Beşşar Esed: Epstein Batı rejimlerine dair karanlık sırlar bildiği için öldürüldü

01 Şubat 2026

Suriye'nin son meşru Cumhurbaşkanı Beşşar Esed, yıllar önce suçlu Jeffrey Epstein’ın ölümünü "sistem içi bir tasfiye" olarak tanımlayarak; vakayı, Batılı istihbarat servislerinin misyonu dolan ve risk teşkil eden aktörleri imha etme doktriniyle ilişkilendirmişti.

YDH- Suriye'nin son meşru Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'in, Kasım 2019’da Rus devlet televizyonu Russia-24’e verdiği mülakat yeniden gündemde.

[video]

Cinsel suçlu Jeffrey Epstein’ın tartışmalı ölümünü küresel siyaset ve istihbarat dünyasının karanlık koridorları üzerinden değerlendiren Cumhurbaşkanı, Batı’nın operasyonel kodlarına dair kapsamlı bir analiz sunmuştu.

Esed, Epstein dosyasını kişisel bir suç vakasından ziyade, "sistem içi temizlik" olarak tanımladığı bir devlet doktrini çerçevesinde ele aldı.

Epstein’ın hücresinde ölü bulunmasına dair resmi "intihar" tezini kesin bir dille reddeden Cumhurbaşkanı, bu ölümü doğrudan bir "tasfiye" olarak nitelendiriyordu.

"Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein haftalar önce öldürüldü; cezaevinde intihar ettiğini söylediler ancak o, Amerikan ve İngiliz rejimlerindeki, belki de diğer ülkelerdeki çok önemli şahsiyetlere dair kritik sırlar taşıdığı için öldürüldü. Beyaz Miğferler’in (White Helmets) temel unsurlarından biri Almanya’daydı, o da cezaevinde öldürüldü ve yine intihar ettiği söylendi. Şimdi ise Beyaz Miğferler’in ana kurucusu öldürülüyor; kendisi bir subay ve tüm geçmişi NATO ile birlikte Afganistan, Kosova, Irak ve Lübnan’da çalışmakla geçmiş, şimdi ise Suriye’de Beyaz Miğferler’i kuruyor. Bu şahsın geçmişinin, Beyaz Miğferler’in sözde yürüttüğü insani çalışma ile ne ilgisi var? Biz onların zaten el-Kaide’nin bir parçası olduklarını biliyoruz. Kanımca bu kişiler; tıpkı Bin Ladin ve Bağdadi’nin öldürülmesinde olduğu gibi, hem çok önemli sırlar taşıdıkları hem de artık bir yüke dönüştükleri ve rolleri sona erdiği için öldürülüyorlar."

Esad’ın açıklamalarının derinliği, 2025 yılı sonlarında sızan ve Drop Site News belgeleriyle desteklenen yeni verilerle daha net bir zemine oturdu.

Belgeler, Jeffrey Epstein’ın 2013 yılında eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile eşgüdümlü olarak, Moskova’yı Beşşar Esad’a verdiği destekten vazgeçirmek amacıyla yoğun bir "arka kapı diplomasisi" yürüttüğünü ortaya koyuyor.

Suriye Cumhurbaşkanı'nın da belirttiği gibi, Beyaz Miğferler’in kurucusu James Le Mesurier’in NATO, MI6 ve Balkanlar geçmişi, bu yapının "insani yardım" maskeli bir istihbarat aparatı olduğunu kanıtlıyor.

Epstein’ın Batılı elitlerle olan bağı, Le Mesurier gibi operasyonel isimlerin finansmanını ve medya korumasını sağlayan üst yapı ile aynı. 

Suriye’de kimyasal silah kumpaslarını kurgulayan bu ekip, İsrail’in (Mossad) bölgesel güvenliği için Suriye devletini işlevsizleştirmeyi amaçlayan bir hibrit harp unsuruydu.

Epstein’ın yakın çevresindeki isimlerin (Leon Black, Leslie Wexner vb.) ve iş ortaklarının çoğunun İsrail’in güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki enerji yatakları (Leviathan ve Tamar sahaları) ile doğrudan çıkar birliği var.

Suriye’nin devrilmesi, İran’dan Lübnan’a uzanan enerji ve lojistik koridorunun (Filistin ve diğer ülkelerdeki direniş hattının) kesilmesi anlamına geliyordu. 

Epstein’ın da içerisinde olduğu devasa fonlar, Suriye’deki Sünni terörist grupları ve "rejim değişikliği" lobilerini finanse eden örtülü fonların bir parçasını teşkil ediyordu.

Sonuç olarak, ABD’nin eski  Suriye büyükelçisi  Robert Ford’un, HTŞ örgütü lideri Colani ile görüşmek için İngiliz "Çatışma Çözümü" vakıflarını aracı kılması, metinde geçen Le Mesurier ve Beyaz Miğferler modelinin bir devamı niteliğindedir. 

MI6 bağlantılı ARK ve Global Strategy gibi şirketlerin yürüttüğü medya faaliyetleri, dün Beyaz Miğferler’i "kahraman"laştırdığı gibi, bugün de Colani’yi "ılımlı devlet adamı" olarak pazarlıyor.