Epstein dosyaları Avrupa’yı sarsarken ABD’de sessizlik

10 Şubat 2026

Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından Avrupa’da siyasetçiler, diplomatlar ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran istifalar ve soruşturmalar gündeme gelirken, aynı belgelerin ABD’de benzer bir kurumsal ve siyasi hesaplaşmaya yol açmadığı dikkat çekti.

YDH- Newsweek, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi ve Mossad casusu Jeffrey Epstein’ın küresel bağlantı ağına ilişkin binlerce belgenin yayımlanmasının ardından Avrupa’da siyasi ve diplomatik düzeyde ciddi sonuçlar ortaya çıkarken, ABD’de benzer bir kurumsal ve siyasal hesaplaşmanın henüz yaşanmadığını belirtti.

İki hafta önce kamuoyuna açıklanan belgelerin ardından, Avrupa’da çok sayıda üst düzey isim Epstein’la bağlantıları nedeniyle görevlerinden ayrılmak zorunda kalırken, bu sürecin İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer’a kadar uzandığı aktarıldı. Buna karşılık, ABD’de belgelerin yol açtığı etkinin “sınırlı” kaldığı ifade edildi.

Starmer üzerindeki baskı ve İngiltere'deki istifalar

Haberde, Starmer’ın, Epstein’la uzun yıllara dayanan dostluğu bilinen Peter Mandelson’ı ABD Büyükelçisi olarak ataması nedeniyle artan bir baskıyla karşı karşıya olduğu bildirildi.

Starmer’ın iki üst düzey yardımcısının pazar ve pazartesi günleri görevlerinden istifa ettiği, Mandelson’ın ise İşçi Partisi’nden ayrıldığı ve Lordlar Kamarası’ndaki görevinden çekildiği kaydedildi.

İngiltere’de ayrıca, daha önce tahtın ikinci sırasında yer alan Andrew Mountbatten-Windsor’un kamu yaşamından tamamen çıkarıldığı ve unvanlarının geri alındığı aktarıldı. Polis birimlerinin Mountbatten-Windsor’un Epstein’la ilişkilerine dair soruşturma başlattığı belirtildi.

İskandinav ülkeleri ve Fransa’daki gelişmeler

Norveç’te eski büyükelçi Mona Juul’un, Epstein’ın 2019 yılında New York’taki bir cezaevinde yaşamını yitirmesinden kısa süre önce hazırlanan vasiyetinde çocuklarına 10 milyon dolar bıraktığının ortaya çıkmasının ardından istifa ettiği bildirildi.

Aynı ülkede Veliaht Prenses Mette-Marit’in, Epstein’la ilişkisine dair belgelerin yayımlanmasının ardından “hayal kırıklığına uğrattığı herkesten” özür dilediği aktarıldı.

Haberde, Norveç’in eski Başbakanı Thorbjørn Jagland hakkında da Epstein’la bağlantıları nedeniyle bir yolsuzluk soruşturması başlatıldığı ifade edildi.

Fransa’da ise eski Kültür Bakanı ve Paris merkezli Arap Dünyası Enstitüsü’nün uzun süreli başkanı Jack Lang’ın, adının Epstein belgelerinde geçmesinin ardından görevinden ayrıldığı bildirildi. Lang’ın suçlamaları reddettiği belirtildi.

ABD’de sınırlı sonuçlar

Newsweek, Epstein’la bağlantıları bulunan “az sayıda” ABD’li ismin somut sonuçlarla karşılaştığını, ancak genel tablonun “sınırlı” kaldığını aktardı. Bu kapsamda, eski Hazine Bakanı Larry Summers’ın, Epstein’la geçmişteki ilişkilerinin yeniden gündeme gelmesi üzerine geçen yıl Harvard’daki akademik görevlerinden geri adım attığı belirtildi.

Ayrıca, ABD’nin önde gelen hukuk bürolarından Paul Weiss’in başkanı Brad Karp’ın, son belgelerde ortaya çıkan bilgiler sonrasında görevinden ayrıldığı bildirildi.

Ulusal Futbol Ligi’nin (NFL) ise New York Giants’ın ortak sahiplerinden Steve Tisch’in Epstein’la ilişkilerine dair bir inceleme başlattığını açıkladığı kaydedildi.

