
YDH - ABD Adalet Bakanlığının (DOJ), geçtiğimiz yıl askeri personele yasa dışı emirlere uymama çağrısı yapan bir video yayımlayan altı Demokrat milletvekili hakkında hazırladığı iddianame taslağı federal büyük jüri tarafından reddedildi.
Aralarında Arizona Senatörü Mark Kelly ve Michigan Senatörü Elissa Slotkin'in de bulunduğu isimlere yönelik bu hamle, Cumhuriyetçi senatörler arasında dahi tepkiyle karşılandı.
Cumhuriyetçi hukukçular ve kıdemli senatörler, "hukuk savaşı" (lawfare) olarak nitelendirdikleri bu sürecin başarısızlıkla sonuçlanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.
The Hill gazetesinin aktardığına göre Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Roger Wicker, büyük jürinin doğru bir karar verdiğini belirtti.
Yargı Komisyonu üyesi Thom Tillis ise daha sert bir dil kullanarak, demokrat meslektaşlarını hedef alan bu girişimi "hukuk savaşı" olarak adlandırdı ve jürinin girişimi "gerçekte olduğu gibi" görmesini takdirle karşıladı.
Tillis, siyasi amaçlarla yargı sisteminin araçsallaştırılmasının Amerikan adalet sistemine zarar verdiğini vurgulayarak, "Siyasi hukuk savaşı normal değildir, kabul edilemez ve durdurulmalıdır" uyarısında bulundu.
Cumhuriyetçi senatörlerin bir kısmı, davanın içeriğinden ziyade anayasal sürece odaklandı. Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley, federal savcıların seçilmiş senatörlerin siyasi söylemleriyle uğraşmak yerine toplum güvenliğini sağlamaya odaklanması gerektiğini kaydetti.
Senatör Lisa Murkowski ise yönetimin oturmuş milletvekillerini "suçlu" ilan etme çabasını "pervasız" ve "cezalandırıcı" bir yaklaşım olarak tanımladı.
İsmini açıklamayan bir Cumhuriyetçi senatör, bu iddianame girişiminin ABD Anayasası'ndaki "İfade ve Tartışma Maddesi"ni (Speech or Debate Clause) ihlal ettiğini belirtti.
Söz konusu soruşturma süreci, Başkan Donald Trump'ın videoda yer alan Demokratları "vatana ihanet" ve "isyan" ile suçlayarak idamla cezalandırılmaları gerektiğini savunmasının ardından ivme kazanmıştı.
Demokrat senatörler Kelly ve Slotkin, iddianame girişimini medyadan öğrendiklerini ve savcılık makamının kendilerine yöneltilen suçlamalar hakkında önceden bilgi vermediğini ifade etti.
Kelly, büyük jürilerin genellikle savcılık taleplerini reddetmediğini hatırlatarak, bu kararın yargı bağımsızlığı adına kritik bir dönemeç olduğunu vurguladı.