
YDH- Askerî analist Yossi Yeşua'nın değerlendirmelerine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın teşviki ve Türkiye’nin ara buluculuğuyla yürütülen diplomatik girişimler, İran ile nükleer dosya ve iç siyasi baskılar üzerine odaklanan bir uzlaşıyı hedefliyor.
Ancak İsrail cephesi, yalnızca bu başlıkları kapsayan bir anlaşmayı "son derece kötü" ve ulusal çıkarlarına aykırı olarak nitelendirerek sürece set çekmeye hazırlanıyor.
İsrail için kabul edilebilir bir anlaşmanın sınırları, nükleer kapasitenin çok ötesine uzanıyor. Tel Aviv, Tahran’ın balistik füze programının tamamen tasfiye edilmesini ve Direniş Ekseni’nin temel unsurları olan Hizbullah ile Ensarullah'a sağlanan finansal ve askerî desteğin kesilmesini ön şart olarak dayatıyor.
Yeşua'ya göre, Trump’ın mevcut diplomasi trafiği İsrail için stratejik bir krize gebe. İsrail, bu dönemi rejimin devrilmesi ve bölgedeki "şer ekseninin" merkezine nihai darbenin indirilmesi için "tarihî bir fırsat" olarak görüyor.
Sürecin askerî ayağında ise baş döndürücü bir trafik yaşanıyor. İsrail Askerî İstihbarat (AMAN) Başkanı’nın Washington ziyareti, iki ülke arasındaki operasyonel uyumu yeni bir seviyeye taşıdı.
İsrail’in stratejik kurgusu, Washington’ı İran’a yönelik doğrudan bir askerî müdahalenin parçası yapma amacı taşıyor.
''Hedeflere ulaşmak için Amerikalılarla müşterek hareket etmek, İsrail için en rasyonel seçenek olarak değerlendirilmektedir.'' diyen Yeşua'ya göre Tel Aviv, İran’ın stratejik askerî kapasitesinin imha edilmesi karşılığında, Tahran’dan gelecek olası füze misillemelerinin ağır sonuçlarını göze almış vaziyette.