
YDH - Neriman Alluş’un Filistin ile olan anılarını anlatmaya kelimeler yetmiyor. Alluş, Kudüs Tugayları'nın Kuzey Gazze Tugayı Komutanı olan ve bu ayın başında İsrail tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybeden Ali er-Rezayine’nin annesi.
70 yaşındaki Alluş'un, şehit oğluna veda ettiği anlar, Güney Lübnan’dan Filistin’in güneyine uzanan ve kanla yazılmış bir hayat hikayesini yeniden gündeme taşıdı.
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah mezarlığında, kefene sarılı oğlunun başında son kez bekleyen Alluş, Lübnan’ın güney şivesiyle "Burada kimsem yok, ne kardeşim ne babam yanımda" diyerek vedasını şu sözlerle gerçekleştirdi: "Güle güle git Ali, babana ve senden önce giden çocuklarına selam söyle."
Bu zorlu veda, işgal altındaki Filistin’in kuzeyindeki el-Celil bölgesine komşu Hunin kasabasından gelen Alluş’un yıllardır kapanmayan yaralarını yeniden açtı.
Alluş’un hayatı, İsrail tarafından aranan bir fedaî ile evlenmesiyle başlamış, eşinin izinden giden oğullarıyla Gazze’de devam etmişti.
El-Ahbar gazetesine konuşan Neriman Alluş, Gazze sahilindeki dalgaları izlerken hikayesini anlatıyor:
"1976 yılında Lübnan’ın güneyinde Filistin devrimi saflarında savaşan Fethi ile tanıştım. Birbirimizi sevdik, Filistin ve devrim tutkusuyla birleştik, 1977 yılında evlendik. Bir gün bile normal bir hayatımız olmadı; kargaşa, gerginlik, arkadaşlara veda ve liderlere yönelik suikastlar günlük rutinimizdi."
Eşi Ebu Mustafa ile birlikte Tel el-Zaater ve Burc el-Baracne kamplarında yaşayan Alluş, 1981 yılında, Beyrut’un işgalinden bir yıl önce ikiz çocukları Mustafa ve Ali’yi dünyaya getirdi.
Lübnan’daki iç savaş ve kamp savaşları sırasında birçok sevdiğini kaybeden Alluş, İsrail’in vahşetine de yakından tanıklık etti. Sabra ve Şatilla ile Güney Lübnan köylerindeki katliamların izlerini, 1994 yılında eşi ve yedi çocuğuyla Gazze’ye dönene dek hafızasında taşıdı.
Gazze’ye dönüş süreci de kolay olmadı. Alluş, Beyrut’tan Yemen’e giden Filistinli fedaîlerle birlikte ayrılan eşinden ayrı, çocuklarını tek başına büyüttü.
Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye gelişiyle ailesiyle yeniden birleşen Alluş, Lübnan’ın Burc el-Narace ve Nebatiye bölgelerinden Gazze’nin Cebaliye ve Beyt Lahiya bölgelerine uzanan yeni bir hayata başladı.
İkinci Aksa İntifadası’nın başlamasıyla Neriman Alluş’un oğulları Ali ve Hüseyin direnişe katıldı.
Kuzey Gazze’deki her İsrail kara harekatında isimleri anılan iki kardeş, annelerinin ifadesiyle kendi yollarını kendileri seçti.
Gazze’de beş savaş gören Alluş için oğlu Ali, her zaman İsrail’in suikast listesindeki "bir numaralı hedef" oldu.
Ali er-Rezayine, 2014 ve 2021 savaşlarının yanı sıra 2022 yılındaki gerilimlerde de birçok suikast girişiminden kurtuldu.
2014 yılındaki saldırılarda Beyt Lahiya’daki evi bombalanan ve çocukları yaralanan Alluş, o günleri şöyle anlatıyor:
"Bana evin vurulduğunu söylediklerinde, 'Ali ve Hüseyin’in ayakkabısındaki toz kadar değeri yok' dedim. Ali’ye ulaşmak için evleri başımıza yıktılar; hepimiz yaralandık, kızlarım Amal ve Gade’nin bacakları koptu."
7 Ekim’den bu yana büyük acılar çeken Alluş, aylarca oğulları Hüseyin ve Ali’yi göremedi.
Cibaliya kampında onları bir anlığına görebilme umuduyla günlerini geçirdiğini belirten Alluş, "Sekiz ay boyunca onları görmedim. Bir fırsat olduğunda arkadaşları bana işaret etti, sadece bir dakika uzaktan bana el salladı ve gitti" dedi.
Cebaliye’ye yönelik üçüncü kara harekatı sırasında oğlu Hüseyin sahada yaralandı ve bacağı ampute edildi. Hüseyin, Kemal Advan Hastanesi’nden gözaltına alınarak esir edildi.
Öncesinde ise Ali’nin küçük oğlu Bera, Şifa Hastanesi’ne düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. Alluş, savaşın ortasındaki bu tabloyu "Hüseyin’in esir düşmesine karşın Ali’nin hayatta kalmasıyla avundum" sözleriyle özetliyor.
Alluş, Lübnan asıllı olmasıyla ve Lübnan halkının Gazze’ye verdiği destekle gurur duyduğunu ifade ediyor.
Seyyid Hasan Nasrullah’ın hayatını kaybetmesinin ardından, Filistin için verdikleri her türlü fedakarlığın az kaldığını hissettiğini belirtiyor.
Şu an Deyr el-Belah’taki bir çadırda yaşayan Neriman Alluş, hikayesinin henüz bitmediğini kaydederek sözlerini şöyle tamamlıyor:
"İsrailliler hikayenin bittiğini sanıyorlar ama hayır. Gazze ve Lübnan’daki binlerce yetim büyüyecek ve babalarına, annelerine ne olduğunu soracaklar. Onları İsrail’in öldürdüğünü öğrenecekler. İsrail, bu kadar kandan sonra bir neslin kendisini çiçeklerle karşılayacağını sanıyorsa büyük yanılıyor. Filistin davası ölmez ve zulmün bir sonu vardır."