
YDH- Somaliland, dünyanın en yoksul bölgelerinden biri olmasına rağmen, Afrika Boynuzu’nda Afrika kıtası ile Ortadoğu’yu birbirine bağlayan stratejik bir konumda yer alıyor.
Middle East Eye’deki makaleye göre, bu konum, özellikle son aylarda bölgeyi güçlü aktörlerin odağı haline getirdi.
Makalede, Aralık 2025’te İsrail’in Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk Birleşmiş Milletler üyesi ülke olduğu ve bu adımın uluslararası alanda geniş eleştirilere yol açtığı belirtildi.
Aynı dönemde Birleşik Arap Emirlikleri ile Suudi Arabistan arasında Somaliland üzerinden gerilim yaşandığı, iki ülkenin Yemen ve Sudan’daki savaşlarda karşıt tarafları desteklediği aktarıldı.
Ocak ayında Suudi Arabistan’ın, BAE'yi vatana ihanet suçlamalarıyla karşı karşıya olan Yemenli ayrılıkçı lider Aydarus ez-Zubeydi'nin Abu Dabi'ye gitmeden Somaliland’a götürmekle suçladığı bildirildi.
Bu iddialara sert tepki gösteren Somali’nin, Somaliland’daki BAE’ye ait ticari ve askeri sözleşmeleri feshettiği, ancak Mogadişu’nun bölge üzerindeki fiili kontrolünün sınırlı olduğu kaydedildi.
Somaliland’ın tarihi ve statüsü
Makalede, Somaliland’ın Somali’nin kuzeyinde yer alan ve 1991’de tek taraflı bağımsızlık ilan eden özerk bir bölge olduğu hatırlatıldı.
İsrail’in Aralık 2025’teki adımına kadar hiçbir BM üyesi devletin Somaliland’ı resmen tanımadığı belirtildi.
Somali hükümetinin bölge üzerinde sınırlı bir nüfuza sahip olduğu, Somaliland’ın ise kendi anayasası, para birimi, devlet kurumları ve ordusuyla fiili bir yönetim yapısı kurduğu aktarıldı. Nüfusun yaklaşık altı milyon olduğu, bunun yaklaşık bir milyonunun başkent Hargeisa’da yaşadığı ifade edildi.
1884 ile 1960 yılları arasında Somaliland bölgesi, İngiltere yönetiminde “Somaliland Protektorası” olarak idare edildiği; bölgenin, İtalyan Somalilandı (bugünkü Somali) ile Fransız Somalilandı (günümüzde Cibuti) arasında yer aldığı aktarıldı.
26 Haziran 1960’ta Somaliland’ın İngiltere’den bağımsızlığını kazandığı, beş gün sonra ise İtalyan Somalilandı ile gönüllü olarak birleşerek Somali devletinin kurulduğu belirtildi.
Makalede, nüfusun büyük bölümünü oluşturan İsak kabilesinin, Siad Barre liderliğindeki askeri diktatörlük döneminde ağır baskılara maruz kaldığı kaydedildi.
1987-1989 yılları arasında yaklaşık 200 bin kişinin öldürüldüğü bir katliam sürecinin yaşandığı, Barre rejiminin devrilmesinin ardından Somaliland’ın 1991’de bağımsızlık ilan ederek 1960 birleşmesini “geçersiz” saydığını duyurduğu aktarıldı.
Bölgesel istikrar ve güvenlik boyutu
Middle East Eye, Somaliland’ın o tarihten bu yana iç savaşla sarsılan Somali’ye kıyasla daha istikrarlı bir yapı sergilediğini, ancak doğu bölgelerinde Puntland ile sınır ve yetki ihtilafları yaşandığını aktardı.
Puntland’ın 1998’de özerklik ilan ettiği, ancak Somaliland’dan farklı olarak tam bağımsızlık hedeflemediği belirtildi.
Makalede, Somali’nin büyük bölümünün el-Şebab’ın kontrolünde olduğu, bu grubun Somaliland’da ise sınırlı bir varlığa sahip olduğu ifade edildi. Buna karşın Somaliland’ın ayrılmasının, diğer ayrılıkçı hareketleri teşvik edeceği endişesiyle uluslararası alanda uzun süredir destek görmediği kaydedildi.
