
YDH - Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen görüşme üç saat sürdü ancak sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz netlik kazanmadı.
Trump, İran ile bir anlaşma yapılabileceğinin sinyallerini verse de bu ihtimal şimdilik belirsizliğini koruyor.
Netanyahu ise kabul edilmesi güç şartlar veya askeri bir saldırı için bastırırken, ABD'nin bölgedeki askeri sevkiyatı tüm hızıyla devam ediyor.
İsrail Başbakanı Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşme, dün akşam Beyaz Saray'da yaklaşık üç saat sürdü. Görüşmeye Savunma Bakanı Pete Hegseth, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile diplomatik temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner da katıldı.
Toplantının ardından Netanyahu, Trump ile ortak bir açıklama yapmadan ayrıldı. Trump ise Truth Social hesabı üzerinden Netanyahu ile "çok iyi" bir görüşme gerçekleştirdiğini ve İsrail ile ABD arasındaki "mükemmel ilişkinin" sürdüğünü duyurdu.
Trump, "İran ile bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını görmek için müzakerelere devam etme" konusundaki kararlılığı dışında "nihai bir karar almadığını" belirtti.
Bir anlaşmaya varılması halinde bunun "tercih edilen seçenek" olacağını ifade eden Trump, aksi takdirde "sonucun ne olacağını göreceğiz" diye konuştu.
Trump, İran'ın daha önce "anlaşmaya varmama" yönündeki kararını hatırlatarak, bu durumun ülkeyi ABD'nin nükleer tesislere yönelik "Gece Yarısı Balyozu" operasyonuna maruz bıraktığını savundu.
Tahran'ın bu kez "daha rasyonel ve sorumlu" olmasını umduğunu belirten Trump, Gazze ve genel olarak bölgede "büyük ilerleme" kaydedildiğini, hatta "Orta Doğu'da halihazırda barışın hakim olduğunu" öne sürdü.
Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada ise İran ile müzakerelerin, Gazze'deki durumun ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı belirtildi.
Açıklamada, İsrail'in müzakere sürecindeki "güvenlik ihtiyaçları" yinelenirken, iki liderin "koordinasyonu sürdürme ve yakın temasta kalma" konusunda mutabık kaldığı kaydedildi.
Kanal 12'nin haberine göre, Netanyahu ve Trump arasındaki görüşme beklenenden uzun sürdü ve basın mensupları içeri alınmadı.
Ortak basın toplantısı düzenlenmemesi, görüşmenin müzakerelerin gidişatını etkilemeyi amaçlayan "gizli ve samimi bir çalışma toplantısı" olduğu şeklinde yorumlandı.
Haberde, Netanyahu'nun Witkoff, Kushner, Rubio ve Trump'a, İran'ın Trump'a verdiği söze rağmen "toplu infazlara devam ettiğine" ve kapalı kapılar ardındaki müzakerelerde füze meselesini tartışmaya başından beri niyetli olmadığına dair veriler sunduğu aktarıldı.
Kan kanalının haberine göre İsrail, ABD'ye İran ile yapılacak "iyi" bir anlaşmanın "bitiş tarihi olmaması" ve İran'ın nükleer bombaya erişimini "kalıcı olarak engellemesi" gerektiğini iletti.
Kanala konuşan konuya vakıf kaynaklar, Netanyahu'nun bu mesajı ABD'li yetkililere ileterek "İran'ın zaman kazanmaya çalıştığını" anlatmaya çalıştığını belirtti.
İsrail'deki değerlendirmeler, müzakerelerin nihai bir anlaşmayla sonuçlanmayacağı yönünde ağırlık kazanırken, askeri saldırı seçeneği bütünüyle masada kalmaya devam ediyor.
Müzakereler konusunda ortak bir tutum sergileme ve "başarısızlık" ihtimalini vurgulama çabaları sürerken, askeri hazırlıklar da savaş kapıdaymışçasına devam ediyor.
Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Kanal 14'e konuşan İsrail Bakanı Yoav Kisch, "ABD'nin İran'a saldırı düzenleme ihtimalinin çok yüksek olduğunu" belirtti.
Kisch, İran'ın bu saldırıya İsrail'i dahil etmeyeceği, zira böyle bir adımın rejimin anında çökmesine yol açabilecek devasa bir askeri gücü harekete geçireceğini bildiği değerlendirmesinde bulundu.