Buna karşın, Epstein’la temasları bilinen pek çok üst düzey ismin herhangi bir yaptırımla “karşılaşmadığı” aktarıldı.

Eski Trump danışmanı Steve Bannon’ın Epstein’la “yüzlerce” mesaj alışverişinde bulunduğu, ancak hakkında resmi bir işlem yapılmadığı belirtildi.

Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in Epstein’ın özel adasına davet edildiğini kabul ettiği, teknoloji milyarderi Elon Musk’ın ise olası bir ziyaretin konuşulduğu e-postalara rağmen adaya gitmediğini iddia ettiği aktarıldı.

Bill Clinton’ın Cumhuriyetçilerin baskısıyla Epstein’la dostluğu hakkında Kongre’de ifade vermeye çağrıldığı, Donald Trump’ın da geçmiş ilişkileri nedeniyle defalarca sorularla karşılaştığı belirtildi. Her iki ismin de herhangi bir usulsüzlüğü “reddettiği” kaydedildi.

Partiler üstü ilişkiler ve hesap verebilirlik tartışması

Haberde, Epstein’ın ABD’de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler dahil olmak üzere siyasi, mali ve kültürel elitler arasında “geniş ve partiler üstü ilişkiler” kurduğu belirtildi.

Epstein’ın sahip olduğu servet ve erişim imkanlarının, ideolojik sınırları aşmasına olanak tanıdığı, bu geniş ağın ise hesap verebilirliği karmaşık hale getirdiği ifade edildi.

Avrupa’da ise benzer skandalların, yalnızca hukuki suç unsurları üzerinden değil, “yönetime uygunluk” ve “etik değerlendirmeler” çerçevesinde ele alındığı aktarıldı. Dolaylı bağlantıların dahi “zayıf muhakeme” veya “ahlaki körlük” göstergesi olarak siyasi sonuçlar doğurabildiği belirtildi.

Parlamenter sistem ve medya baskısı

Newsweek’in aktardığına göre, İngiltere’de Epstein dosyasının bu denli sarsıcı olmasının nedenlerinden biri, parlamenter sistemde başbakanın görevde kalabilmesi için Meclis’in güvenini sürekli korumak zorunda olması olarak değerlendiriliyor.

Institute for Government düşünce kuruluşunun yöneticisi Alex Thomas, Associated Press’e yaptığı açıklamada, parlamenter demokrasilerde bu mekanizmanın “hesap verebilirliği tetikleyebildiğini” ifade etti.

Haberde, ABD’de ise sabit görev süreleri ve görevden alma süreçlerindeki “yüksek eşiklerin”, benzer bir siyasal baskının oluşmasını zorlaştırdığı belirtildi.

Ayrıca, yoğun partizanlaşmanın, skandalların etkisini törpülediği ve geniş kapsamlı bir hesaplaşmayı engellediği kaydedildi.

Skandal yorgunluğu ve sonuç

Newsweek, ABD’de siyasetin sürekli kriz ve skandallarla şekillenmesinin, kamuoyunda bir “duyarsızlaşma” yarattığını, bu nedenle ciddi iddiaların dahi hızla gündemden düşebildiğini aktardı. Bu durumun, hesap verebilirliğin gecikmesine ya da etkisinin zayıflamasına yol açtığı ifade edildi.

Haberde, İngiltere basınının ise bir kez skandalın peşine düştüğünde baskıyı sürdürerek siyasi sonuçlar doğurabildiği, ABD’de ise daha parçalı ve ideolojik bir medya yapısının benzer bir etkiyi sınırladığı belirtildi.

Manchester Üniversitesi’nden siyaset bilimci Rob Ford, İngiltere’de “bu tür dosyalarda yer almanın başlı başına büyük bir haber değeri taşıdığını” söyledi.

Newsweek’e göre, Epstein dosyaları Avrupa’da siyasi ve diplomatik düzeyde somut sonuçlar üretmeye devam ederken, ABD’de aynı belgelerin henüz benzer bir kurumsal sarsıntı yaratmadığı ve Epstein’ın gölgesinin “sistemi yıkmadan varlığını sürdürdüğü” değerlendiriliyor.