
YDH- İsrail işgal rejimi, Lübnan sınırındaki stratejik öneme sahip Kiryat Şimona başta olmak üzere kuzey yerleşimlerinde hayatı yeniden tesis etmeyi amaçlayan özel bir oturum düzenledi.
Lübnan ile yaşanan savaş hali nedeniyle yaklaşık iki yıl önce boşaltılan Kiryat Şimona’da, sakinlerin yüzde 30’unun halen geri dönmemiş olması, bölgedeki sosyal ve ekonomik dokuyu parçalamaya devam ediyor.
Yerel ekonominin yaygın bir çöküşle karşı karşıya kaldığı kentte, belediyenin birikmiş bütçe açıkları ve uygulama yetersizlikleri nedeniyle derinleşen mali kriz, yeniden yapılanma projelerinin yönetimini doğrudan sekteye uğratıyor.
Hükümet kanadında, yardım çabalarının beklenen sonucu vermemesi ve sürecin "mağduriyet odaklı ama çözümsüz bir uzlaşmaya" dönüşmesi ciddi bir hoşnutsuzluk yaratmış durumda.
Özellikle Maliye Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer, tazminat fonlarının akıbeti ve kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığı konusunda derin kuşkular taşıyor.
Bu eleştirilerin odağındaki isim olan Kiryat Şimona Belediye Başkanı Avichai Stern ise tahliye sürecindeki stratejik hatalar nedeniyle suçlanıyor. Eleştirmenlere göre, kentin erken tahliyesi bölgede bir "zayıflık mesajı" olarak algılandı ve bu durum sakinlerin büyük bir kısmının kalıcı olarak uzaklaşmasına zemin hazırladı.
Tahliye sürecindeki yönetim zafiyeti, rakamlarla da destekleniyor. Şehir sakinlerinin yüzde 93’ü, 500 ila 600 gün boyunca 200’den fazla farklı noktaya dağıtıldı.
Profesör Tali Hatuka’nın "emsali olmayan bir trajedi" olarak nitelendirdiği bu durum, kentsel bütünlüğü ve topluluk bilincini paramparça ederek Kiryat Şmona’yı adeta bir felaket bölgesine dönüştürdü. Belediye ise bu süreçte sakinlerle olan iletişim bağlarını tamamen kaybederek kontrolü elinden kaçırdı.
Yerel yönetimlerden yükselen şüpheci seslere rağmen Başbakan Benyamin Netanyahu, hükümetin bölgeyi terk etmeyeceği mesajını verdi.
Netanyahu, oturumun başında yaptığı açıklamada, "Hükümetimiz sadece kuzeyin kalkınmasına değil, sakinlerinin güvenliğini sağlamaya da kararlıdır. Her türlü tehdide karşı gerçek zamanlı ve sürekli bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bu vaatler ışığında onaylanan yeni plan; yerel tüketimi canlandırmak, işletmelere mali destek sunmak, konut projeleri geliştirmek ve genç nüfusu bölgeye çekmek için kapsamlı bir bütçe öngörüyor.
Yüksek teknoloji çalışanlarına yönelik ücret sübvansiyonları, sanayi bölgelerinin geliştirilmesi, yeni bir acil tıp merkezi ve uzmanlaşmış kliniklerin kurulması da paketin önemli maddeleri arasında yer alıyor. Ayrıca, bölgenin bir üniversite kentine dönüştürülmesi amacıyla Tel Hai Üniversitesi ile entegrasyon ve merkezi şehirlere düzenli uçuşlar için fizibilite çalışmaları planlanıyor.
Ancak kuzey sakinleri ve yerel yetkililer için sembolik destekler artık güven verici olmaktan uzak. Yerel halk, hükümetin asıl sınavının; net rakamlar, bağlayıcı zaman çizelgeleri ve bakanlıklar arası koordinasyonun sağlanması gibi somut ayrıntılarda saklı olduğunu vurguluyor.
Güvenlik durumunda sağlanan geçici iyileşmeye rağmen, bölgedeki en temel soru hala geçerliliğini koruyor: "Güvenlik dengeleri tekrar değişirse ne olacak?"