağmen sürdü ve farklı yönetimler döneminde çeşitli şekillerde yeniden gündeme geldi.
YDH- ABD Başkanı Donald Trump, Küba’ya ilişkin ulusal acil durum ilan eden bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Beyaz Saray tarafından yayımlanan kararnamede Trump, söz konusu kararı gerektirir görmesinin gerekçesini “olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit” olarak tanımladığı duruma dayandırdı ve tehdidin kaynağının büyük ölçüde ABD dışında olduğunu belirtti.
Kararnamede Trump, “Küba ile ilgili durumun, kaynağı tamamen veya büyük ölçüde ABD dışındaki ulusal güvenlik ve dış politika açısından olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit oluşturduğunu” belirterek ulusal acil durum ilan etti.
Tarife ve ekonomik tedbirler
İlan edilen ulusal acil durum kapsamında Trump, Küba’ya doğrudan veya dolaylı petrol sağlayan ülkelere yönelik yeni bir tarife sistemi kurulmasına izin verdi.
Bu sisteme göre, petrol sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara ek gümrük vergisi uygulanabilecek. Dışişleri ve Ticaret Bakanlıkları, bu sistemi uygulamak için gerekli kuralları yayımlama yetkisine sahip.
ABD yönetimi, bu adımları “Küba rejiminin eylem ve politikalarından ABD’nin ulusal güvenliğini ve dış politikasını koruma” amacıyla attığını belirtti.
Kararname ayrıca, Küba veya etkilenen ülkeler “tehdidi gidermek veya ABD’nin ulusal çıkarlarıyla uyum sağlamak için önemli adımlar atarsa” başkanın kararnamede değişiklik yapabileceğini içeriyor.
“Rejim değişikliği” ve enerji bağımlılığı
Amerikan basınında yer alan haberlere göre, Trump yönetimi 2026 sonuna kadar Küba’da “rejim değişikliği” sağlamayı hedefleyebileceğini ve Havana’daki bazı isimlerle temas arayışında olabileceğini bildirdi.
Küba ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğu iddia edilen haberde, Venezuela’dan gelen petrol desteğinin kesilmesinin baskıyı artırdığı ifade edildi. Ancak kaynaklarda somut bir askeri planın olmadığı vurgulandı.
Habere göre, Küba’nın enerji tedarikindeki “dışa bağımlılığı”, bu politikanın arka planında önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
ABD’nin ocak başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasıyla ilişkili olarak Venezuela’dan gelen petrolün kesilmesi, Küba’nın enerji krizini derinleştirdiği kaydedildi. Bu gelişmelerin Havana üzerindeki baskıyı artırdığı bildirildi.
Küba’ya yönelik suçlamalar ve tehdit algısı
Beyaz Saray’ın yayımladığı ulusal acil durum kararnamesinde Trump yönetimi, Küba hükümetinin eylemlerini ABD ulusal güvenliğine “olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit” olarak tanımladı.
Kararnameye göre, Küba’nın Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerle ilişkileri bulunduğu, Hamas ve Hizbullah gibi gruplarla bağlantılarının olduğu ve ABD’nin güvenlik çıkarlarına zarar verdiği ileri sürüldü. Bu tanımlamalar, Washington’ın Küba’yı düşmanca ve tehdit unsuru olarak gördüğünü yansıtıyor.
Küba yönetiminin tepkisi
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz‑Canel, Trump’ın açıklamalarını “saldırgan” ve “kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez” şeklinde yanıtladı.
Bu, Havana yönetiminin Washington’ın tutumunu doğrudan karşıt olarak algıladığını gösteriyor.
ABD ile Küba ilişkileri uzun yıllardır gerilimli bir geçmişe sahip. 1959’dan bu yana ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik ambargo, uluslararası eleştirilere rağmen sürdü ve farklı yönetimler döneminde çeşitli şekillerde yeniden gündeme geldi.