ABD siyasetinde eğitim temelli bölünme derinleşiyor

07 Şubat 2026

ABD'de seçmen eğilimleri etnik kimlikten ziyade eğitim düzeyi üzerinden keskin bir ayrışma yaşıyor.

YDH - Amerika Birleşik Devletleri bugün cinsiyet, etnik köken ve inanç gibi birçok noktada bölünmüş bir tablo sergiliyor.

Fakat bu unsurlar arasında, cumhuriyetin dokusuna en derin etkiyi bırakan ayrışmanın eğitim düzeyi olduğu gözlemleniyor.

The Hill gazetesinin analizine göre 1980 yılında ulusal ölçekte seçmenlerin yaklaşık dörtte üçünü üniversite diploması olmayan beyaz Amerikalılar oluştururken, 2024 yılında bu oran yüzde 40 seviyesine geriledi.

Bu değişimde kültürel çeşitliliğin artması rol oynasa da siyaseti dönüştüren temel unsur etnik kimlik değil, eğitimli ve eğitimsiz kitleler arasındaki uçurum oldu.

1980'li yıllarda üniversite diploması, başarıya ulaşmak veya yönetici sınıfına girmek için bugünkü kadar elzem bir şart değildi.

O dönemde 25 yaş üstü yetişkinlerin yalnızca yüzde 17'si lisans derecesine sahipken, bugün bu oran yüzde 40'a ulaştı.

Siyaseti değiştiren asıl faktör ise sadece üniversiteye gidenlerin sayısının artması değil, diploma sahibi olanlar ile olmayanların taban tabana zıt siyasi tercihler yapmaya başlaması oldu.

Beyaz seçmenlerin parti tercihleri tersine döndü

Virginia Üniversitesi Siyaset Merkezi tarafından yapılan analizler, siyah seçmenlerin 1980'den 2020'ye kadar Demokrat Parti tercihinde istikrarlı bir tutum sergilediğini ve eğitim düzeyinin bu grupta anlamlı bir fark yaratmadığını ortaya koyuyor.

Buna karşılık beyaz seçmenlerde durum tamamen farklılaştı. 1980'lerde Demokratları kıl payı destekleyen üniversite mezunu olmayan beyazlar, 2010'lu yıllara gelindiğinde 23,7 puanlık bir farkla Cumhuriyetçilere yöneldi.

Üniversite mezunu beyazlar ise tam tersi bir rota izleyerek Cumhuriyetçi çizgiden uzaklaşıp Demokrat Parti'ye yaklaşmaya başladı.

Bu keskin ayrışmanın ardında birkaç temel neden yatıyor. Öncelikle, üniversite mezuniyetinin zorunlu görüldüğü genç nesiller daha çok Demokrat eğilim gösteriyor.

Dolayısıyla bu kopuş, bir bakıma genç ve yaşlı seçmenler arasındaki geleneksel rekabetin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca eğitim düzeyi ile kazanç gücü arasındaki güçlü ilişki, seçmenlerin sosyoekonomik statülerini belirleyerek onları mavi yakalı ve beyaz yakalı kategorilerine ayırıyor.

Cumhuriyetçi Parti daralan bir seçmen grubuna hapsoluyor

Yıllarca "zenginlerin partisi" olarak nitelendirilen Cumhuriyetçiler, son dönemde işçi sınıfının partisi olma iddiasını benimsedi.

Donald Trump yönetiminin yükseköğretim kurumlarına, büyük şirketlere ve bankalara yönelik saldırıları, geleneksel bir sınıf mücadelesi yöntemi olarak okunuyor.

Fakat bu strateji büyük bir risk barındırıyor. Demokratların işçi sınıfının partisi olduğu uzun iktidar dönemlerinin aksine, bugün mavi yakalı seçmenlerin toplam seçmen içindeki oranı büyümüyor, aksine küçülüyor.

Cumhuriyetçi Parti'nin bu daralan havuzdaki çözümü, o havuzun daha derinlerine dalmak oldu. Trump'ın katıldığı üç başkanlık yarışında da ana desteği üniversite mezunu olmayan beyaz seçmenler oluşturdu.

2004 yılında George W. Bush bu grubun yaklaşık yarısının oyunu alarak popüler oyu kazanmıştı.

20 yıl sonra ise bu kitle seçmenlerin yüzde 40'ına gerilemesine rağmen Trump, bu grubun yüzde 66'sının desteğini aldı.

Bu durum, partinin giderek daha küçük bir demografik gruba bağımlı hale geldiğini gösteriyor.

Ekonomik memnuniyetsizlik beyaz işçi sınıfında kopuş yaratıyor

Cumhuriyetçiler için asıl alarm verici veri, Marist College tarafından yapılan son anketlerde ortaya çıkıyor. 2024 seçimlerinde Trump'a 2'ye 1 oranında destek veren diploma sahibi olmayan beyaz seçmenler arasında Trump'ın onay oranı yüzde 46'ya gerilemiş durumda.

Bu grubun ekonomi yönetimine olan onayı yüzde 43'te kalırken, kadın seçmenlerde bu oran yüzde 38'e kadar düşüyor.

İşçi kesimini kalkındıracağı iddia edilen gümrük vergileri bile bu kitleden beklenen desteği görmüyor; gümrük vergilerini onaylayanların oranı yalnızca yüzde 35.

Dış politika, göçmenlik ve diğer kritik başlıklarda da benzer bir memnuniyetsizlik gözlemleniyor. Bu tablo, Demokratların işçi sınıfı arasında büyük bir atılım yapacağını garantilemese de Cumhuriyetçi kalelerdeki hayal kırıklığının arttığını gösteriyor.

Beyaz işçi sınıfındaki bu hoşnutsuzluk, seçmenlerin sandığa gitmemesine ve dolayısıyla Cumhuriyetçi Parti'nin hedef kitlesinin daha da daralmasına yol açabilir.