Benzer şekilde Israel Hayom gazetesine konuşan diplomatik bir yetkili, İran ile ABD arasındaki askeri çatışmanın "kaçınılmaz" olduğunu ifade ederken, Kanal 13'e konuşan bir yetkili müzakere ufkunda herhangi bir anlaşma görmediğini dile getirdi.
Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Emekli Tümgeneral Uzi Dayan, "tam teyakkuz" halinde olunması çağrısında bulunarak, Netanyahu'nun Washington ziyaretinin "olağan dışı" olduğunu vurguladı.
Dayan, Amerikalıların son dakikada İran'ın lehine olacak bir "taviz" vermesinden endişe edildiğini belirterek, Tel Aviv ile Washington arasındaki "stratejik ittifaka" bağlı kalınması gerektiğini kaydetti.
Hayfa Üniversitesi'nden strateji ve Orta Doğu uzmanı Profesör Amatzia Baram, ABD yönetiminin öncelikle Trump'ın 2015 anlaşmasını aşan bir zafer olarak sunabileceği "net ve yazılı bir nükleer başarı" elde etmek istediğini belirtti.
Baram'a göre ABD'nin düşüncesi sadece stratejik değil, aynı zamanda "siyasi ve imaj odaklı"; zira Trump, icraata dökülmeyen tehditler savuran biri gibi görünmek istemiyor.
Baram, Amerikalıların füze programı, vekil güçler ve İranlı muhalifler gibi daha zorlu taleplerden pratikte vazgeçerek "dramatik" bir nükleer anlaşmaya yönelebileceğini, bunun da İsrail açısından diğer tehditlerin devam etmesi anlamına geleceğini ifade etti.
Tahran'ın müzakere sürecinde hızlı bir esneklik göstermemesi durumunda, sınırlı bir Amerikan askeri saldırısı olasılığının yüzde 50'nin biraz üzerinde olduğunu öngören Baram, etkili bir nükleer anlaşma durumunda "varoluşsal tehdidin" azalacağını ancak füze ve vekil güç tehdidinin süreceğini, bunun da savunma sistemlerine daha fazla yatırım yapılmasını zorunlu kılacağını belirtti.
Askeri hazırlıklar cephesinde ise ABD Füze Savunma Ajansı, füze ve insansız hava araçlarını imha etmek için tasarlanan "Davut Sapanı" (David's Sling) sistemi üzerinde İsrail ile birlikte başarılı denemeler yapıldığını duyurdu.
Açıklamada, son iki yıldaki muharebe operasyonlarından elde edilen verilerin denemelerde kullanıldığı ve bunun füze savunma sisteminin geliştirilmesinde bir dönüm noktası olduğu vurgulandı.
İsrail Savunma Bakanlığı da tehditlere karşı hazırlık seviyesini artırmak amacıyla aynı sistem üzerinde bir dizi test gerçekleştirildiğini açıkladı.
Reuters haber ajansı, ABD'nin Suriye'nin doğusundaki Tenef üssünden çekilen güçlerini Ürdün'e kaydırdığını bildirirken, Wall Street Journal'a konuşan yetkililer Pentagon'un ikinci bir uçak gemisi grubuna Orta Doğu'ya intikal için hazır olma talimatı verdiğini aktardı.
Habere göre Trump, önümüzdeki saatlerde ABD'nin doğu kıyısından kalkış yapacak bu güçler için resmi emir yayınlayabilir.
Kanal 12 ise iki taraf arasındaki temaslara rağmen ABD'nin İran'a karşı olası bir çatışmaya hazırlık olarak "büyük bir saldırı gücü" konuşlandırmaya devam ettiğini bildirdi.
Haberde, Orta Doğu'ya F-35A hayalet uçaklarının sevk edilmek üzere olduğu, ayrıca aralarında bir tanesi yakın zamanda Ürdün'deki Muvaffak es-Salti Hava Üssü'ne ulaşan üç filo F-15E uçağının bölgede bulunduğu kaydedildi.
Bunların yanı sıra A-10 yakın hava destek uçakları, E/A-18G elektronik harp uçakları ve diğer savaş uçaklarının bölgede konuşlandığı; denizde ise Abraham Lincoln uçak gemisinin F-35C hayalet uçakları, F/A-18E/F savaş uçakları ve ek elektronik harp uçaklarıyla görev yaptığı belirtildi.