İsrail’in tanıma kararı ve “İbrahim Anlaşmaları”
Middle East Eye’ye göre, 26 Aralık 2025’te İsrail’in Somaliland’ı tanıması, bu tabloyu değiştiren bir dönüm noktası oldu.
Makalede, bu adım karşılığında Somaliland yönetiminin, ABD öncülüğünde geliştirilen “İbrahim Anlaşmaları”na katılmayı kabul ettiğinin bildirildiği aktarıldı.
Fas, Bahreyn ve BAE’nin 2020-2021 yıllarında İsrail ile ilişkileri “normalleştirdiği”, Sudan’ın ise iç savaş nedeniyle anlaşmayı onaylamadığı hatırlatıldı.
Somaliland’da söz konusu anlaşmanın, kutlamaların yanı sıra, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 72 binden fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiği belirtilen İsrail saldırılarına karşı düzenlenen protestolara da sahne olduğu balirtildi.
Makalede, Somaliland’ın İsrail için Afrika Boynuzu’nda ticari ve askeri açıdan önemli bir ortak sunduğu, özellikle Bab el-Mendeb Boğazı’na yakınlığının dikkat çektiği ifade edildi. Bu boğazdan küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 30’unun geçtiği kaydedildi.
Askeri işbirliği ve üs tartışmaları
Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullahi’nin 6 Şubat’ta “İsrailli bir şirkete liman tahsis edilmesi ihtimalini dışlamadığını” söylediği aktarıldı.
İsrail şirketlerinin yurtdışında liman işletmeciliği konusunda sınırlı deneyime sahip olduğu belirtildi.
Makalede, olası bir askeri koordinasyonun, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenleyen Ensarullah’a karşı İsrail’e “avantaj” sağlayacağı ifade edildi. İsrail’in tanıma kararının ardından Somalilandlı yetkililerin İsrail askeri üssü kurulmasını görüştüğü, Hargeisa’nın daha önce bu yöndeki planları yalanladığı hatırlatıldı.
Ayrıca Associated Press’e dayandırılan bilgilere göre, Somaliland’ın İsrail ve ABD ile “yerinden edilmiş Filistinlilerin bölgeye yerleştirilmesi” konusunu görüştüğü, ancak Somaliland yönetiminin bu iddiayı resmen reddettiği aktarıldı.
Somali’nin tepkisi ve uluslararası yankılar
Makalede, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un İsrail’in tanıma kararını “egemenliğe ve toprak bütünlüğüne yönelik varoluşsal bir tehdit” olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Mahmud’un, Somaliland’da bir İsrail üssü kurulması halinde “Somali’nin buna karşı koyacağını” söylediği ifade edildi.
30 Aralık’ta Mogadişu’da binlerce kişinin kararı protesto ettiği, Somali Dışişleri Bakanı Abdusselam Abdi Ali’nin ise bu adımın “bölgesel güvenliği tehlikeye attığını ve silahlı grupları cesaretlendirdiğini” söylediği aktarıldı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 26 Aralık’ta New York Post’a verdiği demeçte ABD’nin Somaliland’ı tanımaya “henüz hazır olmadığını” söylediği, ancak BM Güvenlik Konseyi’nde ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün İsrail’in “diplomatik ilişki kurma hakkını” savunduğu kaydedildi.
Bölgesel ve küresel tepkiler
Makalede, Arap Birliği, Afrika Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi’nin İsrail’in adımını kınadığı, Suudi Arabistan’ın Somali’nin “birliği ve toprak bütünlüğüne” desteğini yinelediği belirtildi.
Türkiye’nin de kararı, “bölgesel ve küresel istikrarsızlık yaratan hukuksuz bir adım” olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Katar, Mısır, Cibuti, Eritre ve Çin’in de karara karşı çıktığı; Ensarullah’ın ise Somaliland’daki herhangi bir İsrail askeri varlığını “meşru hedef” sayacaklarını duyurduğu bildirildi.
Makalede, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ise İsrail’in tanıma kararını açıkça kınamayan nadir ülkelerden biri olduğu, Somaliland’daki Berbera Limanı ve askeri varlık üzerinden bölgeye nüfuz etmeye devam ettiği aktarıldı.
Middle East Eye’deki makale, Somaliland’ın artan jeopolitik öneminin, bölgeyi yalnızca Afrika Boynuzu’nun değil, Ortadoğu dengelerinin de merkezine yerleştirdiğini vurgulayarak sona erdi.