
YDH - Görevdeki bir ABD Başkanı'nın, bizzat yönettiği federal hükümete karşı 10 milyar dolarlık tazminat davası açması, hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir tabloyu ortaya çıkardı.
Donald Trump, oğulları ve Trump Organization tarafından geçen ay Vergi Dairesi (IRS) ve Hazine Bakanlığına karşı açılan dava, Trump'ın hem davacı koltuğunda oturması hem de davalı kurumların hiyerarşik amiri olması nedeniyle hukuki bir çıkmaza işaret ediyor.
Başkan Trump, çarşamba günü verdiği demeçte, davadan elde edilecek tüm geliri hayır kurumlarına bağışlayacağını ifade etti.
Trump, "Kazanacağım her kuruşu yüzde 100 oranında hayır kurumlarına vereceğim; bu kurumlar hükümet tarafından onaylanacak veya benzeri bir süreç izlenecek" diye konuştu.
Ancak hukuk uzmanları, milletvekilleri ve etik temsilcileri, bu aşamaya gelinmeden önce mahkeme içinde ve dışında birçok gelişmenin bir uzlaşma sürecini engelleyebileceğini belirtiyor.
Perşembe günü Common Cause ve Hükümet Gözetim Projesi (POGO) gibi denetçi gruplar, dört eski federal yetkiliyle birlikte mahkemeye 23 sayfalık bir mütalaa sundu.
Söz konusu dilekçede, çıkar çatışmaları nedeniyle Adalet Bakanlığının kamu hazinesini diğer davalarda olduğu gibi "titizlikle" savunup savunamayacağının belirsiz olduğu kaydedildi.
NBC News'in haberine göre gruplar, mahkemeden davanın Trump'ın görev süresinin dolacağı Ocak 2029'a kadar ertelenmesini istedi.
Davanın kökenleri, Trump'ın ilk başkanlık dönemine dayanıyor. Eski bir IRS sözleşmeli görevlisi olan Charles Littlejohn, 2019 ve 2020 yıllarında Trump'ın ve binlerce başka kişinin vergi kayıtlarını çalarak basın kuruluşlarına sızdırdığı suçlamasını kabul etmişti.
Beş yıl hapis cezasına çarptırılan Littlejohn’un eylemleri sonucunda Trump, vergi kayıtlarının korunmasında kurumların görevini ihmal ettiğini ve "onarılamaz zarara" yol açtığını öne sürüyor.
Demokrat Partili Kaliforniya Senatörü Adam Schiff, Trump'ın tazminat almasını engellemek için "tüm seçenekleri" değerlendirdiklerini açıkladı.
Schiff, Kongre'nin tazminat ödemeyi kabul eden kurumların finansmanını bloke edebileceğini veya yönetim yetkililerini kamu çıkarının nasıl korunduğuna dair ifade vermeye çağırabileceğini belirtti.
Schiff, süreci "küstahça bir plan" olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçilerin desteği olmadan bu adımların atılmasının zor olduğunu kabul etti.
Bazı Cumhuriyetçi senatörler de davanın etik boyutuna ilişkin endişelerini dile getirdi.
Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, "Eğer başarılı olurlarsa, bu ABD vergi mükelleflerinin cebinden çıkacak 10 milyar dolar demek. ABD Başkanı'nın, sorumlu olduğu kurumlardan birine dava açması çok tuhaf bir durum" dedi.
İsmini açıklamak istemeyen bir diğer Cumhuriyetçi senatör ise Trump'ın Adalet Bakanı adayı Pam Bondi'nin bu davada uzlaşmaya gitmesinin kamuoyuna açıklanmasının imkansız olduğunu vurguladı.
Davanın görüldüğü Miami’deki federal bölge mahkemesinin yargıcı Kathleen M. Williams, olası bir uzlaşma sürecinde önemli bir engel teşkil edebilir.
2011 yılında Barack Obama tarafından atanan Williams, davanın mahkemelerin yetki alanına girmediği gerekçesiyle reddine karar verebilir.
New York Üniversitesi hukuk profesörü Stephen Gillers, anayasa uyarınca federal yargıçların "karşıt" çıkarlar arasındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli olduğunu, ancak Trump'ın meselenin her iki tarafında yer alması nedeniyle bunun gerçek bir uyuşmazlık sayılamayacağını ifade etti.
Hukuk uzmanları, Yargıç Williams'ın çıkar çatışmalarını incelemek üzere bir dış danışman atayabileceğine dikkat çekiyor.
Trump'ın kendi atadığı bürokratlarla bir uzlaşmaya varması durumunda dahi, mahkemenin bu anlaşmayı "makul olmadığı" gerekçesiyle iptal etme yetkisi bulunuyor.
Ayrıca, gelecekteki bir başkanın bu ödemeyi geri almak için dava açabileceği veya "kamu yararına ihbar" (qui tam) davalarıyla ödenen miktarın hazineye iadesinin talep edilebileceği belirtiliyor.
Trump, daha önce de Mar-a-Lago malikanesinde yapılan arama nedeniyle hükümete dava açmıştı.
Kuzey Carolina'daki bir mitingde mevcut durumunu "kendi kendimle pazarlık etmek zorundayım" sözleriyle tanımlayan Trump, tazminat miktarını şakacı bir dille "kendime 1 milyar dolar veriyorum" şeklinde ifade etse de, paranın hayır kurumlarına gideceği konusundaki ısrarını sürdürüyor.