HTŞ-SDG ateşkesi Colani'ye uzatılan bir 'can simidiydi'

02 Şubat 2026

Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütü ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) örgütü arasında varılan yeni mutabakat, Washington’ın yaptırım tehditleri ve saha baskısı altında şekillenen bir "siyasi taviz" paketi olarak nitelendiriliyor.

YDH- Suriye'deki HTŞ, sahada tırmanan şiddetin ardından Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile siyasi tavizler içeren yeni bir anlaşmaya vardığını duyurdu.

HTŞ lideri Colani ile SDG Komutanı Mazlum Abdi arasında 10 Mart’ta imzalanan ve detayları belirsiz bırakılan bu mutabakat, Mart ayı başında Humus, Hama ve kıyı şeridinde yaşanan kanlı olayların hemen akabinde geldi.

El-Ahbar'dan bu süreci değerlendiren Firas es-Şufi'ye göre, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack’ın arabuluculuğunda şekillenen bu hamle, Colani için bir "siyasi çıkış yolu" olarak değerlendiriliyor.

Benzer şekilde, geçtiğimiz Eylül ayında Süveyda için imzalanan yarı özerklik anlaşması da bölgedeki katliamların ardından Colani'ye uzatılan bir can simidi niteliği taşımıştı.

Anlaşma, "tek devlet" ve "tek halk" sloganı altında Hasakah ve Kobani’de Kürtler için özel bir yönetim modelini güvence altına alıyor.

Colani liderliğinin bu radikal tavizleri vermesinde, ABD Kongre Üyesi Lindsey Graham’ın "Kürtleri Koruma" yasası çerçevesindeki sert yaptırım baskısı belirleyici oldu. 

Türkiye’nin desteğiyle SDG’ye silah bırakma çağrısı yapan ve askeri harekat tehdidinde bulunan HTŞ rejimi, Kongre’deki Cumhuriyetçi desteğini kaybetme ve Fransız baskısı karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.

Ancak bu uzlaşı, beraberinde derin çelişkileri de getiriyor. Trump yönetimi süreci "çekilme vaadinin gerçekleşmesi" olarak pazarlarken, yurt dışındaki Kürt lobisi ve SDG içindeki bazı kesimler verilen sözleri yetersiz buluyor.

Öte yandan, SDG’nin Hasakah ve Kobani’de yeni askeri tümenler kuracak olması, rejimin kışkırtma kampanyalarıyla beklentisi yükseltilen Arap nüfus ve Colani destekçileri arasında "ihanet" olarak yorumlanıyor. Anlaşma uyarınca ordu birliklerinin eş-Şaddadi’ye çekilecek olması, cephe hatlarındaki dengeyi SDG lehine değiştiriyor.

Doğu Suriye’de bu gelişmeler yaşanırken, rejim rotasını yeniden güneydeki Süveyda’ya kırdı.

Ancak güneydeki durum, İsrail’in "Dürzileri koruma" bahanesiyle kurduğu doğrudan kontrol nedeniyle doğudan ayrışıyor.

Colani’nin Suveyda’da güvenliğin başına Süleyman Abdülbaki gibi isimleri atama girişimi ve Washington destekli lobi faaliyetleri, Şeyh Hikmet el-Haceri’nin ayrılıkçı taleplerine karşı bir alternatif olarak sunuluyor.

Buna rağmen İsrail’in, Colani’nin güneyde askeri operasyon düzenlemesine karşı daha katı bir tutum sergilediği gözleniyor.