
YDH - Kuveyt rejimi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasını önleme taleplerine yanıt verdiğini iddia ederek, Lübnan'da faaliyet gösteren sekiz hastaneyi kara listeye aldı.
Karar uyarınca, Kuveyt sınırları içindeki herhangi bir kişinin veya yurt dışındaki Kuveyt vatandaşlarının bu hastanelere mali kaynak veya ekonomik destek sağlaması yasaklandı.
Yaptırım listesine alınan kurumlar arasında Resul Azzam, Şeyh Ragıp Harb, Salah Gandur, el-Emel, Aziz Corc, Dar'ul Hikme, el-Betul ve Şifa hastaneleri yer alıyor.
Kuveyt makamları, bu kurumların terör eylemlerine katıldığını veya bu eylemleri kolaylaştırdığını ileri sürerek tüm varlıklarının derhal dondurulmasını talep etti.
Siyasi gözlemciler, bu kararı Kuveyt'in Lübnan dosyasında uzun süredir koruduğu "olumlu tarafsızlık" politikasından uzaklaşması olarak yorumluyor.
Kuveyt'in bu hamlesi, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımlayan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin tutumuyla eşgüdümlü bir adım olarak görülüyor.
Kuveyt Temyiz Mahkemesi, Mart 2024'te Hizbullah'ı "yasaklı ve suçlu bir örgüt" olarak tanımlamıştı.
El-Ahbar gazetesine konuşan Lübnanlı siyasi kaynaklar, yaptırımların zamanlamasına ve niteliğine dikkat çekerek, bu kararın askeri ve finansal baskıdan sonra doğrudan toplumsal ihtiyaçları hedef alan yeni bir aşama olduğunu belirtiyor.
Kuveyt'in geleneksel olarak Lübnan sağlık sektörünün en büyük destekçilerinden biri olması, hastanelerin hedef alınmasını daha da çarpıcı kılıyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, Kuveyt'in kararının kendilerine resmi yollardan iletilmediğini ve büyük bir şaşkınlık içinde olduklarını duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, söz konusu kurumların Lübnan Özel Hastaneler Sendikası'na kayıtlı olduğu ve tüm Lübnan halkına ayırım gözetmeksizin hizmet verdiği vurgulandı.
Lübnan'ın üçüncü büyük hastanesi olan Resul Azam'ın müdürü Hüseyin Şukayr, kararın insani ve hukuki bir gerekçesi olmadığını ifade etti.
Şukayr, hastanelerin terör listesine alınmasının bir ilk olduğunu belirterek, bu adımın bölge halkını bütünüyle hedef alan bir mesaj niteliği taşıdığını kaydetti.