
YDH – The Guardian’da yayımlanan bir başyazıda, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen yeni idari düzenlemelerin, fiili ilhaka doğru “ciddi bir tırmanışa” işaret ettiği belirtildi. Yazıda, İsrailli yetkililerin Filistin devletini açık biçimde reddettiği vurgulandı.
Gazetenin değerlendirmesinde, arkeolojik alanların korunması, “su hırsızlığının” önlenmesi ve arazi alımlarının kolaylaştırılması gibi gerekçelerle sunulan son bürokratik adımların, Batı Şeria’daki statükoyu köklü biçimde değiştirmeyi hedefleyen daha geniş bir siyasi yönelimin parçası olduğu ifade edildi. Bu adımların, İsrail’in bölge üzerindeki kontrolünü idari ve hukuki araçlarla derinleştirdiği kaydedildi.
İsrail Güvenlik Bakanı Israel Katz, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile birlikte yaptığı ortak açıklamada, “Filistin devleti fikrini öldürmeye devam edeceğiz.” dedi.
Başyazıda, bu ifadenin söz konusu idari düzenlemelerin gerçek amacını açıkça ortaya koyduğu değerlendirmesine yer verildi.
Gazeteye göre, dünya kamuoyunun Gazze’de yaşanan “yıkıma ve kitlesel ölümlere” odaklandığı bir dönemde, Batı Şeria’daki yerleşimciler etnik temizlik kampanyalarını yoğunlaştırdı.
Artan ölümler, baskı ve fiili zorlamalar
Haberde, Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü, bunların yaklaşık beşte birinin çocuk olduğu aktarıldı.
Bunun yanı sıra, çok sayıda Filistinlinin “sürekli taciz, ekonomik boğma politikaları, altyapının sistematik biçimde tahrip edilmesi ve askeri baskınlar” sonucunda evlerinden zorla çıkarıldığı ifade edildi.
Başyazıda, bu sürecin “geniş coğrafyalarda Filistinli varlığının tamamen silinmesine” yol açtığı belirtildi.
Guardian, İsrail devletinin bu süreçte yalnızca “seyirci” olmadığına dikkat çekti. Yerleşimcilere özgü askeri birliklerin “kanunsuz milisler” gibi hareket ettiğine dair daha önce yayımlanan haberlere atıf yapıldı.
Ayrıca, İsrail basınından aktarılan bilgilere göre, ordunun yerleşimcilerin talebiyle Filistinlilerin kendi topraklarını sürmesini engellediği, bunun hem geçim kaynaklarını ortadan kaldırdığı hem de arazi gaspının önünü açtığı kaydedildi.
Seçimler öncesi “bürokratik” değişim
İsrail’in aylar içinde seçimlere gitmeye hazırlandığı bir dönemde, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun aşırı sağcı koalisyon ortaklarının “zamana karşı yarıştığı” ifade edildi.
Başyazıda, sahadaki fiili durum büyük ölçüde değiştirilmiş olsa da güvenlik kabinesi tarafından kabul edilen son idari düzenlemelerin “bürokratik” nitelikte olduğu belirtildi.
Bu düzenlemelerin, arazi alımına yönelik sınırlı kısıtlamaları ortadan kaldırdığı, zorla toprak edinimini kolaylaştırdığı ve Batı Şeria’nın A ve B bölgelerinde Filistin yönetiminin zaten sınırlı olan idari otoritesini fiilen işlevsiz hale getirdiği aktarıldı.
Gazete, bu sürecin artık kademeli yerleşim genişlemesinin ötesine geçerek, yapısal bir ilhak aşamasına evrildiğini yazdı.
Uluslararası tutum ve eylemsizlik
Başyazıda, Beyaz Saray’ın ilhaka karşı olduğunu yinelediği, ancak Netanyahu ile Washington’da yapılan görüşmelerin esas olarak İran dosyasına odaklandığı ifade edildi.
Gazeteye göre, ABD Başkanı’nın Filistin meselesine yaklaşımı büyük ölçüde Gazze ile sınırlı kaldı ve Batı Şeria’daki gelişmeler bu çerçevede ele alınmadı.
ABD destekli bölgesel girişimlerde yer alan Arap ve İslam ülkelerinin, söz konusu adımların “şiddeti körükleyeceği, çatışmayı derinleştireceği ve bölgesel istikrar ile güvenliği tehlikeye atacağı” yönünde uyarıda bulunduğu aktarıldı.
Gazze’de ilan edilen ateşkesin, İsrail ordusunun Filistinlileri öldürmesini durdurmadığına dikkat çekilen yazıda, bu durumun diğer hükümetler üzerindeki siyasi baskıyı azalttığı kaydedildi. İngiltere’nin adımları “şiddetle kınadığı”, Avrupa Birliği’nin ise yaptırımların “hâlâ masada olduğunu” açıkladığı ancak harekete geçmekte isteksiz davrandığı belirtildi. “İsrail” içindeki muhalefetin ise yalnızca sınırlı bir kesimle sınırlı kaldığı ifade edildi.
Gazze, uluslararası kurumlar ve hukuki kararlar
The Guardian, Batı Şeria’daki gelişmelerin Gazze’de süren insani felaketten ayrı ele alınamayacağını vurguladı.
Yazıda, Trump yönetiminin Gazze için “göz kamaştırıcı bir gelecek” tasvirleri sunduğu bir dönemde, sahada açlık ve çaresizliğin sürdüğü belirtildi.
Bu kapsamda, işgal altındaki Doğu Kudüs’te Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) merkezinin yıkılması ve Sınır Tanımayan Doktorlar dahil olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunun işgal altındaki Filistin topraklarından çıkarılması hatırlatıldı.
Başyazıda, Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 yılında İsrail’in yasa dışı işgalini mümkün olan en kısa sürede sona erdirmesi gerektiğine hükmettiği anımsatıldı.
Geçen yıl Gazze’deki gelişmelerin yol açtığı uluslararası öfke sonucu, aralarında İngiltere’nin de bulunduğu bazı hükümetlerin Filistin devletini tanıma yönünde adımlar attığı, ancak bu “sembolik açıklamaların”, somut ve bağlayıcı önlemler alınmadığı sürece giderek daha boş hale geldiği ifade edildi.
Gazete, “gerçek adımların ertelenemeyeceğini”, çünkü İsrail hükümetinin sahada beklemediğini vurgulayarak yazıyı sonlandırdı.