
YDH - ABD'de Minnesota eyaletinin, Trump yönetiminin eyalet genelindeki göçmenlik operasyonlarına karşı sergilediği direnç, Twin Cities bölgesini barut fıçısına dönüştürdü.
Protestocular ile federal ajanlar arasında şiddeti artan çatışmalar, daha büyük bir bölgesel çatışmanın yaşanabileceği endişesini doğuruyor.
Yerel yetkililer, federal göçmenlik bürosu ekiplerinin sayısındaki artışı "federal işgal" olarak nitelendirirken, federal güçler ile bölge sakinleri arasındaki sürtüşmelerin ölümlü vakalarla sonuçlanması üzerine hem eyalet yönetimi hem de Beyaz Saray üzerindeki baskı artıyor.
Yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti'nin hayatını kaybettiği silahlı saldırı, süreci bir kırılma noktasına taşıdı.
Federal hükümet ile Demokrat eyalet liderleri arasındaki bilek güreşi sürerken, uzmanlar mevcut durumun toplumsal bir patlamaya zemin hazırladığı konusunda uyarılarda bulunuyor.
The Hill gazetesine konuşan Kanada Carleton Üniversitesi'nden Profesör Steve Saideman, "Bu tür krizler beş dakikada bir gelen tramvaylar gibidir. Şiddeti birkaç kez önleyebilsek de bir noktada bir şeyler yaşanacaktır" değerlendirmesini yaptı.
Federal hükümetin yerel Somali toplumuna yönelik yardım dolandırıcılığı soruşturması gerekçesiyle başlattığı "Operation Metro Surge" kapsamında, binlerce göçmenlik memuru Minneapolis ve St. Paul sokaklarına sevk edildi.
Hemşire Pretti ve daha önce aracı içerisinde öldürülen Renee Good'un ölümleri, federal yetkililerle olan çatışmanın seyrine dair korkuları derinleştirdi.
Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kendilerini "çok önemli bir savaşın ön cephesinde" gördüğünü ifade etti.
Minnesota Valisi Tim Walz ise mevcut durumu, 1861'de Amerikan İç Savaşı'nı başlatan muharebeye atıfla "Bu bir Fort Sumter anı mı?" diyerek sorguladı.
Walz, durumu eyalet vatandaşlarına yönelik silahlı bir saldırı olarak tanımladı. Tarihçiler ise 1861'deki durumun daha net bir kopuşu ifade ettiğini, ancak bugün de yerel ve eyalet otoriteleri ile federal hükümet arasındaki yetki çatışmasının benzer bir zeminde ilerlediğini kaydediyor.
Trump döneminin belirgin özelliklerinden biri olan eyalet ve federal yetki çekişmesi, Minnesota'da yargı kanalıyla devam ediyor.
Eyalet ve yerel makamlar, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) birimlerinin eyaletten çıkarılması için dava açtı. Mahkeme, federal operasyonun durdurulup durdurulmayacağını inceliyor.
Belediye Başkanı Frey, Minneapolis’in federal göçmenlik yasalarını uygulamayacağını duyururken, Trump bu tutumu "ateşle oynamak" olarak nitelendirdi.
Hukukçular, federal hükümetin eyalet yetkililerini kendi yasalarını uygulamaya zorlayıp zorlayamayacağı tartışmasının anayasal bir temeli olduğuna işaret ediyor. Bu durum, köleliğin kaldırılması sürecinde kuzey eyaletlerinin federal yasaları engellemeye yönelik "kişisel özgürlük yasaları" çıkarmasına benzetiliyor.
Profesör Saideman, federal hükümetin güç kullanımına rağmen yaşananların henüz teknik anlamda bir "iç savaş" olmadığını, bunun için her iki tarafın da sürdürülebilir bir şiddet kampanyası yürütmesi gerektiğini belirtti.
Ancak 2024 yılında Pennsylvania Üniversitesi tarafından yürütülen simülasyonlar, büyük bir ABD şehrinde eyalet ve federal askeri güçler arasında yaşanabilecek silahlı bir çatışmanın iç savaşı tetikleyebileceğini ortaya koymuştu.
Siyasi iklim ise gerilimi körüklemeye devam ediyor. Eski Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene, tarafların bir iç savaşa teşvik edildiğini belirtirken, eski Minnesota Valisi Jesse Ventura eyaletin ayrılmasını ve "Kanada'ya katılmasını" önerdi.
Öte yandan Cumhuriyetçi kanat, Vali Walz'u eyalet Ulusal Muhafızlarını hazır tutma kararı nedeniyle iç savaşı körüklemekle suçladı.
Pretti'nin ölümünden bu yana taraflar gerginliği azaltmak için bazı adımlar attı. Vali Walz ve Belediye Başkanı Frey ile yapılan telefon görüşmelerinin ardından Trump, bazı Sınır Devriye ajanlarını eyaletten çekme sözü verdi.
Sınır Devriye Komutanı Gregory Bovino şehirden geri çekilirken, Beyaz Saray koordinasyon için Tom Homan'ı görevlendirdi.
Eyalet Temsilcisi Aisha Gomez ise bu adımların bir "halkla ilişkiler faaliyeti" olduğunu ve sahada hak ihlallerinin sürdüğünü belirtti.
Gomez, "Toplumumun sakinleşmeye ihtiyacı yok çünkü biz yanlış bir şey yapmıyoruz" diyerek, şehrin dayanışma yoluyla kendi güvenliğini ve yardımlaşma ağlarını kurduğunu vurguladı.