Alma Araştırma Merkezi: Hava saldırıları Hizbullah’ın askeri yapısını bitirmeye yetmiyor

11 Şubat 2026

İsrail merkezli Alma Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, İsrail ordusunun Lübnan üzerindeki hava ve kara üstünlüğüne rağmen Hizbullah'ın askeri kapasitesini etkisiz hale getiremediğini ortaya koydu.

YDH - Lübnan'a yönelik saldırıların şiddetlenmesiyle birlikte İsrail kamuoyunda Siyonist rejim ordusunun Hizbullah’ı "etkisizleştirme" kapasitesi sorgulanmaya başladı.

İsrail ordusunun karada, havada ve denizde sahip olduğu "hareket serbestisine" ve Beyrut üzerindeki siyasi ve ekonomik baskılara rağmen, sahadaki askeri gerçekliğin farklı bir tablo sunduğu belirtiliyor.

Kuzey sınırındaki güvenlik sınamaları üzerine uzmanlaşan İsrail merkezli Alma Araştırma Merkezi, "Hizbullah: Ateşkes döneminde İsrail'in hedefli suikast operasyonlarının etkinliğine dair nicel ve nitel analiz" başlıklı bir çalışma yayımladı.

Çalışma, İsrail'in gerçekleştirdiği operasyonların Hizbullah’ın temel kapasitesini felç etmede başarısız olduğunu savundu.

Suikastların büyük çoğunluğu düşük rütbeli personeli hedef alıyor

Araştırma, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 254 suikast operasyonunun gerçekleştirildiğini kayıt altına aldı.

Ancak veriler, hedef alınan kişilerin yüzde 73,6'sının "düşük rütbeli" personelden oluştuğunu gösteriyor.

Bu durumun, saldırıların Hizbullah’ın genel askeri yapısı ve toparlanma hızı üzerindeki etkisini sınırladığı kaydedildi.

Raporda, Hizbullah’ın direncinin dört temel dayanağı olduğu ifade edildi:

Esnek komuta yapısı: Örgüt, hem hiyerarşik hem de esnek bir komuta kontrol sistemine sahip. Saha liderlerine yönelik suikastlara rağmen, önceden eğitilmiş ikinci ve üçüncü kademe subayların boşlukları hızla doldurduğu belirtiliyor.

Müstahkem altyapı: Örgütün füze cephaneliğinin büyük bir kısmının "doğa rezervleri" ve "Hizbullah metrosu" olarak adlandırılan derin tünellerde saklandığı, buraların geleneksel hava saldırılarına karşı korunaklı olduğu vurgulandı.

Hava savunma yıpratma stratejisi: Hizbullah'ın hava saldırılarına rağmen yer altından mühimmat sevkiyatı ve atış yapabildiği, bunun da önleyici vuruşların etkisini azalttığı kaydedildi.

Hızlı toparlanma kabiliyeti: Örgütün askeri rutinini koruyarak İsrail'in kuzeyine İHA ve füze göndermeye devam etmesinin, caydırıcılığın başarısız olduğu izlenimini pekiştirdiği ifade edildi.

Hava operasyonları tek başına çözüm sunmuyor

Araştırma merkezi, dördüncü şubatta yayımladığı analizde, ne kadar hassas olursa olsun sadece hava operasyonlarının Hizbullah tehdidini ortadan kaldıramayacağı sonucuna ulaştı.

Raporda, örgütün askeri yapısını "uzun süreli bir hava harekatına" dayanacak şekilde tasarladığı ve bu stratejinin örgütü sınırdan uzaklaşmaya zorlamada yetersiz kaldığı belirtildi.

Bu veriler, Kasım 2024'te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail'in saldırılarını artırdığı bir dönemde geldi.

UNIFIL verilerine göre, 2025 yılının sonuna kadar Lübnan içerisinde 10 binden fazla hava ve kara ihlali kaydedilirken, bu süreçte yaklaşık 340 kişi hayatını kaybetti, 973 kişi ise yaralandı.

Siyonist rejimin bu tutumu, örgütün yeniden yapılanma hızını yavaşlatmayı amaçlayan taktiksel bir üstünlük çabası olarak değerlendiriliyor.

Hareket serbestisi stratejik bir dönüşüm sağlayamıyor

İsrail'in siyasi ve ekonomik baskıyla eş zamanlı olarak yürüttüğü sistematik askeri tırmanış, durumun daha geniş bir çatışmaya evrilme riskini artırıyor.

Fakat İsrail için "hareket serbestisi" seçeneğinin operasyonel verimliliği kısıtlı kalmış durumda. Bu yöntem Hizbullah’ın lojistik hatlarını bozsa da örgütsel yapıyı dağıtma veya kalıcı bir siyasi değişim yaratma noktasında aciz kalıyor.

Lider kadrosuna yönelik suikastların komuta sistemlerinde geçici aksamalara ve karar alma süreçlerinde yavaşlamaya neden olduğu kabul edilse de bu etkinin geçici olduğu vurgulanıyor.

Mevcut saldırı birikiminin sahada geçici bir zayıflama yarattığı, ancak topyekûn bir silahsızlanmayı zorlayacak veya oyunun kurallarını kökten değiştirecek seviyeye ulaşmadığı kaydedildi.

Hizbullah "stratejik sabır" mesajı veriyor

Lübnan tarafında ise 66 gün süren savaşın ardından direnişin gücü ve meşruiyeti üzerine tartışmalar sürüyor.

Bazı çevreler "diplomatik seçeneğin" tek alternatif olduğunu savunurken, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, örgütün dengeleri yeniden kurma sürecinde olduğuna dair sinyaller veriyor.

Kasım, İsrail'in saldırılarının sonsuza kadar kabul edilmeyeceğini ve bölgedeki ABD-İsrail tehditleri karşısında Hizbullah'ın tarafsız kalmayacağını açıkça belirtti.

Bu açıklamalar, direnişin bir "acziyet" değil, "stratejik sabır" içerisinde olduğu mesajını vermeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Kasım, ateşkes sonrası bölgenin yeni bir aşamaya girdiğini ve bu yeni gerçekliğin eskisinden farklı bir performans gerektirdiğini vurguladı.

Süreci değerlendiren gözlemciler, İsrail'in "hareket serbestisini" bir strateji unsuru olarak kullanmaya devam edeceğini, ancak bunun kesin bir sonuçtan ziyade uzun vadeli ve belirsiz bir yıpratma savaşına dönüştüğünü ifade ediyor.